T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Özkök, Crowe'un Oscar kazanacağını biliyordu

Avustralya'nın varoşlarında büyümüş bir "kenar mahalle çocuğu" için, bir gün Oscar'ı almak "elbette" bir hayal, ancak bir rüya olabilirdi. Gladyatör filminin unutulmaz aktörü Russell Crowe, elindeki Oscar heykeline baktı ve başını kaldırıp seyircilere şunu söyledi:

"Bu, mümkünmüş..."

Ertuğrul Özkök, sabaha karşı yorgun gözlerle Oscar törenlerini izlerken, Crow'un bu cümlesine takılıp kaldı.

"Demek ki" diye düşündü, "Varoşlardan Oscar zirvelerine giden gizli yollar, gizli dehlizler varmış."

Oscar töreninde bu sözleri işittiği zaman, ister istemez biraz gerilere, beş altı yıl öncesine döndü.

"Avustralyalılar" başlıklı çok güzel bir yazı yazmıştı.

O yazıda, varoşlardan, küçük şehirlerden, mütevazı kasabalardan, hatta köylerden, mezralardan çıkıp metropolleri fetheden insanları anlatıyordu. Onların rüyalarından, ihtiraslarından, tırnaklarıyla kazıya kazıya ulaştıkları doruklardan sözediyor ve bir gün belki de Oscar ödülünün, Avustralya'da, Sidney'in varoşlarında büyümüş bir kenar mahalle çocuğuna gideceğini söylüyordu.

Televizyona son kez şöyle bir baktı.

Russell Crowe'un yüzünü dikkatle inceledi.

"Ne kadar tanıdık bir yüz..." diye mırıldandı kendi kendine.

Çevresindeki ne kadar çok insana tıpatıp benzeyen bir ifade...

Crowe'a bakarken, bir taraftan da "Kenar mahallelerden, tren yolu kenarlarından, varoşlardan çıkıp gelen Avustralyalıların ne kadar çok ortak DNA'ları varmış" diye düşünüyordu.

Kimbilir, her gün dünyanın kaç kenar mahallesinde böyle hayaller kurulur, kaçında böyle hayaller bir daha canlanmamak üzere söner.

Bu muhteşem hayalperestlerin bazıları öylesine ihtiraslıdır ki, dünyanın hiçbir sosyal sınıf duvarı, hiçbir kastı onların yolunu kesemez.

Bentlerini çiğner aşarlar.

Enginlere sığmazlar. Toplumsal merdivenin basamaklarını üçer beşer atlarlar.

Yeniden beş altı yıl öncesine döndü.

Aynen şöyle yazmıştı:

"Bentlerini çiğner aşarlar. Çünkü Avustralyalılar top sahalarının kenarında yemin etmişlerdir; hedefe kilitlenmişlerdir. Çevrenize bakın, onları tanıyacaksınız. Avustralyalılık ruhu, her kenar mahalle çocuğunun ana rahmidir. Orada doğarlar, ölmek için yine oralara dönerler."

Crowe'a bakarken, sanki orada tanıdığı Avustralyalıları, "yanlış ve doğru kardeşlerini" seyrediyordu.

Sabaha karşıydı. Uyku gözlerinden akıyordu.

Birdenbire büyük şehirleri fethetmek için İzmir'den yola çıkan çocukluk arkadaşlarını, orada kalanları, fethedilecek ülkeleri orada (İzmir'de) arayanları düşündü.

Ufku daha geniş olanları, menzili daha kısa olanları...

İzmir'in varoşlarında büyümüş bir kenar mahalle çocuğu olarak, "Benim ufkum ne kadar da genişmiş tanrım" diye geçirdi içinden, "Tıpkı Avustralyalı Crowe gibi..."

O da Avustralyalı Crowe gibi bendini çiğneyip aşmış, toplumsal merdivenin basamaklarını üçer beşer atlamış, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Doğan Yayın Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı, Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği Üyesi, Turkish Daily News Şirketi Hissedarı, Doğan Müşteri Hizmetleri Trafik Müşaviri ve en nihayetinde "canlı hayvan kaçakçılığı sanığı" olmuştu.

Oscar ödüllerinin verildiği sahneye baktı.

Daldı.

Dudaklarından şu cümle döküldü.

"Demek ki mümkünmüş..."


28 Mart 2001
Çarşamba
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED