|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Maviye yolculuk
Türkiye Denizcilik İşletmeleri ve TÜRSAB, denizin ve göğün birbirine karışan güzelliğini yaşamak isteyenleri İstanbul-İzmir arasında unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) ve Türkiye Seyahat Acentelar Birliği (TÜRSAB), tarafından organize edilen Akdeniz, Karadeniz ve Ege denizlerinde yaz boyu sürecek olan mavi turun ilki geçtiğimiz hafta sonu İstanbul-İzmir hattında gerçekleşti. Basın mensuplarının katıldığı ilk Mavi Tur'da, yaklaşık 20 saatlik bir yolculukla İstanbul'dan İzmir'e gidildi. Yolculuğa katılanlar, gezi boyunca, hem denizde yolculuk yapmanın keyfini çıkardılar, hem de denizin ve göğün tüm güzelliğini tüm ayrıntısıyla yaşadılar. Üç gün süren mavi yolculuk için biz de Sarayburnu İskelesi'ne gittik. Yolculuk öncesinde gemide deniz turları düzenleyen Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Başkanı Erkan Arıkan ve organizasyonda yer alan ve turun bilet satışlarını gerçekleştiren Başaran Ulusoy basın mensuplarını tur hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirdiler. Saat 15.30 sularında ise, artık İstanbul'dan vedalaşarak mavi denize doğu yolculuğa koyulduk. Bir süre sonra kara parçalarını ardımızda bıraktığımızda, gözlerimizi yerin ve göğün maviliğine teslim etmiştik bile... Batan güneşe karşı güvertede oturup kahvemizi yudumlamaya başlayınca, denizin güzelliği artık iyiden iyiye ruhumuzu okşuyordu. İlk günkü yolculuğumuzun akşamında gemimizin kaptanıyla tanıştık ve gemi hakkında, ayrıntılı olarak bilgilendirildik. Kaptanla yaptığımız görüşme ve ardından gemi de yaptığımız geziler sırasında uzun mavi yolculuklar için gemide herşeyin ayrıntısıyla düşünüldüğünü kanaatini uyandırdı. Akşam yemeği için, yerli ve yabancı parçaların seslendirildiği canlı müzik, dinlenme ve televizyon seyretmek isteyenler için ayrılmış geniş bir kafeterya ve gece boyu dolunayın deniz üzerinde oluşturduğu enfes manzara.. yakamozların ışıltısı.. ve bunları seyretmek isteyenlerin sığındığı güvertedeki kafeterya yolculuğa katılan herkesin ayrı ayrı içini okşuyordu. Bu arada deniz yolculuklarının gün batımlarının ve gün doğumlarını kaçırmak istemeyenler için kaçırılmaz bir fırsat olduğunu bu yolculukta çok daha iyi farkediliyordu. Turun, dolunayın ilk gününde başlaması bizin için büyük bir şanstı... Bunu düşünüp biz de uyku saatlerimizi güneşin ışıklarına göre ayarladık.
Ve Alsancak'a demir attık
Güzel ve keyifli bir yolculuğun sonunda Cumartesi 12.00 sularında İzmir Alsancak'a gemimiz demir attı. Mavi Tur'a katılanlarla birlikte TÜRSAB'a ait otobüslerle Efes'e geçtik. Efes'in girişinde yenilen yemek ve ardından verilen mola göreceğimiz güzellikler konusunda bizi iyice meraklandırıyordu. Sonunda sabırsız bekleyişimiz sona erdi ve rehberimizin doğa, çevre, tarih v.s. bilgileri ışığında Hz. Meryem'in ömrünün son yıllarını geçirdiğine inanılan Efes yakınlarındaki evine geldik. Dünyanın dört bir yanından Meryem Ana Kilisesi'ne gelen hristiyanlar için son derece önemli olan tapınakta, mum yakıp dua ediyorlardı. Hz. Meryem'in son günlerini geçirdiği söylenen bu mabet hakkında oldukça ilginç rivayetler dinledik. Dünyanın dört bir yanından ziyarete gelen yerli ve yabancılar, yaklaşık 20 metrelik bir duvara bağladıkları bezler, kurdelalar ve kağıtlarla dilek tutmaları bazı batıl inançların dinler üstü olduğunu da aynı zamanda ispatlıyordu.
Tarihte kaybolmak
Antik Yunan kültürünün baş yapıtları arasında yeralan ve milattan önce 2 bin 600'lü tarihlere kadar uzanan Efes harabeleri ise gezimizin ikinci adresiydi. Yaklaşık iki saat süren gezimiz boyunca bu antik kentin ancak yüzde 20'sini gezebildiğimiz rehberimiz tarafından ifade edildi. Çoğu harabeye dönmüş tanrıların ve tapınakların fotoğraflarını çekerken gördüğümüz medeniyet son derece görkemliydi. Öyle ki gezip dolaştığımız, dokunduğumuz heykelleri tekrar tekrar görmek, dokunmak kavramak duygusuyla Efes'teki gezimizi sürdürdük. Akşam üzeri ise Şirince köyüne uğradık. Adından çok daha 'şirin' olan köyü tüm yorgunluğumuza rağmen gezdik. Köy halkı geçimini yaptığı şaraplarla kazandığı için çok fazla şaraphane vardı ve şaraplar bütün köy sokaklarında kurulmuş tezgahlarda müşterisini bekliyordu. Diğer yandan ise köy kadınları yaptıkları elişlerini ve bezden bebekleri turistlere satmak için evlerini önünde tezgah açmışlardı. Hava kararmaya başlayınca köylülerle vedalaşarak İzmir'e doğru yola çıktık.
Dönüş yolculuğu
Programımıza göre, akşam gemide kalacak dinlenecek ertesi gün saat 14.00 sularında İstanbul'a doğru yola çıkacaktık. Akşam yemeğimizi gemide yiyip biraz dinlendikten sonra gece İzmir Kordon'a yürüyüşe çıktık. İzmir'in denizi son derece kirli olduğu halde, kordondaki oldukça temizdi. Sabah saatlerinde ise kahvaltı için İzmir'e indik ve yapılan pazar kahvaltısı ve kısa bir İzmir turundan sonra yola çıkmak için gemimize geri döndük. Gemimiz öğleden sonra İzmir sularından ayrılırken gördüğümüz güzellikleri akramızda bırakmanın burukluğunu yaşamaya başlamıştık bile... Son gecemizi geçireceğimiz gemide gece geç saatlere kadar bir daha görülmesi zor o sonsuz güzelliği seyretmek için, iyice üşüyünceye kadar güvertede oturup, bir yandan her biri bu gece biraz daha parlak ve yakın yıldızları seyredip, diğer yandan da dolunayın deniz sularında çizdiği yakamozlara gözlerimizi yatırarak yolculuğu sürdürdük.
Yorgunluğa boyun eğip kamaralarımıza döndüğümüzde ise geminin suya batıp çıkarken söylediği şarkıyı dinleyerek uykulara daldık. Uyandığımızda ise, kamaranın penceresinde Sultanahmet'in minareleri yükseliyordu bile...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |