T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kahraman bakkal ve esnaf nasıl kurtulur?

Tüketicinin gündeminde bir süredir marketlerin şehir dışına taşınması konusu var. Herkes birşeyler söylüyor ancak kimse çıkıp da bunun yanlış ya da doğru olduğuna dair fikrini açık açık dile getirmiyor. Çünkü kanun taslağı ile ilgili zikredilen gerekçe çok hassas. Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan taslak için tamamen politik bazı hesaplarla "bakkal esnafını kurtaracağız" söylemleri öne sürülüyor. Hükümetin bu yöndeki tavrının mantığını anlamak zor değil, onlar sözümona memleketi kurtaracaklar ya (?)... Peki bu konuda esnaf ne düşünüyor; o önemli işte.

İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Suat Yalkın'ı arayarak marketleri "şehirden kovma" konusundaki görüşünü öğrenmek istedim. Esnaf Odaları Birliği'nin bu aralar hükümetle arası oldukça iyi olmalı ki o da peşinen "evet marketler kesinkes şehir dışına çıkmalı" dedi. Sayın Yalkın'a taslağın sakıncalarından söz ettiğimde her zamanki ılımlı tavrından çok farklı bir uslupla karşılaştım. Sayın Yalkın, telefonu biran önce kapatıp kurtulabilmenin telaşıyla bir iki şey söyledi tabii ki; mesela marketler yüzünden bilmem kaç adet iş kolunun öldüğünden söz etti.

Sormak lazım; acaba o iş kollarının ölüm sebebini marketlerin üzerine yıkmak doğru mu? Aksine aynı marketler birçok iş kolunca üretilen ürünleri reyonlarında satarak onların güçlenmelerine katkı sağlamadılar mı?

Hayır bakkalların, daha doğrusu genel olarak esnafın bugün içine düştüğü sorunların suçlusu marketler olamaz. Odalar, örneğin bakkal esnafından aldıkları bu sene için 35 milyon TL'lik üyelik aidatı karşılığında onların sorunlarını ve genel olarak ülkenin ekonomik gidişatının kendilerini ilgilendiren yönünü takip etmek durumundalar. Eğer bugün Odaların faaliyetleri avukata ihtiyacı olan esnafa avukat tutmaktan öteye gidebilseydi bakkallar kepenk kapatma derecesine gelmezdi. Demokratik sistem içinde meslek örgütü gibi kuruluşların baskı gurubu olarak icraatlara yön vermesi şart. Ancak bu ülkede "aman iyi geçinelim, başımız ağrımasın" politikasını gelenek haline getirmiş idareciler ve ödedikleri aidatın dönüştüğü icraatın etkinliğini denetlemeyen esnaflar olduğu sürece gelinebilecek sonuç ancak budur.

Bakkallar marketlerin alternatifi değil kendine özgü kuruluşlardır. Onlar, evimizin yanıbaşında öyle uzun boylu alışveriş organizasyonları yapmadan birşeyleri alıverdiğimiz yerlerdir. Yani iki kuruluşun yeri ayrıdır. Eğer Bakkallar geleneksel güleryüzlülüklerini, alışılageldik "müşteri velinimetimizdir" tavrını unutmuş olmasalardı, sattığı ürünün fiyatını ilan etmek gibi aslolan titiz satıcı tavrını bir kenara bırakmasalardı marketler müşteri bulmakta zorlanırlardı. Çünkü tüketici için satış tekniği üründen daha önemlidir.

Çağın gereklerine göre satış teknikleri konusunda esnafı bilgilendirmek odaların görevidir. Sormak lazım 6 senedir yürürlükte olan tüketici kanunu konusunda en odalardan üyelerine en azından bir yazı gitti mi?

Marketleri şehir dışına taşımak mantığı ile esnafın sorunu çözülemez. Aksine şehir dışında oluşturulacak denetimden uzak canavarlar, oluşacak haksız rekabet ortamıyla esnafın daha fazla yıkılmasına sebep olacaktır.


26 Mayıs 2001
Cumartesi
 
SUZAN ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED