|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Oarabada bir tane de orman mühendisi olsaydı, yolda kalmazdı" dedi telefonda Geyve'deki orman yüksek mühendisi arkadaşım Nihat Tuncal. Dünkü "Mühendislerin arabası" başlıklı fıkra üzerine aramıştı. "Neden" diye sorduk hemen. İzah etti: - Bize okulda o kadar çok şey öğretiyorlar ki, bir orman mühendisinin arabasıyla yolda kaldığı görülmemiştir. "Doğrudur" dedik, hak verdik. Hiç yolda kalmış orman mühendisi görmemiştik. Ardından, ülkenin değişik yerlerine dağılmış olan diğer mühendis arkadaşlardan da telefon gelirse ne yapacağımızı düşünmeye başladık. Astım
Yaşça, yolun yarısına yaklaştığını düşündüğü dönemde, kendisinde bazı rahatsızlıklar hisseder ve doktora gider -yine- adamın biri. Aslında yolun tamamının ne kadar olduğunu tahmin bile edemediğinin farkındadır ama, klasik haline gelen eğilimi kabullenmiştir o da; yani yaş 35'i "yarı yol" olarak görmektedir pek çok kişi gibi. Doktor şikayetlerini dinler, muayene eder ve teşhisi koyar: - Astım. Eğer söz konusu olan kendi sağlığı olmasaydı, "Keşke asmasaydınız doktor bey" diyebilirdi. Fakat çok iyi farkındadır ki şaka yapmanın sırası değildir. Doktor anlatır; şuna dikkat edeceksin, buna dikkat edeceksin, şu ilaçları kullanacaksın vs. Sıra en hassas soruya gelir: - Sigara içiyor musunuz? - Evet. - Ne kadar? - Günde bir paket. - İşte bu olmadı! Çok zararlı... Hele sizin için, herkesten fazla zararlı. Astım ve sigara bir arada olmaz, bırakmanız lazım. Yıllardan beri içtiği sigaradan vazgeçmek kolay değildir. Doktorun "Astım ve sigara bir arada olmaz, bırakmanız lazım" sözleri kafasında bir müddet yankılanır. Sigaraya başladığı ilk günden beri aralıksız içmektedir. Neredeyse yirmi yıl. Bugüne kadar hiç bırakmayı denememiştir. Birkaç saniye içinde yüzlerce sahne geçer gözlerinin önünden. Doktorun sözleri kulaklarında dolaşmaya devam etmektedir. "Astım ve sigara bir arada olmaz, bırakmanız lazım..." - Hangisini? Doktor şaşkınlıkla sorar: - Ne demek hangisini? - Düşünüyorum da sigarayı bırakmak çok zor geliyor. Astımı bıraksam olmaz mı? Olur diyen beri gelsin
En iyi öğretmen, bir vakit sonra kendisine ihtiyaç duyurmayandır. Rahmetli Ahmet Kabaklı'nın vefatından sonra Türk Edebiyatı Dergisi'nin irtifa kaybedebileceği endişesini taşımaktaydım. Yanıldığımı, bu tür bir endişenin yersiz olduğunu görmekten mutluyum şimdi. Muhteva, grafik, kâğıt, baskı... Kısacası her yönden daha iyiye gitmeye devam ediyor. Derginin yeni sayıları, Kabaklı Hoca'nın ne kadar iyi bir öğretmen olduğunu ortaya koyuyor... Mayıs sayısında Bedir Acar'ın Prof. Dr. İlber Ortaylı ile yaptığı röportaj, okunması gereken önemli bir konuşma. "Osmanlı'sız kültür olmaz" diyor Ortaylı. Olur diyen beri gelsin. Gelsin ki karışlayalım alnını. BAŞKANLARIN JÜBİLESİ
Geçenlerde futbolcuların jübilesi üzerine, "şairlerin jübile yapmadıkları" hususuna dikkat çekmiştik. Bir dostumuz, tek cümlelik not göndermiş: "Bizde başkanların da jübilesi olmaz" diyor. O zaten hepimizin malûmu değil mi? Anılar Diyârı
Bu şehirdi, benim ilk hasretim bu şehirdi,
Ne kaybettiyse böyle kaybetti hep bu sersem.
Zor bu düşten kurtuluş; pek dalmasam derine,
Ey yakın insanları bu ıraksı diyârın,
Yüzüm gülümsüyor ya, yeter mutluyum, şenim,
Varsın üstüme tek tek kapansın dış kapılar,
Bekir Sıtkı ERDOĞAN
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |