|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'nin yeni siyasî oluşumlara gebe olduğu bir süreçte bir tahminimi sizinle paylaşmak istiyorum: -Derviş, siyaseti DSP'de yapacak ve bundan, taa davet edildiği zamandan itibaren Ecevit'in haberi var. Derviş'in siyasete katılım stratejisini Ecevit biliyor, belki birlikte kararlaştırdılar. Ecevit'in küllerinden Derviş doğacak. Ecevit, fizik olarak tükendiği bilinciyle, kendisinden sonra partisini "emin eller"e teslim operasyonunu Derviş'le başlattı. Uluslararası odakların nabzını da kollayan bir proje ile, DSP'nin geleceğini de inşa etmeye çalışıyor. Plan, önce Derviş'in DSP ile bütünleşmeden bağımsız görünümde bir toplumsal zemin edinmesi, sonra da aldığı gücü, DSP'de yönetimi ele almak için devreye sokması biçiminde hazırlandı. Yani hem DSP'deki muhtemel bir muhalefetin engellenmesi, hem de yüzer gezer oylardan DSP'ye bir miktar oy transferi... Diyebiliriz ki Ecevit, partiyi Derviş'e teslim etmek için uygun zamanı kolluyor. Bu kanaate nasıl vardığımı da anlatmalıyım: -Bir kere Ecevit, siyasî zemini üzerinde kıskanç bir lider. Derviş'in de bu zemin üzerinde siyaset yapacağı biliniyor. Çünkü Derviş, "solu birleştirme" gibi bir misyonu seslendirerek yola çıktı. Derviş'in şu andaki Anadolu gezilerinin, bir siyasi zemin hazırlığı olduğunda da kimsenin şüphesi yok. MHP ve ANAP bundan tedirgin. Ama Ecevit'in hiç mi iç tedirginliği yok. Peki neden? Pişkinsüt'ü, Rıdvan Budak'ı tırpanlayan Ecevit'ten, parti tabanı olmadığı halde hükümet içinde "Dördüncü Ortak" gibi davranan, açık açık siyasî zemin oluşturan Derviş'e karşı neden en küçük bir tepki yok? Bunu sadece "Krizden kurtuluş için Derviş'e mahkûmiyet, IMF veya Amerikan dayatmasına teslim olma" çerçevesinde değerlendirmek mümkün mü? Sanmıyorum. Ecevit, siyasî tırmanışlarını karizmatik eylemlerle sürdüren bir siyasetçi. Şimdi öyle bir trampleni Derviş'in ayakları altına koymayı planlıyor. Kendisi Kıbrıs Barış Harekâtı ve Abdullah Öcalan'ın yakalanması ile tırmanmıştı, Derviş'e de sıçrama zemini olarak "Ekonomiyi kurtarma" motifini sunuyor. Bunu neden yapıyor? DSP'nin geleceği için. DSP Ecevitler'in çocuğu. Fiziki tükeniş mukadder olduğuna ve tüm şartlar bunun vaktinin geldiğini gösterdiğine göre ne yapabilirlerdi? Ya, "bizden sonra parti dilediği gibi hareket eder, liderini seçer", derlerdi. Bu, karizmatik liderler ardından yeni bir lider çıkaramayan siyasi ekiplere ne oluyorsa, DSP'nin de onu yaşaması sonucunu doğururdu. Yani dağılma, toparlanma, gerilim, kargaşa, solun labirentleri içinde yolunu şaşırma, fraksiyonlara yem olma vs... DSP'de de şu anda toparlayıcı bir isim görünmüyordu. Ya da, "madem bu partiye çocuğumuz gibi emek verdik, öyleyse onu bir kaos ortamına terkedemeyiz, onun bizden sonra da bizim hatıralarımıza saygı duyarak yaşaması için zemin hazırlamalıyız" diyeceklerdi. Bu, birisinin önünü açmak anlamına gelirdi. Partide bu ismi bulamadılar. Çünkü her isim, ancak küçük grupları toparlayabiliyordu. Ayrıca her ismin potansiyel bir yıpranmışlığı vardı. Derviş, bu iş için uygun isim olabilirdi. Derviş'in ismi etrafında oluşturulacak "vazgeçilmezlik vurgusu", onun partiye takdimini kolaylaştıracak, muhalefeti önleyecekti. Dolayısıyla şu an, iki medya grubundaki "Derviş vurgusu"nu, yeni bir parti oluşumu için zemin hazırlamaktan ziyade, bilinçli bilinçsiz, "Derviş'i DSP'ye pazarlama ve muhtemel muhalefeti sindirme" operasyonu olarak görmek daha gerçekçi olacaktır. Gerçekçi olan odur, çünkü, Derviş'in IMF bağlantılarının da, arkasındaki Amerikan sempatisinin de, işçiye, köylüye, memura, işsize sunduğu dar alanın da geniş toplum kesimlerinde bir "Derviş sempatisi" oluşturması söz konusu değildir. "Amerikalı yenge Cathy'nin gözleri" ve "selis Türkçesi" de artık peynir-zeytin ekmeği bile bulmakta zorlanan sofralarda prim yapmıyor. Hoş, "Cathy yenge", biraz daha iyi Türkçe bilse Derviş'in "rek-â-bet" sözcüğünü düzeltirdi. Derviş'i, Türkiye'deki bütün siyasetçilerden, iktisatçılardan daha müdebbir bulan, Catherin'i de, Türkiye'deki bütün kadınları gölgeleyecek niteliklerle donatan kampanya, her gün biraz daha büyüyen "açlık kampı"nı doyurmuyor. Peki DSP'de dikensiz gül bahçesi bulabilecek mi Derviş? Onu da sanmıyorum. DSP zor bir parti. Bakmayın siz, şu andaki suskun yapısına.. O bir bomba sessizliği olarak görülse daha doğru olur. Uluç Gürkan'ın nabzını dinleyin bir, Rıdvan Budak'ın, Sema Pişkinsüt'ün... Çile Çiçekleri oradan çıktı. İşin içine bir de Derviş'in "solu birleştirme" hesabını katarsanız, seyreyleyin cümbüşü. Ecevit boşuna uyarmadı Derviş'i, "solu birleştirmek hayal" diye...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |