|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
20 Mayıs 1998'de, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright Endonezya Devlet Başkanı Suharto'ya görevini terketmesi çağrısı yaptı. Bu çağrıdan iki gün sonra 220 milyon nüfuslu, zengin kaynaklara ve gelişmiş teknolojiye sahip bu devasa ülkeyi 34 yıldır demir yumrukla yöneten Suharto, apar topar görevi bıraktı. Olaydan dört ay önce Avustralya gazeteleri, IMF Direktörü Michel Camdessus'un, bir sömürge valisi gibi, Suharto'nun tepesine dikilip IMF anlaşmasını imzalattığı meşhur resmini yayınlamışlardı. Bir zamanlar Güneydoğu Asya'nın en etkili gücü olan Suharto'nun resimdeki acziyeti, gelişmekte olan ülkelerde derin izler bıraktı. 1965 yılında ABD'nin desteğiyle iktidara gelen, Batı'nın üzerine titrediği, Soğuk Savaş döneminde Güneydoğu Asya'da Amerikan gücünün temsilcisi olan Suharto'nun bu trajik görüntüsü, güç dengelerinin değişmesiyle, hiç sarsılmaz zannedilen iktidarların iki günde nasıl yerle bir edildiğinin göstergesiydi. Kaderi nasıl değişti?
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye gibi, çok önemli bir rol üslenen Endonezya, yine tıpkı Türkiye gibi, komünizmin güneye yayılmasını önlemek için ileri karakol görevi gördü. Komünist tehlikeye karşı Batı'nın en önemli direnç noktaları olan Türkiye ve Endonezya, misyonlarının gereği olarak alabildiğine desteklendi. Suharto, 1965 yılında kanlı bir darbe ile iktidara geldi. Endonezya Komünist Partisi'ne karşı Amerika desteğinde yapılan müdahale 20. yüzyılın en kanlı katliamlarından biri oldu ve 500 binden fazla Endonezyalı öldü. Suharto'nun istifası, Endonezya'nın kaderinin değiştiğinin, dünya sistemi tarafından tasfiye sürecinin başlatıldığının göstergesiydi. Ülke hızla çözülmeye, zengin kaynaklara sahip bölgelerde ayaklanmalar çıkarılmaya, uluslararası kurumlar devreye sokularak, bu bölgeler birer birer Endonezya'dan koparılmaya başlandı. Soğuk Savaş döneminde Endonezya'nın üslendiği rol Avustralya'ya devredilmişti ve Avustralya, ülkenin sorunlu bölgelerine doğrudan müdahale etmeye başladı. "Öze dönüş" ve direniş
Suharto'dan sonra göreve gelen Yusuf Habibi ile başlayan ulusal dayanışma, ekonomik ve siyasi krizden "öze dönüşle" çıkma mücadelesi etkili oldu. Halkın ekonomik, siyasi ve sosyal problemlerin kaynağının ABD, Avustralya ve uluslararası kurumlar olduğuna dair kanaatleri pekişti. Milliyetçilik ve yeniden İslamlaşma dalgası boydan boya bütün ülkeyi kapladı. 1999'daki demokratik seçimlerden sonra ülkenin en büyük İslami grubunun lideri Abdurrahman Vahid, tam bir "ulusal uzlaşma" örneği gösterilerek, bütün partilerin desteğiyle Devlet Başkanlığı'na getirildi. Birlik ruhunun güçlenmesine inat etnik çatışmalar dışarıdan körüklendi. Başta ABD ve BM'nin müdahaleleri olmak üzere, yabancı örgütler sorunlu bölgelerde yaşayanları örgütledi ve Cakarta'ya karşı ayaklandırdı. Müslümanlar'ın azınlıkta bulunduğu bölgelerde din çatışmaları başlatıldı. Baharat Adaları'nda binlerce Müslüman katledildi, evler ve camiler yakıldı, onbinlerce Müslüman bölgeyi terketti. Dayak yerlileri Müslüman avına çıktı. Sokaklar ve nehirler kafası kesilmiş Müslüman cesetleriyle doldu. Buna karşı ülkenin her köşesinde İslami örgütlenmeler arttı, direniş hareketleri kuruldu. Parçalanan ülkede yepyeni bir tehdit (!) ortaya çıkmıştı: İslam… "ABD elçisini ülkeden çıkarın"
150 milyar dolara dış borcu bulunan Endonezya ekonomik olarak çöktü. 11 Nisan'da Cakarta'ya giden IMF ile anlaşma sağlanamadı. Cakarta, Merkez Bankası'nın bağımsızlaştırılmasını ve on milyarlarca dolarlık ülke kaynaklarının satışını reddetti. Bunun üzerine Dünya Bankası, IMF ile anlaşmazsa anlaşması yapılan kredileri vermeyeceği tehdidinde bulundu. Bu gelişmenin hemen ardından Vahid'e yönelik saldırılar tırmandırıldı. Ulusal uzlaşma çatladı. Ordu Vahid'e karşı darbe tehdidi yapmaya başladı. Vahid'in yardımcısı Megavati Sukarnoputri, hükümeti düşürme kararı aldı. Vahid hükümetinin bu yaz kesinlikle düşürüleceği belirtiliyor. Kriz katmerleştikçe İslami ve milli duygular güçlendi ve kurtuluş hareketleri örgütlendi. Kaosun dış müdahaleden kaynaklandığına inanan halk ABD ve Avustralya elçiliklerine saldırdı. Milletvekilleri ABD Büyükelçisi'nin ülkeden kovulması çağrısı yaptı. ABD Elçiliği üç gün kapatıldı. Hem hükümet hem de muhalefet ABD ve Avustralya'yı kınadılar. Bir zamanlar ABD'nin bölgedeki en önemli üssü olan Endonezya, BM ile IMF, Dünya Bankası ve Asya Gelişme Bankası'nı kendisine karşı harekete geçiren ABD'ye karşı Japonya, Hindistan ve Çin'le savunma paktı imzaladı. İslam'ın yeniden doğuşu
Dünya göz göre göre parçalanan bir ülkenin "hazin direniş"ini izliyor. Endonezya halkı ise bir "ulusal kurtuluş savaşı" başlatmak üzere. Daha önce komünizme karşı konuşlandırılan ve yarım milyondan fazla evladını kaybeden bu insanlar şimdi, ABD ve denetimindeki uluslararası kurumlarla mücadele etmek için hazırlanıyor. Dış müdahale arttıkça Endonezya halkı İslam'a daha bir sıkı sarılıyor. Başlayacak olan bu hareket, İslam'ın bölgede siyasi ve sosyal anlamda yeniden dirilmesine yol açacak. Endonezya'yı tasfiye etmeye çalışanlar en çok korktukları şey ile karşılaşacaklar: İslam…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |