T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Siyasi model" olmadan ekonomi konuşulamaz...

Türkiye'nin, ekonomi politikalarında "devletçilik" ve "liberalizm" arasında hangi sebeplerle tercih değişikliklerini kullandığına bakarsak, bunun arkasında her zaman "siyasi kararlar"ın bütün gücüyle durduğunu görürüz. Bu nedenle, "ekonomi politikaları", "siyasal meşruiyet"in bütünleyici parçası olarak yer tutar siyasi sistem/tarih içinde. Ekonomi politikalarının, "siyasi model"den bağımsız olarak ele alınmaya başlandığı zaman, Türkiye'nin "mali disiplin" kavramını artık dış etkilerle tanımlamaya başladığı dönemdir.

Örneğin, Demokrat Parti'yi iktidara taşıyan süreç, İkinci Dünya Savaşı sırasında, köylülerin ve özel sektörün yeni rejimden beklentilerinin artık karşılanamaz olduğu dönemdir. Savaş başlayana kadar "denk bütçe" sistemi yürünmüş ve 30'lu yılların sanayi politikaları esas olmuştur. "Siyasal meşruiyet" ve "ekonomi politikaları" arasındaki "organik bağ"ın bu temelde şekillendirildiği söylenebilir. Savaşın başlaması ile aynı sistemin devam ettirilmesi mümkün olmadı doğal olarak. Böylece, enflasyonist baskılar altında "köyün finansmanı" meselesi ilerde iyice kronikeşecek sıkıntılarla tanıştı/başbaşa kaldı. Özel sektör ise, tek parti rejimi içinde kurgulanmış "modüs vivendi"nin (devletçi ve liberal kanatların, rejimin olgunlaşmasına imkan tanıma temelindeki "geçici anlaşma"sının) ekonomik çıkarlarına dönük olumsuz bir işlev üretmeye başladığını düşünen bir aşamaya geldi...

Özellikle özel sektörün yükselen hareketliliği, yeni bir siyasi temsile duyulan ihtiyacı belirgin biçimde ortaya koydu. Modüs vivendi sona erdi. Sonuçta, Demokrat Parti hareketi, iflas eden ekonomi politikalarının yeni bir aşamaya getirilmesi için gereken "yeni siyasi model"in güçlü parçası olarak ortaya çıktı. İsmet İnönü, 1947 konuşması ile artık siyasi sistemin iki partili olduğunu ilan etti ve bu, 80'li yıllara kadar sürecek siyasi yapının "magna carta"sı olarak adlandırılabilecek kadar önemli gelişmelerin başlangıcı oldu. Bundan sonra Menderes döneminde, "denk bütçe" sisteminin terkedildiği, buna bağlı olarak büyük bir iktisadi sıçramanın -en azından başlangıç döneminde- gerçekleştiği bir kapı aralandı...

Dikkat edilirse, yeni bir ekonomi politikasına geçilirken, bunun "siyasi model" ile "çerçevelenmesi" ve "öncelenmesi" esas olmuştur. Tıpkı liberal politikaların kurucu-temsilcisi sayılan Celal Bayar'ın ulus-devlet siyasi projesinin "koordinatlanması" ve "işletilmesi" bakımından İsmet İnönü ile temel bir farklılığı olmaksızın, siyasi model farklılaşmasına yönelmesi gibi. Menderes'in ekonomi politikaları da hem savaş sırasında tükenmiş olan "siyasal meşruiyet" kredisinin "tazelenmesi" bakımından önemliydi, hem de Batı Avrupa'daki yönelimlerle paraleldi. Bu ve buna benzer örneklerin gösterdiği gibi, ekonomi politikalarının uygulanmasında, "siyasi model" ile çerçevelenmesi ve öncelenmesi, bunların uluslararası gelişmelerle paralellik gösterecek şekilde "ayarlanması" esas olmuştur. Bunlardan alınan sonuçlar, ülkenin -her şeye rağmen- öncü sektörlerinin kurulmasına zemin oluşturmuştur.

Geldiğimiz noktada ise, "siyasi model" konuşulmadan, dünya ile paralel bir gidişi elde edebilmekten ve yeni bir ekonomi politikası oluşturmaktan bahsediliyor. Çarpıklığın temeli burada gizlidir. Mevcut ekonomik iflası besleyenin, post-modern darbe ile gerçekleştirilen anti-demokratik "siyasi model" olduğu bugün bütün çıplaklığıyla görülüyor artık. Demokratik bir "siyasi model"in nasıl gerçekleştirileceği konuşulmaksızın, dünya ile uyum içinde olmaktan ya da esnaf yürüyüşleri ile temsil edilen yangını söndürmekten bahsediliyor. Bunun adı siyaseti modelsizliğe mahkum etmek yoluyla, yeni sorunları tahrik etmekten ya da yeni ceberrut ekonomik ilişkiler tesis etmekten başka birşey değldir.

"Siyasi model" konuşulmadan ekonomi politikalarının konuşulduğu her gün, üretim ve ihracat konuşmadan, sadece dolar, kur, bono ve faiz konuşarak "siyasal meşruiyet" tüketmekten başka birşey değildir.

Genelde "siyasi model" sorunundan, özelde ise hükümet sorunundan bağımsız ekonomik sorun, ekonomideki toplam aksaklığın yüzde kaçıdır acaba?


11 Nisan 2001
Çarşamba
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED