|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Derviş hareketinin, aynı zamanda siyasetin yeniden yapılanması yönünde uluslararası bir operasyonun parçası olduğunda, Derviş'e taraftar olanların da, karşı olanların da kuşkusu yok. Acaba Derviş, kendisi ile ilgili stratejinin bütününü biliyor mu, bilmiyor mu? Ya, bu uluslararası stratejiyi peşinen kutsayıp Derviş arkasında saf tutanlar, planın bütününü görüyorlar mı? Uluslararası stratejinin Derviş'e oynadığını görseler ve bunun, mutlaka başarı getireceğine inansalar bile, bunun ülkeye bedelinin ne olduğunu tahmin edebiliyorlar mı? Bunları, bu ülkede yaşayanlardan beklenecek asgari samimiyet içinde üzerinde düşünülecek sorular olarak görüyorum. "Uluslararası irade ne yaparsa en iyisini yapar" bağnazlığı içinde değil... Derviş arkasına "o olmazsa para kesilir" gibi bir uluslararası payandayı alarak devreye giren potansiyel bir yeniden siyasî yapılanma aktörü ise, bunun diğer tüm siyasî alanı etkileyeceği de şüphesizdir. Görünen siyasî manzara şu: Güçlü bir siyasî oluşum potansiyeli taşıyan Derviş ve oy potansiyelleri yüzde 10'un altında üstünde dolaşan ötekiler... Oysa Türkiye için, en azından Derviş'in taşıdığı siyasî potansiyel kadar büyüme istidadı taşıyan bir harekete ihtiyaç var. Türkiye için... Bu, en azından yüzde 30'larda bir oy potansiyeli ile buluşma zaruretini ihtiva ediyor. Yani yüzde 30'larda oya ulaşabilme ihtimali bulunmayan hiçbir siyasî oluşumun, Derviş etrafında oluşturulması planlanan bir siyaseti dengelemesi mümkün gözükmemektedir. Kim başarabilir bunu? Ben, şu anki siyasî kadrolar içinde bunu oy tabanı açısından ancak FP camiasının gerçekleştirebileceğini, artı Derviş'in durduğu zemine karşı da gerçek anlamda FP çizgisinin alternatif olabileceğini düşünüyorum. Peki bu mümkün mü? Şu haliyle mümkün olduğunu bana FP'nin şu andaki yönetim kadroları içinde herhangi bir kişi söyleyebilir mi? Sanmıyorum. Ben de, şu andaki FP'nin böyle bir alternatif değer taşıdığını düşünmüyorum. Ama FP camiasının gene de böyle bir görev için en şanslı camia olduğuna inanıyorum. Biraz açalım: FP yüzde 15 civarında bir oyu şu anda da alabilir. Ama bu, Derviş'i dengeleyecek bir oy potansiyeli değildir. Kanaatimce FP'nin şu andaki yapısıyla yüzde 15'in üzerinde oy alması da son derece zordur. Çünkü FP'ye kendi "sağlam oy tabanı" dışında akış olması zordur. Çünkü FP'ye bakınca, dünden daha farklı insanları FP'ye çekecek artı özellikler görülmüyor. FP şayet bölünürse bu yüzde 15 rakamı da aşağılara düşecektir. Çünkü "sağlam oy tabanı" da çatlamış olacaktır. Öyleyse iki şey gereklidir: 1. Mevcut birikimi korumak, 2. Yeni toplum kesimlerine ulaşacak artılar edinmek... Bu ikincisi üzerinde bir hayli düşünmek gerekiyor. Öyle "artılar" edinmek ki, farklı toplum kesimleri bu yeni statü ile buluşmak için heyecan duyabilsinler, yabancılık çekmesinler, daha önce başka bir yerde iseler (ki çoğunluğu öyle olacaktır) FP'ye ilişkin eleştirilerinden kurtulsunlar, buluşmaktan, yanyana durmaktan korkmasınlar, sorunlarının çözüleceğine inansınlar, bu yapının uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin çıkarlarını öne alırken, ülkeyi risklere atmayacağına da inansınlar vs... Bunun yanında, yeni insanlar böyle bir güven duygusuyla hareket ederken, kadim taban da, bir şeylerin elden gittiğini, başkalaşıldığını, misyonun kaybolduğunu düşünmesin... Bir sentezde buluşulsun ki o, bu ülke insanının çok geniş bir kesimiin ortak paydası olsun... Nasıl sağlanabilir bu? FP'nin önder kadroları belki "Yeni FP" diye nitelenebilecek, belki böyle bir konsensüs için gerekirse partinin ismini bile değiştirmeyi göze alabilecek böyle bir açılımı sağlayabilir mi? Bunu sağlayabilecek sembol isimler bulunabilir mi? Henüz FP içinde bulunup da yenilikler arayan "oluşum" nihaî anlamda böyle bir proje içinde midir? Mevcut kadrolardan böyle bir oluşum yontmak mümkün müdür, imkânsız mıdır? "Yeni oluşum"u belki bugün "Büyük oluşum" diye nitelemek de mümkün. Uluslararası sistemin "büyük abanış"ı söz konusu ülke üzerine... Ben bu abanışta "mutlak hayır" bulanlardan değilim. Derviş'e göre denkleri hazırlayanları, bulundukları yerden gülücükler gönderenleri de ibretle izliyorum. Onun için ülkenin savunma seddini oluşturmak gerekiyor. Onun için "büyük oluşum"a ihtiyaç var. Yüzde 15'lerde kalmak, bundan mutlu olmak, yani zayıf muhalif üniteler, sadece uluslararası sistemin siyaset yapılanmasına katkı olur. FP'nin yargı süreci sonuna yaklaşırken, herkesin bu yeni durumu sağlıklı biçimde değerlendirmesi gerekiyor. FP'nin merkez kadrolarının büyüme imkânının hislerden-hayallerden arınmış değerlendirmesini, yeni oluşum arayanların da kadim tabanı bölmeden nasıl büyünebileceğinin projesini oluşturmaları gerekiyor. Bunların gerçekleşebilme ihtimali nedir? Her proje, kadrolarını bulursa hayata geçer. FP kadroları böyle bir büyük oluşum için yeterlilik sınavı verecek. Ben kendi hesabıma ümit ve endişe arasında bir yerde duruyorum. Mevcut gerilimlere ve küçük hesaplara baktığımda endişe tarafı da daha ağır basıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |