T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Light Konsolidasyon

Kemal Derviş, TL cinsinden olan bir kısım kamu borçlarını döviz cinsinden borçlarla takas etmeyi düşünüyormuş.

İfadesi aynen şöyle: 'Borçlarımızı bir parça yeniden şekillendirmek ve vadelerini uzatmak istiyoruz, iki ile beş yıllık vadelerle dövize dayalı borçlanma araçları istiyoruz.'

Kemal Derviş, takas kapsamına alınacak iç borç miktarının 4-5 milyar Dolar civarında olacağını, borç takasının gönüllülük temelinde ve piyasa kurallarına göre yapılacağını açıklamış.

Yapılmak istenen takasın veya dönüşümün teknik adı konsolidasyondur. Yani kısa vadeli borcun uzun vadeli hale getirilmesi.

Ortalama vadesi 14 ay olan iç borçlardan bir bölümünü dövize dönüştürüp vadelerini 5 yıla kadar uzatacak bir operasyon, Devlet borçlarının konsolide edilmesi anlamına gelir.

4-5 milyar Dolar tutarın, (mali sistemin açıkları dahil) 80 milyar Dolar tutarındaki iç borç yükü içinde anlamlı bir büyüklüğe sahip olmadığı ileri sürülebilirse de, miktarına ve biçimine bakılmaksızın konsolidasyon olarak algılanabilecek işlemler piyasaları sarsabilir.

Umarım Kemal Derviş konuştuklarının ne anlama geldiğinin farkındadır.

Hangi borçların dövize dönüştürülüp vadelerinin uzatılacağı belirli değil. Teorik olarak kamu bankası ve TMSF'na devredilen bankalara verilecek kamu borçlanma kağıtlarının vadelerinin uzatılması ve döviz bazına oturtulması mümkün ve anlamlı değildir. Zira bu kağıtlar bankalar tarafından vadesi gelen borç ve taahhütler için kullanılacaktır. Nakit ihtiyacı dışında paraya tahvil edilme imkanı yoktur.

Kamu bankaları ve fona devredilen bankaları hariç tutarsanız, TL cinsinden borçlu olarak, Hazine'den kamu kağıdı alan yatırımcılar kalmaktadır. Yani bankalar, daha doğrusu bankaların mudileri. Hangi bankanın likit durumunun böyle bir dönüşüm için yeterli ve uygun olduğunu bilmiyoruz, ancak, döviz bazında % 20'nin altındaki bir faiz oranı ile hiçbir bankanın dövize dönüşüm ve vade uzatma önerisini kabul etmeyeceği kesin gibi.

Diğer taraftan TL cinsinden Devlet borcunun sadece % 5'ine tekabül eden tutarın vadesinin uzatılması, iç borç yönetiminde hissedilir bir rahatlama sağlamayacaktır.

Peki Kemal Derviş'in gerçek niyeti daha büyük çaplı bir konsolidasyon olabilir mi? Bunun imkan dahilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu yıl sonu itibariyle iç borcun GSMH'nın % 61'ine ulaşması bekleniyor. Yaklaşık olarak 105 milyar Dolara tekabül eden stok miktarının, asgari % 20'lik bölümünün vadesinin uzatılması halinde Hazine'nin nefes alması sağlanabilir. 5 milyar Dolarlık tutarın dönüştürülmesi ise piyasaları tedirgin etmekten öteye gidemez.

GÖNÜLLÜ OLABİLİR Mİ?

İç borçların bir kısmının dövize dönüştürülerek vadelerini uzatma projesinin gönüllü olabilmesi, ödenecek bedele bağlıdır. Vade uzadıkça bedel büyür. Bu bedelin döviz bazında % 20 faiz oranını bulması gerekir. % 20 düzeyindeki reel faiz, faizin kontrol edilmesi esasına oturtulan Kemal Derviş programının özüyle çelişir. Gereken bedel ödenmediği taktirde dönüşümü gönüllü kabul edecek yatırımcı bulunamaz.

Tekrar soralım: Kemal Derviş ne yapmaya çalışıyor? Kısmi konsolidasyon için şartları olgunlaştırmaya mı çalışıyor? Ek Niyet Mektubu'nun 39'uncu maddesinde, kamu borcunun vadesinin gönüllü borç takası yoluyla uzatmaya yönelik imkanların araştırılacağının belirtilmesi soru işaretlerine neden olmaktadır.

Kemal Derviş'in bu konuya açıklık getirmesinde zaruret vardır.

FAİZ BÜTÇEYİ YUTUYOR

Kriz öncesi dengeleri ve beklentileri yansıtan 2001 yılı bütçe kanununda, faiz ödemeleri için 17 katrilyon liralık ödenek ayrılmıştı.

Hem kamunun borçlanma maliyetindeki dramatik artışlar ve hem de borçlanma vadelerinin uzaması, Hazine'nin faiz maliyetini yükseltmiştir.

Kemal Derviş'in programında, 2001 yılı faiz giderlerinin GSMH'nın % 20,1'ine denk geleceği belirtiliyor. 2001 yılı GSMH'sının 182 katrilyon lira olacağı tahmin edildiği dikkate alınırsa, 2001 yılı faiz ödemelerinin toplam tutarının 36,6 katrilyon liraya ulaşacağı ortaya çıkar.

2001 yılı faiz ödeme miktarı 16,7 katrilyon liradan, 36,6 katrilyon liraya çıkarılmıştır.

Bu tablonun ortaya çıkmasından sonra, Cotarelli'nin geçtiğimiz yıl 2001 yılı bütçe büyüklüklerine ilişkin yaptığı açıklamayı hatırlamamak mümkün değil. Cotarelli, faiz gideri hariç, 2001 yılı bütçe gider kalemlerinde reel artışa gidilmemesi gerektiğini belirtmişti. Bu açıklama, 2001 yılı faiz ödemelerinde bir önceki yıla göre azalma meydana geleceği beklentileri ile çelişiyordu.

Belki Cotarelli olacakları biliyor veya tahmin ediyordu.

Sonunda faiz ödemeleri kriz öncesine göre % 120 oranında artırıldı.

Öngörülen bütçe açığı ise 26,5 katrilyon lira. 2000 yılına göre % 107 oranında artış söz konusu.

GSMH'nın % 20'sini aşan faiz nedeniyle ortaya çıkan tarihin en büyük bütçe açığının idaresinin zorluğu ortadadır. Bu rakamlardan sonra konsolidasyon ihtimalini düşünmemek imkansız.


18 Mayıs 2001
Cuma
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED