T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Vurmadan dinleyelim

Hakkında yargısız infaz uygulandığını iddia eden Mesut Yılmaz'ı bütünüyle suçlayamayız... Siyasi tarihimiz, arkasına güçlü destekler almış tezviratçı tiplerin yargısız infazlarıyla dolu; tertemiz nâsiyeleri kirleten, şerefleri ayaklar altına alan, haksızlığa müsait bir siyasi ortam var Türkiye'de... O kadar geriye gitmeyelim: 28 Şubat sürecinde, arkasına güç odaklarını almış siyasilerin gözü dönmüş çabaları ve medya aracılığıyla alaşağı edilmedi mi bir iktidar? Yarım gerçekler, çarpıtılmış doğrular, imalarla nice ocakların alçaklar tarafından söndürüldüğü bir ülke burası... Aynı yöntemler, bu defa, pekâlâ ANAP ve lideri Mesut Yılmaz için de kullanılıyor olabilir...

Ancak, bu ihtimalin tersinin doğru olması da mümkün. Mesut Yılmaz ile ilgili iddialar tamamen boşlukta ifade edilmiyor; dayanılan noktalar, gerçeği andıran göstergeler söz konusu... Bir politikacı, milyarlarca dolarlık çıkarların döndüğü bir uluslararası projeye ilgisini, "Gönül verdim" sözüyle özetlerse inandırıcı olabilir mi? Projeyle ilgili ikili anlaşmanın en önemli bölümü Resmi Gazete'den uzak tutulur, konu Meclis soruşturması haline getirilmek istendiğinde 'gizli oturum' kararı alınırsa doğal olarak kuşkular uyanır. Hele bir de, kendisi hükümette bile değilken, projeyle ilgili temaslarda bulunmak üzere Washington'a ve Moskova'ya giderse... Kuşku elbette uyanır, uyanmıştır da...

Şu yakınlarda kuşkuları iyice ayağa kaldıran hayret verici bir dizi gelişme daha yaşandı: 1999 eylül ayında gittiği Moskova'da, 'mavi akım projesi' sahibi Gazprom yetkilileriyle görüştüğü halde, Mesut Yılmaz, görüşmeyi inkâr etti. O tarihten bir yıl önce, kendisi de başbakanken, 'mavi akım' anlaşmasına Rusya adına başbakan olarak imza atan Viktor Chernomyrdin ile Moskova'da görüştüğü biliniyor Mesut Yılmaz'ın; Chernomyrdin Yılmaz'ın üzerinde hiçbir sıfat taşımadığı halde Moskova'yı ziyaret ettiği tarihte Gazprom'un yönetim kurulu başkanıydı... Chernomyrdin, başbakanlığa da, 1992 yılında, Gazprom'daki görevini bırakarak gelmişti zaten... Mesut Yılmaz'ın Moskova'daki temasları konusunda doğru söylemediği açık...

Gariplik bu noktada durmuyor. ANAP lideri, Moskova gezisinin arşivlere geçmiş kayıtlarının ortaya çıkmayacağı zannıyla, kamuoyu oluşturma çabasına da girdi. Hürriyet'ten Oktay Ekşi ve Ertuğrul Özkök'ü yanıltan açıklamalar yaptı. Türkiye'nin Moskova büyükelçisi Nabi Şensoy da, gerçeklerle taban tabana zıtlığı göze alarak, Mesut Yılmaz'a destek verdi; o da Fatih Çekirge (Star) ve Murat Yetkin'i (Radikal) yanılttı. İş burada da kalmadı ve biz daha kendi aramızda tartışmamızı sona erdirmemişken, Ruslar devreye girdi. Önceki gün, Ankara'ya kadar zahmet eden bir Gazprom heyeti, yanlarına Rusya'nın Ankara büyükelçisini de alarak, Mesut Yılmaz'a arka çıktılar. Chernomyrdin görüşmesini doğruladı Ruslar, ama o teması gününde aktaran Türk ve Rus basınının yazdıklarının hilâfına, görüşmede 'mavi akım' konusunun ele alınmadığını ileri sürdüler...

Şimdiye kadar hiç olmayan oldu ve bir Türk politikacıya Ruslar'dan destek geldi.

Size Rusya'dan taze bir haber daha: Rus devlet başkanı Vladimir Putin, Gazprom'un yönetim kurulu başkanı Viktor Chernomyrdin'i görevinden fiilî olarak uzaklaştıran bir karara imza attı: Chernomyrdin Rusya'nın Kiev (Ukrayna) büyükelçiliğine atandı...

Buraya kadar aktardıklarım, ilk akla düşürdüklerinden çok farklı, açıklaması bulunan, masum gelişmeler de olabilir. Ancak, altalta konulduklarında mide bulandırdıklarını Mesut Yılmaz da kabul etmek zorunda. Kuşkuların bu haliyle ortalıkta kalması, zihinleri iyice bulandıracağı için, Mesut Yılmaz'ın ve geleceğini ona bağlamış ANAP'ın lehine değil...

Bu durumda, dolaylı çabalar yerine doğrudan bazı açıklamalar kaçınılmaz bir zorunluluk haline geliyor. ANAP lideri, kendisine yöneltilen ithamları teker teker cevaplamak yerine her cephede savaşmayı tercih etmekle hiç de iyi yapmıyor. Geçmişin şerefleri öğütücü olaylarını belleklerinde taşıyan, kendisine inanmaya hazır insaflı gözlemcileri bile kuşkulandırmak herhalde akıllıca bir yöntem değil.

Dün, "Moskova'daki temaslarda, Ruslar, vergi konusunda ek protokol talep etmişlerdi, o talebin âkıbeti ne oldu?" diye bir soru yöneltmiştim Mesut Yılmaz'a; soruma cevap vermedi. Bugün yeni bir sorum olacak: "Rusya ile imzalanmış anlaşmada Türkiye tarafındaki borular vaktinde döşenmezse bir müeyyide öngörülüyor; aynı anlaşmada, Rusya tarafındaki gecikmeyle ilgili herhangi bir müeyyide söz konusu mu?"

Bu sütun Mesut Yılmaz'dan gelecek cevaplara ardına kadar açık kalacak...


18 Mayıs 2001
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED