T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tavuk "geri"si yemin tutmaz!..

İstediğimiz kadar "niyet mektupları" imzalayalım.. Hatta "bizimkiler" isterlerse, canlı yayınlarla yeminler edip, iç ve dış dünyaya teminat versinler..

-İki gözüm önüme aksın ki, bundan sonra hiçbir gizli pazarlıkla, kirli işler çevirmeyeceğim!..

-Ekmek, Kur'an çarpsın ki, siyaseti, bana bağlı kadrolara pasta dağıtımı olarak görmeyeceğim!..

-Bundan böyle, eskiden kalma kötü alışkanlıklarımı sürdürürsem, Allah belamı versin!..

Ne niyet mektupları, ne bu tür yeminler, bu kadrolar işbaşında kaldığı sürece bir anlam taşımaz..

Bakın şu utanılacak halimize..

21'inci yüzyılın başında konuşup, tartıştığımız konulara bakın..

Türkiye'nin rakamları ve gerçekleri ile, "çağdaş uygarlık düzeyi"ni bir karşılaştırın..

Demokrasi, başarıya ve başarısızlığa bağlı olarak, yöneticilerin değiştiği bir sistemin adı değil midir?

Demokrasinin vazgeçilmez parçaları olan siyasi partilerin içinde demokrasi olmazsa, olur mu?

Haydi bakalım..

Kolaysa, başarısız liderleri, partilerinin başından indirin!..

Peki, ülkeyi krize sokan, toplumu yoksullaştıran, kitleleri ümitsizliğe sürükleyen bir siyasi fiyaskonun sorumlularını, nasıl indireceksiniz koltuklarından?

Onların meşruiyetleri, parlamentodaki çoğunluklarından kaynaklanıyor..

Milletvekilleri de, varlık sebeplerini, parti liderlerine bağımlılıktan alıyorlar..

Demek ki, ne başarısızlığın, ne yozlaşmanın, ne de kokuşmuşluğun bir müeyyidesi var..

Yetmezmiş gibi, bir de "konuşulması yasak konular", "resmi ideoloji", "tabular", "saplantılar" var önünüzde..

Ne olursa olsun, Kıbrıs'tan "taviz" veremezsiniz?

Kim ne derse desin, Güneydoğu'ya bir çözüm aramak "bölücülük"tür..

Zaten en önemli uğraşınız, "iç ve dış düşmanlar"ı arayıp, bulmaktır..

Baksanıza duruma..

Adamlar kötü yönetimleri ile ülkeyi iflas ettirmiş..

Devlet, borçlarını ödeyemez hale düşmüş..

Yalvar yakar, İMF'den yeni bir kredi istemişsiniz.. Onlar da size, "limitleri zorlayarak" yeni bir kaynak yaratmışlar.

Bu durumda kime kızarsınız?

Tabiî ki "onlar"a kızarsınız.

-Acaba, hangi kirli emellerini gerçekleştirmek için, yine yardım ettiler bize?..

-Onlar, ya Türkiye'yi bölecek, ya da Kıbrıs'ı bizden kopartıp alacaklar..

Bu tür düşüncelerin arkasına, "Ah Atatürk bir sağ olsaydı" cümlesini eklediniz mi, söyleyecek başka söz kalmaz..

Onlar sizi uyarırlar..

-Artık şu devleti ve idareyi şeffaflaştırın.. Rüşveti, haracı kesin.. Bu yapı içinde, size yabancı sermaye gelmez!..

Hemen tartışmaya başlarsınız.

-Biz manda mıyız, yoksa sömürge miyiz?

Mümkün olsa, "millî hırsızlar"ı, anti-emperyalist mücadelenin ağır silahları biçiminde korumaya da kalkarsınız..

Ömür törpüsü bir süreçtir bu..

Dünya uzaya giderken, bilgi ve iletişim çağına geçmişken ve üstelik kendinize "Batılı" derken, hâlâ, 1920'lerin, 1930'ların dünyasına özlem duyarsınız..

Toplum da çaresiz, bunalımdan bunalıma sürüklenir durur..

Bol hamaset, bol başarısızlık, bol palavra, bol ümitsizlik..

Açık söyleyelim..

Türk'ün Türk'ten başka düşmanı yoktur!..

Düşmanı dost etmenin yolu, "değişim"dir.

ŞAKA

Neden olmasın?

Her uçak kazasından sonra, aynı tablo çıkar ortaya..

Parça parça olmuş, motorları bir yana, kanatları bir yana savrulmuş bir uçak..

Ve ekipler, hemen "Kara Kutu"yu aramaya başlar.

Çünkü "Kara Kutu" sapasağlamdır.. İçindeki ses kayıtlarına birşey olmamıştır..

Hiç düşündünüz mü?

Uçakların tamamını "Kara Kutu" kadar sağlam yapsalar olmaz mı?

Şu "Kara Kutu"lara pervane takıp uçursalar, daha doğru olmaz mıydı?

TEBESSÜM

Sorular, erkekler ve ötesi..

"Modern yaşam", her gün yüzlerce cevapsız soru üreterek, hepimizi içine alıyor..

İşte bu sorulardan bazıları.

-Yazın plajda güneş ışığı vücudumuzu karartırken, saçlarımızın rengini neden sarartır?

-Sıvı zamklar, neden bulundukları şişenin iç yüzüne yapışmaz?

-Neden bütün piyango ikramiyeleri falcılara çıkmaz?

-Neden, "kredi tadı" verilmiş köpek maması üretilmez?

-Sözlüklerin içinde neden "sözlük" kelimesinin anlamı da vardır?..

Bu soruları bir Amerikan dergisinden aldık.. Aynı dergi, "Erkekler neden kadınlardan daha üstündür" sorusuna da, şu cevapları vermişti..

-Çünkü bütün kavanozların kapaklarını kendileri açar.

-Çünkü yiyecekleri hayvanları, kendileri öldürür.

-Çünkü üç çift ayakkabı, bir ömür yeter.

-Çünkü otomobil tamircisi, arızanın gerçek sebebini onlara anlatır.

-Çünkü beyaz saç ve yüzdeki çizgiler, erkeği olgunlaştırır.

-Çünkü bir davette karşılaştığı kişi, tıpatıp aynı elbiseyi giyse de, onunla arkadaş olabilir..

-Çünkü iki erkek hiç konuşmadan aynı T.V. programını izleyebilir..


20 Mayıs 2001
Pazar
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED