T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kokuşmuşluk, en büyük tehdittir!

Hep "ahbap-çavuş kapitalizmi"nden söz ediyoruz ya..

Bir avuç siyasetçi ile bir avuç bürokratın, "serbest rekabet" ve "yasal piyasa" kurallarının dışında oluşturdukları bir düzendir "ahbap-çavuş kapitalizmi."

Bunu, bankacılıkta, taahhüt sektöründe, enerjide, medyada ve sanayide görebilirsiniz..

Ahbap-çavuş kapitalizmi, ülke ekonomisini ve siyasetini, "gelişmiş dünya"nın ölçülerinden kopartır..

Herşeyin maliyeti artar.. Ülke kaynakları hortumlanır.. Sürekli, ekonomik krizlere yol açılır.. Devlete ve hukuka olan güven sarsılır.

Sonuçta, politikacılar seçmenden değil, savcılardan, polisten, jandarmadan korkar..

Sermaye, iyisi ve kötüsü ile kendisini "kirlenmiş" hisseder.

Ülke, uluslararası camiada "rüşvetçi" damgasını yer..

"Bilgi ve girişim" gücü yerine, "torpil ve rüşvet" geçer.. "Know how" değil, "know who" ilkesi egemen olur..

Bunun Türkiye'de sona erdirilmesi şart..

Dünyadaki bütün gelişmiş demokrasiler, bir dönem "ahbap-çavuş kapitalizmi" sürecini yaşadı..

Bu dönemi, reformlarla, yasalarla, şeffaflık ve denetim ile aştılar..

Bugün gelişmiş bir ülkede, "rüşvet ve haraç", istisnai bir olaydır..

Vergi mükellefinin veya mevduat sahibinin parasının nasıl harcanıldığı, kuruşu kuruşuna denetlenir..

Halka açık şirketlerden hisse senedi alan tasarruf sahiplerinin soyulması, devletin veya bankanın soyulması ile eş-değerde suçtur gelişmiş ülkelerde..

Türkiye bu açıdan da, dramatik bir dönüm noktasındadır..

"Temizlik", sadece toplumun beklentisi değil, devletin dirlik ve düzeninin de kaçınılmaz gereğidir..

"Serbest pazar ekonomisi" kavramı ile anlatılan "kapitalist-liberal düzen"in ahlakî ve yasal kuralları, gelişmiş dünyada çok serttir, çok açıktır..

Türkiye, bir bütün olarak, bunları benimsemek zorundadır..

Bunun anahtarı ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndedir..

Ne yazık ki, olay geciktiriliyor..

Son olarak Meclis'te, "Enerji Soruşturması" isteminin de reddedildiğini gördük..

Daha önceki araştırma ve soruşturma önergeleri gibi, bu sonuncusu da "liderler" tarafından reddedildi..

Ve neticede iş, yine jandarmaya, polise, savcılara havale edildi..

Geçmişte eğer "banka boşaltmaları" veya "medya-banka-siyaset" ilişkileri, Millet Meclisi tarafından ele alınabilseydi, bugün Dinç Bilgin'ler, Cavit Çağlar'lar belki cezaevinde bulunmazdı..

Bugün bazı liderlerin büyük bir telaşla Meclis gündemine soktukları yeni RTÜK tasarısından önce, eski RTÜK Kanunu'nun nasıl delindiği ele alınabilseydi, "Türkiye bir hukuk devletidir" kavramı, böylesine tartışılmazdı..

Siyasetten ve idareden kaynaklanan her kararın ve her alımın, toplumda kuşku ile karşılanması, devletin geleceğine dönük çok ciddi bir tehdittir..

Yabancı sermaye, neticede ya kaçıyor buradan, ya da "yüksek risk" karşılığı, yüksek gelir (veya faiz) istiyor..

"Yatırım maliyetleri" arasında, "rüşvet ve haraç" bulunan bir ülkede, ne siyasi, ne ekonomik istikrar olur..

Hiçbir ekonomik program, sonuna kadar, sağlıklı biçimde uygulanamaz..

Bu gerçekleri artık görelim..

Öncelikli tehdit, "kokuşmuşluk"tur..

Siyaset ve idare temizlenmeden, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü sağlanmadan, Türkiye beklenen atılımları yapamaz..

ŞAKA

Bir nevi globalleşmek!..
Uygarlık ve refah yarışında "globalleşme"ye katılmayı ümit ediyorduk..
Bunun yerine, "globalleşme", polisi ve adliyesi ile, bizi içermeye başladı..
Kesine yakın bilgiler duyuluyor..
Amerika'nın "C.I.A."sı ve "F.B.I"ı Türkiye'den dışarı transfer edilen yasa-dışı servetlerin dökümünü çıkartıyor..
Türkiye'deki yerel yargının kararları ise, uluslararası yargı organlarında yargılanıyor..

Yani, tersten globalleştik!..

FAYDASIZ BİLGİLER

Siz de ünlü bir "solak" mısınız?

Siyasette "solak" olmanın ne anlama geldiğini biliyoruz.. "Bilimsel Marksizm"den, "Sosyal Demokrasi"ye uzanan alanı kapsıyor siyasi solaklık..

Peki, "fiziki solaklık", yani sol elle yazmak, sol eli ağırlıklı kullanmak, ne anlama geliyor?

Bu, beyindeki bir farklılıktan oluşuyor.

İnternet'teki "faydasız bilgiler" sitesine girip (uselessknowledge.com.), tarihteki "ünlü solaklar"ın listesine baktık..

Eğer siz de bir solaksanız, sizinle ortak özelliği olan şu ünlülerin bulunduğunu görebilirsiniz..

Leonardo da Vinci, Mikelanj, Pablo Picasso, Rafael, Bred Pitt, Bruce Willis, Cary Grant, Charlie Chaplin, Fred Astaire, Robert de Niro, Rock Hudson, Sylvester Stallone, Greta Garbo, Julia Roberts, Marilyn Monroe,..

Bir de "tarih"teki ünlü solaklar var..

İşte bazıları..

Büyük İskender, Benjamin Franklin, Julius Sezar, Napolyon Bonapart, Mark Twain, Henry Ford, 2'nci Ramses,..

Evet.. Bunlar bazı ünlü solaklar..

Solak olmak, tabiî ki ünlü veya başarılı olmaya yetmiyor..

"Ünlü solaklar"ı bilmek meselesine gelince..

Başta da belirttik.. Bu isimleri, "faydasız bilgiler" sitesinden aldık..


26 Mayıs 2001
Cumartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED