|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İnsanı deli eden söylemlerden bir tanesi de şöyle.. - Canım bu Tantan iyi adam, hoş adam ama, hep şifreli konuşuyor.. Birilerini suçladığı belli ama, bunların kim olduğunu, açık ve seçik söylemiyor hiç.. Galiba, Tantan'ı şifreli konuşmakla suçlayanlar, haklıymış.. İçişleri Bakanı Tantan, NTV'nin "Gündemdekiler" programında yine konuştu ve şöyle dedi.. - Türkiye'de tekelleşen medya, basın, siyaseti ve idareyi tehdit ediyor. Türkiye'de halkın gerçek anlamda haber alma hakkı yok.. Halkın kendisine verilmek istenilen haberi alma hakkı var.. Halka, yönlendirilmiş haber veriliyor.. Gördüğünüz gibi, İçişleri Bakanı Tantan, yine "şifreli" konuştu.. Kolaysa çözün şifreyi bakalım.. - "Tekelleşen medya ya da tekelleşen basın" ne anlama geliyor? - "Halkın kendisine verilmek istenilen haberi alma hakkı" ile "özgürce haber alma hakkı" arasında, ne gibi bir fark olabilir ki? İçişleri Bakanı, Türk halkının, açık ve seçik söylenilmeyen sözlerden pek bir anlam çıkartamadığını, galiba hâlâ öğrenemedi.. Mesela, en seçkin gazetecilerimiz bile, "tekelleşen medya" kavramını duyunca, bunu Tekel idaresinin ürettiği rakı ve votka ile karıştırabilir.. Ya da bazıları, "medya"yı, "meyva" zannedebilir.. Acaba tekelleşen meyvalar, Sular İdaresi'ni mi tehdit ediyor.. İdare ve siyaseti, neden tekelleşen meyvalar tehdit etsin ki? Ya Tantan'ın, "Gündemdekiler" programında seslendirdiği, şu sözleri nasıl anlamalıyız size göre?. - Tekelleşen medyanın tehdit terörü var. Babıali olarak adlandırılan sistem Babıali'nin kendi menfaat çarkı içinde çökmüş vaziyette.. Eğer bir ülkede Babıali kendi menfaat sistemi içerisinde çökmüşse, o ülkenin önünün açılması mümkün değildir. Çünkü ülkenin önünün açılabilmesi, bilginin halka eksiksiz aktarımına bağlı.. Bilgi insanlara eksik aktarıldığı zaman, halkın gelişmesi mümkün olmaz.. Halkın gelişmesi de, hukuk devletinin ve demokrasinin bütün kurallarıyla işlerlik kazanacağı ve yolsuzluk ekonomisinin kökten biteceği anlamındadır.. Sayın okurlarımız.. Herhalde sizler de, benim gibi, Tantan'ın şifreli sözlerini çözmekte zorlanıyorsunuz.. Acaba Tantan "Babıali" ile, "basın"ı veya "medya"yı mı ifade ediyor?. Yoksa "Babıali"yi söyleyerek, Osmanlı döneminde sadrazamların çalıştığı mekana mı atıfta bulunuyor? Acaba Osmanlı sadrazamları, Babıali'de tekelleşerek, tehdit terörü mü yaratıyorlar? Acaba, tekelci sadrazamlar, padişahı mı terörize ve tehdit ediyor? Bu şifreli ve örtülü ifadelerden, bakarsınız birileri, "tekelleşen medya, siyaseti ve idareyi tehdit edip, terör yaratıyor" gibi anlamlar da çıkartır.. Tantan'ın açık konuşması lazım.. Yok "tapınak şövalyeleri"ymiş, yok "nüfuz ajanları"ymış.. Neden medya tekelleşsin ve kendi menfaat sistemi içine çöküp, idareyi ve siyaseti tehdit etsin ki? Medya banka mı boşalttı? Medya devlet ihalelerine mi girdi?. Medya özelleştirmeden pay mı aldı? Neticede medya, sadece laiklik için mücadele verdi.. Bu sırada kaza ile, bazı şeylere bulaşmış olsa bile, uygar insanlar ve uyumlu bakanlar, bunların sözünü bile etmez.. Sonra neden, bilgi halka eksiksiz aktarılsın ki? "Doğru bilgi" ve "gerçek haber", öyle zırt-pırt ona-buna verilir mi hiç? Tantan açık konuşmalı artık.. Ne demek istiyor Allahaşkına? "Yolsuzluk ekonomisi" ne demek? "Yönlendirilen haber" ne anlama geliyor? Siz bu sözlerden birşey anladınız mı? ŞAKA
Ekol tartışması mı?
Milletvekili Mustafa Bayram Picasso tablosu satmak isterken, başı belaya girdi.. Dokunulmazlığı kaldırılıyor.. Acaba, Mustafa Bayram, Renoir veya Matisse satmak isterken yakalansaydı, başına bunlar gelir miydi? Acaba Türkiye'deki sistem, "kübik sanat"a mı karşı? Milletvekilleri, acaba "empresyonist" ressamlara mı ağırlık vermeli? Ya da "post-modernizm"in dışına çıkılmamalı mı hiç? YERLİ YAPIM
Kötü bir "Gladyatör" kopyası!.
Oscar'ı 5 dalda alan "Gladyatör" hem "en iyi film" seçildi hem de Russel Crowe, "en iyi aktör" ödülünü kazandı.. Şu bizim Kemal Derviş'i de, "Türk gladyatörü" diye, Oscar ödülleri yarışmasına sokamaz mıydık? Adamcağız, yaratılmasında hiç katkısı ve sorumluluğu bulunmayan bir krize çözüm üretmek için, nefes nefese koşuşuyor, dil döküyor, kapı-kapı yardım arıyor.. Çökmüş Türk ekonomisi bir arena.. Ortada "yüksek faiz", "hiper-enflasyon tehlikesi", "reel ekonominin iflası", "bankacılık sisteminin kilitlenmesi" ve sayısız canavar var.. Kemal Derviş de, Amerika'da para bulup, ayakta tutmaya çalışıyor sistemi.. Buna karşı arenanın şeref tribününde, imparator rolünde Ecevit, çevresindeki yardımcısı konsüllerle, meydandaki nafile dövüşü seyrediyor.. Görmediği ve duymadığı şeyleri, ona Konsül Özkan anlatıyor.. Gladyatör Derviş, Amerika'dan para bulamazsa, hepsi birden başparmaklarını aşağı çevirip, "gitsin.. yok olsun" diyecekler.. Ben bu filmi, hiç beğenmiyorum..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |