T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İslam, "siyasal" mı?

Hürriyet'in genel yayın yönetmeni, Sayın Özkök, dünkü yazısında, "Siyasal İslam"ın bittiğini, yerine "muhafazakâr İslam"la yola çıkılacağını ifadesi, bize, 22 Nisan 1998'deki yazısının bir "tekzibi" olarak gözüktü!

O zaman Sayın Özkök, "Müslüman demokrat"lığın Türkiye'ye siyasal yönden bir açılım getireceğini dile getirmişlerdi.

Aslında, bu "iflâs" teorisi, ilk önce, Oliver Roy tarafından "Siyasal İslamın iflâsı" ile, İslam dünyasına aktarılmış, Cezayir'deki Fransız çıkarları'nın sürmesi için de, "İslamî Selamet Cephesi"nin tamamen yok edilmesi örneği ile tamamlanıyordu.

Halbuki, bu ülkede, asırlardır bir dinî ve sosyal hayat var ve bu "Sünni İslam"la şekil bulmuş, giderek, Balkanlar'a kadar yayılmıştı.

Elbette, bizim entellerimizin düşünce ve etkilenme alanı Batı'lı normlara göre değil de, bizim "sosyal ve siyasal tarihi"mizle yoğrulup gelenlerin araştırmalarından ötürü şekil bulması gerekirdi.

Bir Gazali veya bir İbni Haldun'nun yaşadığı çağda kalmak gerekmez, amma, günümüzde "sosyal siyaset" konusunda, toplumların alacakları şekil ve yöntemin ilhamını "yerli düşünce"den alması kadar doğal bir gelişme olmazdı!

Nitekim, bendeniz "İslâm" kelimesini gördüğüm zaman, duyduğum heyecanı hiç bir şeyde duymam.

Bir hafta önce, imzalanıp, gazeteye gönderilen Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik Derinlik/Türkiye'nin Uluslararası Konumu" adlı 584 sayfalık "muhalled" eserinin indeksindeki "İslam" kelimesine bakıp, İslam, İslam birliği, İslam medeniyeti, İslam ülkeleri, İslamcılık, İslamiyet ve özellikle de "İslam bombası" gibi konuları irdeleyince, karşıma çıkan bir büyük medeniyetin ve yönetim tarzının, yüz yıllık encamının, İslam ülkeleri içinde şekillenen acıklı dramına bir kerre daha şahit olduk!

Bu bakımdan, "yerli düşünce ve yerli siyasal/sosyal araştırmalar" sonucu, ülkemizde nasıl bir "sosyal ve siyasal İslamî hayat"ın şekil bulacağı gerçeğini irdelemek gerekir!

Bize, Oliver Roy'dan önce, Ahmet Davutoğlu ve onun gibi, İslam toplumlarının sosyal ve kültürel açmazlarına açıklık kazandıracak bilim adamlarına, sosyal siyasetçilere dikkat etmek gerekir!

Çünkü, taş yerinde ağırdır. Fransız düşünürler ve sosyal bilimciler İslam dünyasına "don biçmek"le uğraşacaklarına, ilk önce kendi burunlarında sivilce gibi duran "Korsika"ya özgürlük ve sosyal yaşantı hakkını versinler! Bize dayatmalarda bulunmasınlar!

Biz, bizimle anlaşır, koklaşır, birliği sağlarız!


26 Mayıs 2001
Cumartesi
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED