T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tarihî derinlik ile stratejik derinlik arasında

Ahmet Davutoğlu'nun, "Türkiye'nin uluslararası konumu" altbaşlığıyla "Stratejik Derinlik" adlı kitabı çıktı.

Henüz okuyamadım, epey hacimli bir kitap. Sadece önsözüne, içindekilere, arka kapağına ve girişine gözattım.

Bu kadarı bile değerli profesörümüzün eseri hakkında fikir sahibi olmamıza yetiyor.

Dilimizdeki "Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al" türünden sözlerin varlığından cesaretle, şöyle bir lakırdı edebiliriz sanıyorum: Kapağına bak kitabı al.

Kapaktan aktarıyoruz:

"Türkiye'yi çevreleyen yakın kara, yakın deniz ve yakın kıta havzaları, coğrafî olarak dünya anakıtasının merkezini, tarihî olarak da insanlık tarihinin ana damarının şekillendiği alanları kapsamaktadır. Soğuk savaş sonrası dönemin getirdiği dinamik uluslararası ve bölgesel konjonktürde en yakın havzasından başlayarak dışa açılması kaçınılmaz olan Türkiye'nin stratejik derinliğinin çevresiyle yeniden tanımlanması ve bu derinliğin jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel boyutlarının dış politika parametreleri olarak kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Modernite Avrupa-merkezli bir tarihî sürecin eseriydi; küreselleşme ise kaçınılmaz bir şekilde başta Asya olmak üzere bütün insanlık birikimini tarihin akış seyrinde tekrar devreye sokacak unsurlar taşımaktadır. Tarihî birikimi etkin bir açılıma temel sağlayacak toplumların öne çıkacağı bu süreçte Türkiye tarihî derinliği ile stratejik derinliği arasında yeni ve anlamlı bir bütün oluşturma ve bu bütünü coğrafî derinlik içinde hayata geçirme sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Stratejik açıdan mihver bir ülke olan Türkiye, bu sorumluluklarının gereğini yerine getirmesi durumunda, yeni dengelerin oluşacağı daha istikrarlı uluslararası konjonktürlere daha uygun şartlarda giren merkez bir ülke konumu kazanacaktır."

İnsana umut aşılayan bu düşüncelerin nasıl temellendiği, nasıl şekillendiği ve nasıl dallanıp budaklandığı ise ancak okuduktan sonra anlaşılabilecek. (Küre Yayınları, 0212.589 12 95)

Faksa dair literatür genilişliyor

"İşbu mefkuse, ünlü fakıs İanes tarafından fakkasesi Ayfer Hanım'a tekfıs ettirilmiş olup, mefkusenin Mehmet Şeker Efendi'nin rikkatine..." diye başlayan bir metin görürseniz ne anlarsınız?
Çözmek için uğraşıp değerli vaktinizi ziyan etmeyin.
Tefakkus: Faks çekme eylemi
Fakıs: Faks çeken er kişi
Fakıse: Faks çeken hatun kişi
Fakkas: Faks çekmeyi alışkanlık ve zevk haline getirmiş er kişi
Fakkase: Faks çekmeyi alışkanlık ve zevk haline getirmiş hatun kişi
Mefkus: Kendisine faks çekilen kişi
Mefkuse: Faksı çekilen evrak
Tekfıs: Birine faks çektirmek

Girenler ve çıkanlar

Bir matematikçi, bir biyolog ve bir fizikçi, sokak kahvesinde oturmuşlar, yolun karşı tarafındaki binaya girip çıkanlara bakıyorlarmış.

Önce binaya iki kişinin girdiğini görmüşler. Bir süre geçmiş, binadan üç kişi çıkmış...

Fizikçi: "Ölçme hassas değildi."

Biyolog: "Üremişlerdir..."

Matematikçi: "Şimdi içeri bir kişi daha girerse, bina tam olarak boş olacaktır." (Burcu Kucur)

Jöntürkler

- Jöntürkler kimler?
- Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Kadir İnanır...

Devlet adamına öğütler

Osmanlı'nın son devirlerinde, Sultan Mustafa ve Sultan 3. Ahmet dönemlerinde 'defterdar' olarak görev yapan Sarı Mehmet Paşa'nın yazdığı 'Nesayıh'ül Vüzera V'el-Ümera' veya 'Kitab-ı Güldeste' kitabında, günümüz devlet adamlarına da ışık tutacak öğütler bulunuyor.

- 'İster af, ister cezalandırma söz konusu olsun, nasıl bir işlem yapmak gerekiyorsa, onu iyice araştırarak uygulamak ve hiçbir zaman acelecilik tehlikesine düşmemek gerekli.'

- 'Kendilerine saygı gösterilmesinden gururlanıp, halka karşı büyüklük ve istiğna (nazlı davranma) göstermeyeler.'

- 'Padişahın özel mallarına ve köy halkı ile askerin kamu mallarına karşı açgözlülük etmeyeler.'

- 'Kanaatkâr olup, aç gözlülükten ve ceza gününü düşünüp Allah'ın kahredici gazabından çekinmek gerektir'

- 'Mesafesi uzak olan yerlerden olur olmaz dava ve anlaşmazlıklar bahanesiyle kimseyi ihzar için ferman verilirken iyi düşünülüp araştırılmalı ve çok gerekli olmadıkça ferman verilmemelidir.'

- 'Sadrazamlar, beş vakit namazı cemaatle evinde kılıp, kapısı açık olup kendisiyle buluşulması kolay olması gerekmektedir. Devlet hizmetlerinden ne gibi işe tayin olunursa, belli olan geliriyle yetine ve mal toplama sevdasıyla halka karşı kötülük yapıp, cebr ve eziyet etmekten kaçınmalı.'

- 'Kanuna göre yapılması lazım gelen işleri, rüşvetle geri bırakıp, yasaya aykırı kötü bir işi işlemek kadar büyük bir günah yoktur. Devlet sahiplerine, rüşvet hastalığı gibi ilacı müşkil belki ilacı yok, bir devasız hastalık yoktur. İyi düşünüp bundan son derece perhiz etmek ve çekinmek lazımdır.' (İktibas'tan iktibas)

Çocuğunuzun başarılı olması için

Yaşına uygun yapabileceği görevler verin.
Başarılı olmuş kişileri ona sevdirin ve örnek gösterin.
Kendine güvenmesini sağlayın.
Okul arkadaşları ile iyi ilişkiler kurmasını sağlayın.
Ona yaşından ve olduğundan daha küçükmüş gibi davranmayın.
Onun ile birlikte vakit geçirin, kendini ifade etmesini sağlayın. (Dr. Safi Avcı)


26 Mayıs 2001
Cumartesi
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED