T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Tarih onu yazacak

İnci Asena'nın hazırladığı "20. Yüzyılda Yazınımıza El Verenler" kitabında, 70 ünlü yazarın akrilik boya ile çıkarılan el izleri yer alıyor.

Turgut Özal'la öğrencilik yıllarında tanışan ve daha sonraki yıllarda da yolları hep kesişen Engin Güner'le, dış politika olaylarından ANAP'taki tartışmalara kadar Özal dönemini geniş bir kapsamla anlatan kitabını ve Turgut Özal'ı konuştuk.

Gözlemlerinize göre Özal nasıl bir insandı?

Özal, herşeyden önce hümanist bir insandı. İnsanı en yüce varlık olarak görürdü. Kimsenin kalbini kırmamaya çok dikkat ederdi ve çok inançlı biriydi. Bulunduğu yere basamak basamak yükselerek gelmişti, öyle paraşütle tepeden inme gelmemişti. Bunun verdiği büyük bir tecrübe ve bilgi birikimi vardı. Olaylara doğru teşhis koyar, doğru çözümler üretirdi. Türkiye'ye yaptırdığı değişimler, reformlar da bu yüzden başarılı olmuştu. Bir de çok karizmatik bir kişiliğe sahipti. Vizyon sahibiydi, otuz kırk yıl sonrasını düşünerek hareket eden bir kafa yapısı vardı.

En çok hangi özelliği öne çıkardı?

Özal'ın insancıl yönleri dışında asıl önemli olan şey bu devlete yaptığı hizmetlerdi. Ben Özal'ı cumhuriyet döneminde gelmiş geçmiş en önemli devlet adamlarından biri olarak görüyorum. Siyasi ve ekonomik alanda birçok reform ve değişim gerçekleştirmiş olması Özal'ın beni en çok etkileyen yönleri. Onun tabuları yıkması, bunların üzerine o zamana kadar alşılmamış bir biçimde büyük bir cesaretle gitmesi ve bunları değiştirmesi, gerçekten de ekonomide büyük yapısal reformlar yapması gibi özellikleri... Şayet o, bu reformları yapmasaydı bugün Türkiye korkunç bir durumda olurdu. Özal, bir liderde bulunması gereken bütün vasıflara sahipti. Bilgi, tecrübe, insanları dinleme, tekliflere açık olma ve yeniliklere olumlu yaklaşım, vizyon sahibi olma, karizmatik olma... Hiç mi olumsuz özellikeleri yok derseniz, belki en büyük zaafiyeti, insanlara hep hoşgörüyle ve iyi niyetle yaklaşması nedeniyle bazen istismar edilmesi idi.

Örnek aldığı bir lider var mıydı?

Özal herhangi bir lideri kendisine örnek almamıştı. Almanya'da İkinci Dünya Savaşı'nda ekonominin başında bulunan L.Erhard'ı Almanya'nın serbest pazar ekonomisine geçişini sağlayan reformları yaptığı için çok beğenirdi. Başka örnek aldığı kimse yoktu, çünkü o, kendisinin belli bir misyonu gerçekleştirmek için geldiğine inanırdı.

Özal'ın Türk siyasi tarihindeki yeri nedir ?

Bizim millet olarak en büyük eksikliğimiz unutkan olmamız. 70'li yıllarda Türkiye'de hiçbirşey yoktu. Hem ekonomi hem siyaset tam bir kaos içindeydi. Gene Ecevit Hükümeti vardı ve yokluklar içindeydik. Bir de anarşi vardı ve Türkiye o badireyi 80 sonrasında Özal'la atlattı. Büyük bir ivme kazandı, atılım yaptı, dışa açıldı. Gelecekte Türkiye'nin siyasi tarihini inceleyenler muhakkak ki Özal'ı cumhuriyet döneminde Türkiye'ye büyük hizmet yapmış biri olarak göreceklerdir.

Kitabı neden Özal'ın ölümünün ardından değil de yıllar sonra yazdınız?

1996 yılına kadar milletvekiliydim. Kitabı '96 yılı başında beş-altı ay içinde kaleme aldım. Ama hemen yayınlamak istemedim çünkü Özal'ın ölümü çok tazeydi ve siyasi olaylar etkilenebilirdi. Yeterli vakit geçince bütün bunları kendime saklamanın doğru olmadığını düşünüp yayınladım.

Red Kit okurdu

Daha çok siyasi ağırlıklı tarih kitapları okumayı çok severdi. Tarihe çok merak sarmıştı çünkü en iyi otoritenin bilgi otoritesi olduğuna inanırdı. Mesela Körfez krizi sırasında Musul-Kerkük'le ilgili kitapları bulmamızı istedi. Ankara'daki bütün kütüphanelerden bu kitapları bulup getirdik. İnceledi. Özal siyasi ve tarihi kitaplar dışında Red Kit gibi çizgi romanlar okumaktan da çok hoşlanırdı. Özal'ın kendisinin de 'Avrupa'daki Türkiye' adlı bir kitabı bulunmaktaydı ve Mehmet Barlas'a anılarını yazdırmıştı.

1942 Malatya doğumlu olan Engin Güner ODTÜ'de İdari İlimler okudu. Avrupa Konseyi'nin Strasbourg'taki merkezinde

18 yıl boyunca uluslararası yöneticilik yaptı. Özal'ın davetiyle ülkeye dönerek Özel Kalem Müdürlüğü görevini üstlendi.

1991 seçimlerinde ANAP milletvekili olarak Meclis'e girdi. Yeditepe Üniversitesi'nde Uluslararası Kuruluşlar konusunda ders veren Güner, halen Liberal Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcılığı'nı yürütüyor.

Röportaj: Havva Setenay İLHAN

 
'Onuncu Köy'Bienal'de
Her kesimden kadını bir araya getiren 1. İstanbul Kadın Bienali, Onuncu Köy Girişimi'nin katılımıyla devam ediyor. Yasaklara boyun eğmeyenlerden oluşan Onuncu Köy "Kaybolmadık, buradayız' diyor.
Tatlı Bela yeniden
Julia Roberts'a En İyi Kadın Oyuncu Oscarı'nı kazandıran Steven Soderbergh imzalı Tatlı Bela filmi bu cuma günü yeniden vizyona giriyor. Roberts, filmde sözünü sakınmayan bu yüzden de başı dertten kurtulmayan Erin Brockovich adındaki bir kadını canlandırıyor.
Eğirdiler, boyadılar ve sergiliyorlar
Fikret Otyam'ın resimleri ile Filiz Otyam'ın özgün dokumalarının yer aldığı sergi, TESK Sanat Galerisi'nde açıldı. Sergide, Fikret Otyam'ın Anadolu'yu ve özellikle Anadolu kadınının yaşam biçimini konu edindiği 41 resmi ile Filiz Otyam'ın kendi eğirdiği ve boyadığı yünlerle işlediği 7 özgün dokuması yer alıyor. "Kalem ve fırça adamı" Fikret Otyam, bilgi verirken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaptığı röportajlar ve çektiği fotoğrafları hatırlatarak, Türkiye'nin doğusuna olan yakınlığını dile getirdi. Sanatçı, evindeki 5 bin kitabı ve bu sergide yer alan bir resmini, Kültür Bakanlığı'na bağışlayacağını ve bu yolla bir "Fikret Otyam Kütüphanesi" oluşturacaklarını belirtti. Açılış kokteyline katılan Kültür Bakanı Talay, sergideki eserleri çok beğendiğini de belirterek, Otyam çiftinin her zaman özgün ve canlı çalışmalara imza attığını söyledi. Serginin açılışına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, DTP Genel Başkanı İsmet Sezgin ve çok sayıda davetli katıldı.
28 Mart 2001
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED