T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Korkma, kendine güven ve "değişim"i başlat!..

Bu krizi, kökten reformlar yaparak bir "yeniden-yapılanma" ile sona erdirirsek, Türkiye'nin önü açılır..

"Yeniden-yapılanma" ile ifade etmek istediğimiz şey, bir "topyekûn değişim"dir..

Sade ekonominin değil, "devlet"in de, "resmi ideoloji"nin de, çağa uyarlanmasıdır.

Şeffaflıktır, hukukun üstünlüğüdür, serbest rekabettir, çoğulcu ve özgürlükçü demokrasidir, dünyayla entegrasyondur..

Bizim, yerli malı Berlin Duvarları'nın yıkılmasıdır, beklediğimiz değişim!..

Bunları yapamayabiliriz de..

Eskisi gibi, "tabular ve sloganlar" arasında, sanal bir ortamda yaşayabiliriz..

Geçmiş dönemde bunu yaptık..

"Kökten-devletçi" bir düzen içinde, ne ekonomiye, ne Güneydoğu sorununa, ne "laiklik meselesi"ne, ne Türk-Yunan ilişkilerine ve Kıbrıs'a, kalıcı çözümler üretebildik..

"Türkiye ile dünya"nın ve "devlet ile halk"ın arasında, hep problemli ilişkiler yaşandı..

En yakın müttefiklerimizi ve tarih ile coğrafyanın bizi birlikte yaşamaya mahkûm ettiği "tüm komşular"ı, "dış düşmanlar" olarak gördük..

Değişen zamanlara göre de, halkın değişik kesimleri, "iç düşmanlar" listelerine girip çıktı..

Türkiye, bu "son kriz"i bir fırsat bilip, radikal bir "değişim projesi"ni uygulamaya koymalıdır..

Aksi halde, bundan sonraki yaşamımızı da, "kriz-kolik" bir ülke ve toplum olarak, sürdüreceğiz..

Çağımızda "zaman" çok hızlandı..

Geçmişte yüzlerce yıl süren aşamalar, bugün birkaç yılda tamamlanıyor.. "Değişim"in gereklerine uymayan devletler parçalanıyor, bir anda haritalar değişiyor..

Düşünün ki, 20'nci yüzyılı derinine etkileyen Marx'lar, Lenin'ler ve onların "komünist ideoloji"leri, bir anda müzelik oldular..

Hitler'ler, Mussolini'ler, bir kuşak dayanamadı..

1870-1939 arasında üç büyük savaşın tarafları olan Fransız ve Almanya, şimdi Avrupa Birliği içinde, "tek hükûmet-tek para" sürecinde..

Yapılması gerekenleri biliyoruz..

Avrupa'nın "Kopenhag Kriterleri"ni siyasete ve devlete, "Maasricht Kriterleri"ni ekonomiye uyarladığımız takdirde, yepyeni ve ümit dolu bir ülke olabiliriz..

Bunu yapabilecek kadrolarımız da var, bilgi ve deney birikimimiz de var.

Bütün mesele, işi, askeri darbelere, sokak ayaklanmalarına, anarşiye ve "örtülü iç savaş"lara bırakmadan yapmamıza bağlı..

Dünyanın çeşitli ülkeleri, "siyasi tıkanmışlık", "ekonomik kriz" ve "kararsızlık" nedeniyle, yukarıda sözünü ettiğimiz, felaketli alternatif yollara da girdiler.

Kriz labirentlerinden, yıllardır çıkamamış ülkeler de var dünyada..

Mevcut siyasi kadrolara ve parlamentodaki milletvekillerine, büyük sorumluluklar düşüyor.

DSP'den 20, ANAP'tan 20 milletvekili "artık yeter" diyerek, liderler oligarşisine başkaldırsalar, Türkiye'nin kaderi değişebilir.

"TÜSİAD"lar, "TOBB"ler, Ankara'daki iktidara endeksli yaşamayı bırakıp, dünyaya kulak verseler, bu "hasta yapı", değişim sürecine girebilir.

"Tekelci medya", kamu malına ve iktidar tutkunluğuna olan bağımlılığını bırakıp, topluma (veya okurlarına) biraz antenlerini açsa, "değişim" inanılmaz ölçüde hızlanır..

Çeşitli kesimlere, biraz "akıl", biraz "vicdan", biraz "hesap" ve biraz "ahlak" enjekte edilebilse, Türkiye'nin kaderi değişebilir.

Göz göre-göre, batağa, kargaşaya, çamura ve sürekli krizlere gömülmek, gerçekten bize yakışmıyor..

21'inci yüzyılı da, Türkiye'nin "hasta adam" kimliği içinde geçirmesine razı olmamalıyız..

Bilelim ki, Amerika da, Avrupa da, bizim düşmanımız değildir. "IMF", Türkiye'nin batmasını isteyen bir komplonun adı hiç değildir..

Türkiye, anti-emperyalist bir savaşın tarafı, eski bir sömürge, çaresiz bir 3'üncü Dünya ülkesi değildir..

"Globalleşme", devlet için de halk için de, "dünyalı olmak" için bir fırsattır..

Nasıl anlatsak ki?

Türkiye'yi iflas ettirirsek, bizim yeteneksizliğimiz sonucu olur bu..

Türkiye bölünürse, bunun sorumlusu bizlerin beceriksizliği olur..

Korkmayalım, kendimize güvenelim ve düğmeye biz basıp, "değişim"i biz başlatalım.

ŞAKA

Bilenler ve bilmeyenler

Zafer Mutlu ve Ercan Arıklı da, DGM'de verdikleri Etibank'la ilgili ifadelerinde, "Bankacılığı bilmiyoruz.. Önümüze gelen belgeye imza attık" demişler.

Aslında bu ikiliyi, Ecevit'ten sonra nöbetleşe başbakan yapmalıyız..

Ecevit de, ekonomiyi bilmeden, önüne gelen her programa imza atmıyor mu?

Demek ki Türkiye'de bilerek imza atan bir Dinç Bilgin, bir Murat Demirel, bir de Nail Keçili varmış..

Türkiye'de "bilenler" içeri atılır, "bilmeyenler" medya yönetimine ve iktidara taşınır..

GERÇEKLER

"Ecevit'in namusu" ve ortakları!..

Ecevit'in, Hüsamettin Özkan'ın, Mesut Yılmaz'ın ve Devlet Bahçeli'nin hâlâ "iktidardaki liderler" kimliğine sahip bulunmaları, sosyo-politik bir felç olmuşluğun ifadesidir.

"Ecevit'in namusu", artık bir klişe değildir.. "Ecevit'in namusu", tartışılmalıdır artık..

1970'lerin sonunda, sadece iktidar olmak için, "12 namuslu adam"ı koalisyon ortağı yaptı. Ve bunlardan bazıları, askeri darbe sonunda, devlet malını soymaktan mahkûm oldular..

1990'ların sonunda da, önce Başbakan Yardımcısı, sonra da Başbakan olarak, ihalelere fesat karıştırılmasına, bankaların boşaltılmasına, idarenin, siyasetin ve medyanın kokuşmuşluğuna gömülmesine seyirci kaldı..

Ecevit koltukta oturmak için, kokuşmuşluğa karşı, sadece burnunu tıkayan bir politikacıdır..

Medya, onun iktidar döneminde yozlaşmıştır..

Bankalar, onun iktidarında hortumlanmıştır.

Bu söylediklerimiz "yalan" mı, "yanlış" mı, "asılsız iftiralar" mı?

Sadece kriz üretmiş, hiçbir krize çözüm üretmemiştir.

Ecevit'in iki dayanağı olan Hüsamettin Özkan ve Mesut Yılmaz, Türk siyasetinde özlenen, "şeffaflık", "temizlik" gibi olguların temsilcileri değildir..

Devlet Bahçeli ise, ne yazık ki, tüm bu olup-bitenleri ortaklık koltuğunda sessizce izleyen ve koalisyonun hatırına herşeye göz yuman bir görüntü vermiştir..

Bu yazdıklarımız, "toplumun düşünceleri"nden farklı şeyler değildir.


11 Nisan 2001
Çarşamba
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED