![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Türkiye'deki okurları hep biraz, 'ders çalışmayan, okumakta gözü olmayan' kişiler olarak adlandırıldı ama çizgi roman Batılılar'ın vazgeçilmez yazılı eğlence araçlarından birisi. Ülkemizde çizgi roman kültürü çok yaygın olmasa da, çizgi roman tutkunları yok değil. En yaygın kitle iletişim aracı olan TV aracılığıyla çoğu Japon yapımı çizgi filmler rağbet görürken Batı'da hâlâ kitapçı raflarından ulaşılması mümkün olan çizgi romanlar, özel bir konuma sahip. Hem de bu kitapların meraklılarının yaş sınırlaması yok. Orta yaşın üzerindeki yetişkin erkeklerden ilkokul çağlarındaki çocuklara kadar pekçok çizgi roman meraklısı, TV'nin kendisine dayattığı çizgi filmler ve sinema filmlerinin yerine kendi tercihlerinin peşinden gidiyor. Pekçok modern sanat dalında olduğu gibi çizgi romanın da anavatanı Batı. Özellikle İtalyanlar'ın önemli başarı gösterdiği çizgi roman piyasasında, bir çizgi kahramanın çıkış öyküsü hiç de sanıldığı kadar basit değil. Bugün sinemadan ve çizgi film uyarlamalarından tanıdığımız çizgi kahramanların çoğu 50-60 yıllık bir geçmişe sahip. Bob Kane 1938 yılında Batman'i çizmeye karar verdiğinde yayıncısı Jack Leibowitz, Kane'in kahramanının tutacağını ümit etmiyormuş. Ne var ki 1960'lı yıllarda Batman, gerçek anlamıyla tam bir efsane haline geldi. 50 yıldan uzun bir süre çizgi kahraman üreterek geçimini sağlayan Lee Falk'ın Fantom'u bizde en çok taklit edilen çizgi kahramanlar arasında yer alıyor. Rene Goscınny'nin Asterix'i, Paolo Eleuteri Serpieri'nin Druuna'sı, Jim Davis'in hınzır kedi Garfield'i, Galliano Ferrı'nin Zagor ve Mister No'su tüm dünya çapında tanınan çizgi karekterler arasında baş sıralarda bulunuyor. Amerikalı yazar Robert Erwin Howard'ın 1932 çizmeye başladığı Cimmeria'lı vahşi kahramanı Conan beyaz perdede Arnold Schwarzenegger rüzgarlarının esmesini sağlamıştı. Georges Remi'nin 1929 yılında canlandırmaya başladığı sevimli, maceraperest bir gazetecinin serüvenlerini anlatan Tenten'i, çizgi roman dünyasının en çok beğenilen karakterleri arasında bulunuyor. Kahramanları dürüsttü"www.cizgiroman.com" adlı sitesiyle Türkiye'de çizgi roman hakkında ilk Türkçe siteyi hazırlayan ve hergün 1000 kişiye yakın insanın sitesini ziyaret edip çizgi roman hakkında bilgi alışverişinde bulunmasını sağlayan Kudret Sabancı, çizgi romana ülkemizde neden ilgi gösterilmediğini şöyle yorumluyor: "Çizgi roman ne yazık ki çok uzunca bir süre, haylaz çocukların ders kitapları arasında, yorganının altında, yazları arka bahçede okuduğu kitaplar olarak bilindi. Birkaç örnek dışında okul ve aile tarafından dışlandı. Aslında çizgi romana bu ilgisizlik 1980'lerin ortasında başladı. Günümüzün yükselen değerlerini temsil etmiyordu çünkü çizgi roman kahramanları. Çünkü onlar hep dürüst, haklıların yanında, saf, temiz, insancıl kahramanlardı. Öyle büyük kötülükler, vahşet, dolandırıcılıklar yaşıyorduk ki çizgi romanların en kötü adamları bile masum kalıyordu. Örneğin bankaların böylesine ilginç ve zekice yöntemlerle talan edildiği günümüzde, Dalton Kardeşler'in banka soygunları ne kadar acemice kalıyor değil mi? Bütün bunlardan sonra, son iki-üç yıldır çizgiromanın bir "sanat" olduğu algılanmaya başladı bizde de. Yayıncılar artık daha bir "cesaretle" çizgiroman basıyor." İtalyanlar'a benziyoruzSabancı, dünyadaki çizgi roman kahramanları ile Türkiye'deki çizgi roman kahramanları hakkındaki düşüncelerini ise şöyle belirtiyor: "İtalyan ve Amerikan çizgi romanlarının farkını ortaya koymalıyız. Batman, Superman gibi Amerikan çizgi romanları genellikle fantastik ve şiddet dolu bir dünyada geçerler. Kahramanlar bize benzemez, insanüstü özellikleri vardır. İtalyan çizgi romanlarıysa (Mister No, Zagor, Matrin Mystere gibi) tamamen yaşadığımız dünyayı mekan tutarlar. Kahramanın bizden tek farkı, taşıdığı erdemleridir, biraz da iyi dövüşür. Bizim çizgi romanımız da İtalyan ekolünden sayılabilir, aynı özellikleleri taşırlar." Çizerler başka alanlara kaydılarÇizgilerinden tanıdığımız Hakan Alpin, çizgi roman yerine insanların çizgi filme daha çok rağbet etmesini ve ülkemizde yeni çizgi karakterler çıkartılamamasını şöyle açıklıyor: "Çizgi romanda kareler arasında gezintiye çıkarsınız. Kareler statiktir, kahraman bir önceki karede durgun bir konumdayken birdenbire saldırıya uğrar. Çizgi romanda, okur 'tamamlama' görevini üstlenir. Oysa çizgi filmde durum öyle değildir. Bilhassa televizyonun kendisinin yarattığı bir popülarite var. Çizgi filmlerde sunuşlar daha bir görsel şölen halindedir ve insanın düşünmesine pek olanak tanınmaz, çizgi filmin başından beri bütün olup bitenler size sunulur. 1976 yılında yayınlanmaya başlayan Yüzbaşı Volkan tiplemesinden sonra doğru düzgün popüler bir çizgi roman kahramanı çıkmamıştır. Bunun nedeni ise çizerlerin farklı alanlara kayması. Yeni çizgi kahramanlar çıkamaz diye bir şey yok. Çizgi roman çizecek birçok yetenekli çizer var ama bunları yayınlayacak yayın organları, bu işlere yatırım yapacak finansörler yok. Bu da sanırım önümüzdeki yıllarda çözülür." Bizde çizgi romancılıkİlk önceleri Batı'daki örneklerinin taklitlerini çizen Türk çizerler sonraları, yabancı kahramanlara nazaran daha az tutulsa da, yerli kahramanları resmetmeye başladı. Yerli çizgi kahramanların en önemlileri ise Abdülcanbaz, Malkoçoğlu, Yüzbaşı Volkan, Caveman, Kara Murat gibi temel özelliklerini geçmişten alan tarihî karakterler oluşturuyor. Çizgi romancılıkta önde gelen isimler arasında ise; Suat Yalaz, Sezgin Burak, Ayhan Başoğlu, Oğuz Aral, Turhan Selçuk, Altan Erbulak, Ali Recan, Ratip Tahir Burak bulunuyor. Malkoçoğlu'nun hikayesi de hayli ilginç; Ayhan Başoğlu, askerlik görevi için gittiği Kore'de, Türk Şehitliği'ni görür ve şehitlerimize ithafen Malkaçoğlu'nu çizmeye başlar.
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|