|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de politikaya ilgi duyan, ama politikaya girmek yerine uzaktan izlemeyi yeğ tutanların en fazla şaşırarak izledikleri parti, MHP'dir.. Çünkü MHP kitlelere, "sert", "tavizsiz", "katı milliyetçi", "kül yutmaz" bir parti izlenimi vermiştir.. Hatta kentli-tarafsız-orta kesimlerin gözünde, MHP'nin gençlik örgütleri (Ülkücüler), bir çeşit para-militer kuruluş şeklinde gözükmüştür.. MHP bu son dönemde iktidara ortak olunca, "sert görünüş"ünü oldukça korudu.. Örneğin, MHP'li bakan Sadi Somuncuoğlu Cumhurbaşkanı adayı olmaya teşebbüs edince, MHP'li milletvekilleri onu, "töreyi çiğnedi" ve "disipline uymadı" gerekçesiyle tartakladılar.. MHP'li milletvekilleri, Tarkan gibi sanatçılara, "geleneklerimize uymuyor" gerekçesi ile, sözlü tacizlerde bulundular.. Ama zaman geçtikçe ve özellikle son dönemde, MHP'nin de, diğer partilerden farkı olmadığı anlaşıldı.. İktidarda kalmak için herşeye boyun eğen, ortaklarının ayıplarını görmezden gelen ve kendi seçmenine verdiği mesajları unutmuş bir parti olduğu ortaya çıktı MHP'nin.. Örneğin önceki gece, İMF'nin zorladığı, Bush'un mektupla vurguladığı ve Derviş'in ön-şart olarak sunduğu "Telekom'da değişiklik" tartışması yapılırken, Devlet Bahçeli'nin Kemal Derviş'e şöyle bir çıkış yaptığı da yazıldı.. - Sayın Derviş.. Siz kimin adamısınız? İnsan bu tür sızdırılmış haberleri okuyunca, ister istemez bir durum değerlendirmesi yapıyor.. Eğer MHP'nin ve Bahçeli'nin, kendi ilkelerine aykırı zorlamalar ve ayıplar konusunda bir hassasiyetleri olsa, Bahçeli'nin Derviş'ten önce Mesut Yılmaz'a çıkışması gerekmez mi? Mesela şöyle birşeyler söylemeli değil mi Bahçeli Mesut Yılmaz'a? - Sayın Yılmaz. Sizinle aynı hükûmette bulunmamız imkansız.. Moskova'da Mavi Akım'ı, Gazprom şirketinden kimseyle görüşmedim dediniz.. Oysa bu görüşmeyi yaptığınız kanıtlandı.. Bizim törelerimize göre, yalan söyleyenlerle birlikte, hiçbir yere gidilmez.. Ya siz ayrılın hükûmetten, ya biz ayrılalım.. Ama bu tür beklentiler, bizim gibi siyasete uzaktan bakan meraklılarda bulunur.. Kimbilir, MHP'nin de ne tür ayıplı durumları var ki, ne olursa olsun, ortaklarına karşı çıt çıkartamıyorlar.. Hani bir öz-deyiş vardır.. - Sırça (cam) köşkte oturan, komşusuna taş atmaz, denilir.. Bu bakımdan, Başkan Bush'un mektubunu da, kuzu kuzu kabullendi MHP.. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, Telekom konusunda ne dediyse, MHP de bunun tam tersini, aynı kanun tasarısı içinde destekledi.. - Sen MHP'ye oy mu verdin? Bütün bunlardan sana ne, demeyin sakın.. Geçen seçimde MHP'ye oy veren sayın okurlarımız, bize, şaşkınlıklarını ve hayal kırıklıklarını sürekli iletiyorlar.. Devlet Bahçeli acaba o suskun, gülmez, ağır görünüşü ile, birşeyleri mi bekliyor?. - Yeter artık.. Bizi de beraberinizde iyice aşağıya çektiniz, mi diyecek acaba birgün?. Ama bazılarına göre, "MHP, sadece kuzu postuna bürünmüş bir kuzu" olabilir.. "Milliyetçilik" falan sadece laf.. Mümkün olsa, dış kaynak almak için, Türkiye'yi kat-karşılığı müteahhide verir gibi, yabancılara teklif edebilir MHP de.. Telekom'la beraber Ulaştırma Bakanlığını da, Enis Öksüz'le birlikte özelleştirseler, Devlet Bahçeli'nin gıkı bile çıkmaz.. Böyle yorumlar da var bu "töre partisi" hakkında.. Neyse.. Bütün bunlar MHP'lilerin meselesi.. Seçmenin önüne çıktıkları zaman ne söyleyeceklerinin derdi, herhalde bize düşmez.. ŞAKA
Acaba nesi eksik?
Herkes "ev" alabilir.. Ama "yuva" sahibi olmak zordur.. Herkes "yatak" alabilir.. Ama "uyku" satın alınamaz.. "Saat" alabilirsiniz, ama "zaman"a sahip olamazsınız.. "Kitap" satın almak, "bilgi sahibi" olmak demek değildir.. "İlaç" alan herkes, "sağlık" satın alamaz.. "Mevki" sahibi olmak, "itibar" sahibi olmak değildir.. KISSADAN HİSSE - Arif olan kişiler; bu gerçeklerden giderek, bir takım yargılara varabilir.. KOKUŞMUŞLUK
Adalet Bakanı da mı ABD'den gelsin?
Hala anlamamakta direniyor bazıları.. Bu "temizlik" de, tıpkı "ekonomi" gibi, uluslararası bir mesele halinde.. Mesut Yılmaz ve diğer bazıları, istedikleri kadar "biz bunu kendi yöntemlerimizle hallederiz" desinler.. Aklınızı başınıza toplayın.. Eski Devlet Bakanı ve Demirel'in siyasi evladı Cavit Çağlar'ı, Amerika neden kelepçeleyip, gönderdi Türkiye'ye?. Yani ille de, Başkan Bush, bu konuda da bir mektup yazıp, "siyaseti ve idareyi kokuşmuşluktan temizleyin" mi demeli? Derviş'ten sonra, Adalet Bakanı ve savcılar mı gelmeli Amerika'dan.. İMF'den sonra, FBİ'a da bir "Niyet Mektubu" verip, "15 günde 15 rüşvetçi politikacıyı tasfiye edeceğiz" mi demeliyiz? Global ortamda, "yerel suçlu" kavramı da yok oluyor.. Bağımsızlık ve egemenlik, "milli rüşvetçiler"i koruyamıyor artık.. Nasıl anlatsak bilmem ki?. Kendine güvenen iktidar sahipleri, Amerika'ya bir gitsinler.. Bakalım, ne şekilde geri dönerler?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |