T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ölümlerden ölüm beğensinler...

WASHINGTON- Sevdiğiniz bir filmi tekrar tekrar izleyenlerden, etkilendiğiniz bir tiyatro eserine bir daha bir daha gidenlerdenseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız: Kemal Derviş aslında hep aynı şeyi söylüyor; bütün konuşmalarını iki paragraflık bir özete indirgemek mümkün: "Benden mucize beklemeyin; Türkiye'nin sorunları başka ülkelerde değil Ankara'da çözülür" diyor... Şunları da: "Sorunun kaynağına inip devletin israfını ve hortumlanmasını engelleyecek yapısal değişiklikler gerçekleştirilmezse, dışarıdan para da aksa, ekonomi düzelmez."

Ankara'da her fırsatta karşısına geçtiği kameralar önünde söylediklerini, Washington'da İngilizce tekrarlamakla yetindi Kemal Derviş; sonra yine kameralar karşısına geçip aynı çerçevenin dışına asla taşmayan bildik sözlerini bir kez daha Türkçe ifade etti. Görüştüğü IMF, Dünya Bankası ve ABD Hazine yetkililerine farklı bir tablo çizmediğine dair iddiaya girmek hiç zor değil.

Amerikalıların ortalığa saçabileceği, Türkiye'nin kara deliklerini kapatmada kullanılacak bol paraları yok; hele ABD'de de 'ekonomik kriz' beklentisi içine girildiği şu günlerde... Para olsa bile, Amerikan yönetimi, anayasası gereği, "Ha" deyince bir başka ülkeye kredi açamıyor; yabancı ülkelerle ilgili finansman kararının Kongre'den geçmesi şart. Kongre Türkiye için çıkmaz sokak; çünkü lobilerin yardımı engellemesi işten değil... Dünya Bankası ve IMF'de ise, herkesin bildiği gibi, "Daha önceki fırsatları çarçur eden bir ülkeye yeni bir fırsatı neden verelim?" sorusuna cevap bulunamadığı anlaşılıyor. Kemal Derviş'e 'kurtarıcı' diye sarılmakta tereddüt etmeyen bizlerle karşılaştırıldıklarında, Washington'da yaşayanlar, "Bir çiçekle bahar olmaz" sözünü daha iyi anlamlandırabiliyorlar.

Sorunun kaynağını kurutmanın asgari bazı şartları var; Derviş, konuşmalarında, bunların "15 kadar yeni yasa veya küçük yasa değişikliği" olduğunu söylüyor. Türkiye'yi israf ve yolsuzluğun söz konusu olmadığı, içeride mâkul ölçülerle borçlanabilen bir ülke haline getirecek değişikliklerden sonra, Washington'dan da 'mâkul miktarda bir mâlî kaynak' bulunabileceği iddiasında. Telâffuz ettiği rakam "12 milyar dolar..." Bir ara, "O yüksek rakamlar nereden çıktı anlamıyorum" dedi Derviş; "30 milyar dolar vermeye kalksalar, çocuklarımız ve torunlarımızı düşünerek, o kadar parayı kabul etmememiz gerekir..."

Benzer sorunlarla karşılaşmış Arjantin'de, bizdeki gibi 'çıpalı kur' uygulaması krize yol açınca, kur, yine bizde olduğu gibi 'dalgalanmaya' bırakılmıştı. Ülkesini düzlüğe çıkarmak üzere koşan Arjantinli Dünya Bankası başkan yardımcısı başarılı olamayıp geçen hafta istifa ettiğinde, ülke, yeni bir ekonomik depremle karşılaştı. Arjantin'in 'kurtarıcısı' üç ayda başarısız oluverdi. Kemal Derviş bu örneği biliyor elbette, "Uyarmadı demeyin" mesajları bu yüzden... Washington'da doğaçlama sayılabilecek tek unsur, "Ev ödevimizi nisan ortasına kadar tamamlayamaz ve beklediğimiz kaynağı bulamazsak eylül-ekimde yeni bir krizle karşılaşmaya hazırlanalım" cümlesi oldu.

Washington'da görüştüğü yabancıların kendisini arkalayan siyasi iradenin samimiyetinden kuşku duydukları açık; o sebeple vâdeler fazla uzun olmuyor. "Nisan ortasına kadar tamamlanması gereken ev ödevi" içerisinde yer alan yasa değişiklikleri elbette yapısal düzeltmeyi amaçlıyor; ama 15 gün gibi çok kısa bir zamanda gerçekleşmesinin istenmesi, Türkiye'deki 'çarpık' siyasi sistemi sınamayı da hedefliyor. "Koalisyon liderleri, gruplarını, istenen yasa değişikliklerini Meclis'ten geçirmeyi sağlayacak biçimde motive edecekler mi bakalım?" Düşünce, belli ki, bu...

Washington'dan Ankara'ya bakınca, siyasilerin böylesine temel bir kararı almakta zorlanacakları hemen görülebiliyor. İstenen değişikliklerin bir bölümü 'siyaset-devlet hazinesi' ilişkisini temelinden koparıyor; bir bölümü kamu bankalarını siyasilerin elinden alıyor, 'devlet olma hakkı' içerisinde görülen para basmayı iktidarların keyfine bırakmayan yasa değişikliği de söz konusu. Bunlara "Evet" deyip gerçekleşmeleri için kolları sıvamak, pek çok politikacı için politikada bulunma sebebinin ortadan kalkmasına yol açacağı için intihar anlamına geliyor... "Hayır" denildiği taktirde eylül-ekimde daha beter bir ekonomik kriz kapıda...

Bu filmin adını siz koyun...


28 Mart 2001
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED