|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bütün olayları ve durumları, sadece siyaset ve sadece hukuk açısından değerlendirmek, galiba çok doğru değil.. Neticede "insanlar" tarafından yaratılan olaylar ve durumları irdelerken, "insan faktörü"nü de ihmal etmemeliyiz.. Öylesine karmaşık bir ruhsal yapısı var ki insanın, bunu anlamaya çalışırsak, belki gözlemlerimiz daha içerikli olabilir.. Örneğin şu "fobi"ler (phobia) var.. "Fobi", ısrarlı, saplantılı ve çoğunlukla akıl dışı bir "korku"dur.. Fobiler, insanı sürekli huzursuzluğa ve yoğun angziyeteye sürükler.. Bazan bu "fobi", bir "uçuş korkusu" olabilir.. "Aeruophobia" denilen uçuş korkusundan uçağa binmeyerek, kurtulabilirsiniz.. Ama bazan fobiler, "panik atak"lara da yol açar.. Nefesiniz daralır, kalp atışlarınızın düzeni bozulur, terler, titrersiniz.. Örneğin sanatçı Kemal Sunal, uçaktaki "panik atak" sonucu vefat etmemiş miydi? Dünyada "uçuş korkusu"na sahip, pek çok ünlü var.. Örneğin caz şarkıcısı Arctha Franklin, şampiyon boksör Muhammed Ali, aktris Cher, Glenda Jackson, şarkıcı Michael Jackson, eski Başkan Ronald Reagan, "aviophobic" kişilermiş.. Çok bilinen fobilerden bazıları şunlar.. Claustrophobia- Kapalı yerde bulunmak korkusu. Acrophobia- Yükseklik korkusu. Ophidiophobia- Yılan korkusu. Agoraphobia- Açık alanlarda bulunmak korkusu. Musophobia- Fare korkusu. Necrophobia- Ölüm korkusu. Bir de, bilinen ama, halk arasında Yunanca veya Latince kökenli adı bilinmeyen korkular var.. Örnek verelim.. Penthereaphobia- Kaynana korkusu. Levophobia- Sol taraftaki herşeyden korkmak. Nostophobia- Eve dönmek korkusu. Ablutophobia- Yıkanmak korkusu. Uzmanların saptayabildiği 700 civarında fobi var tıp kitaplarında.. Acaba bunlardan hangileri, toplum yaşamına fobilerini de yansıtan, bizim siyasetçilerimiz için geçerli olabilir? Aradık.. "Gestapophobia" veya "Jandarmaphobia" ya da "Enerjiphobia" benzeri kavramlara rastlamadık.. Ama şu fobileri bulduk.. Poinephobia- Cezalandırılmak korkusu. Liticaphobia- Dava korkusu. İsolophobia- Yalnızlık korkusu. Katagelophobia- Gülünç olmak korkusu. Autodysomophobia- Kirlilik korkusu. Cleisiophobia- Bir yere kilitlenmek korkusu. Enochlophobia- Kalabalık korkusu. Antropophobia- Toplum korkusu. Atychiphobia- Başarısızlık korkusu. Biliyoruz ki, güncel olaylar, fobilerden bazılarını öne çıkartabilir.. Çünkü fobilerden bazıları "çevre"den kaynaklanır.. Bazıları ise, "içsel"dir, "kalıtımsal"dır.. Örneğin son ekonomik krizde, depresyon şikayetleri ile birlikte, "fobi"lerin ve "panik atak" hastalarının arttığını biliyoruz.. Herşeyin istatistiklerle saptanabildiği Amerika gibi gelişmiş ülkelerde, en yaygın fobilerin hangileri olduğu biliniyor. Örneğin Amerika'da, ruh doktorlarına gidenler, en çok şu fobilerden şikayetçiymiş.. 1-Arachnephobia- Örümcek korkusu. 2-Sociophobia- Sosyal statüyü yitirme korkusu. 3-Aviophobia- Uçak korkusu. 4-Agoraphobia- Açık alan korkusu. 5-Claustrophobia- Kapalı alan korkusu. 6-Emetophobia- Kusma korkusu. 7-Acrophobia- Yükseklik korkusu. 8-Carsinophobia- Kanser korkusu. 9-Brontophobia- Gök-gürültüsü korkusu. 10-Necrophobia- Ölüm korkusu. 11-Cardiophobia- Kalp krizi korkusu. Bizde böyle istatistikler olsaydı, herhalde "kriz-fobisi", "devalüasyon-fobisi", "işsizlik-fobisi" falan ön planda çıkardı.. Bankacılar ve işadamları içinse, herhalde "Kartal-fobisi"ne çok rastlanırdı.. ŞAKA
Atanmışla seçilmiş..
Ah Mesut Yılmaz ah!..
HADİ CANIM SEN DE
Mübarek sanki Yeltsin!..
Bir müzayedede, çok değerli olması gereken antika bir duvar saati, oldukça düşük fiyattan satışa sunulmuş.. Alıcılardan biri sormuş yetkiliye.. -Bu saatin fiyatı neden böyle düşük? Müzayede yetkilisi izah etmiş durumu.. -Bu saatin bir arızası var.. Saat 3'ü gösterdiği zaman, gonk 6 kere çalar.. Bu sırada, gerçek zamanda saat 5'tir.. Bu yüzden bu antika saatin fiyatı düşük.. Mesut Yılmaz'ın "seçilmişler-atanmışlar", "hukukun üstünlüğü" ve benzeri konulardaki çeşitlemelerini dinlerken, hep bu fıkrayı hatırlıyorum.. Bu muhterem zat, sanki Yeltsin gibi yapacak ve Jandarma panzerlerinin üzerine çıkıp, "sivil demokrasi"yi, "militarizm"e karşı savunacak.. Mesut Yılmaz böyle konuştuğu zaman, anlayın ki takvim, "28 Şubat 1997"den farklı bir zamanı gösteriyordur.. "Seçilmişler"in hakkını koruduğu zaman, anlayın ki, "atanmışların hedef tahtası"nda kendisi vardır.. "Hukuk" diyorsa, bu da mutlaka "kendi hukuku"dur.. Bu yüzden Mesut Yılmaz, yalnız ve desteksiz.. Değeri de, bozuk saat gibi düşük..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |