YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Çöküş ekonomisinden dramatik portreler

Bugün şahsımızın da tanık olduğu üç gerçek olayı aktarmak istiyorum. Hepsi gerçek hayattan, hepsi ekonominin piyasadaki yansımalarını ortaya koyan ilginç örnekler.

Bir tekstilci

Daha doğrusu birkaç gün öncesine kadar örme üzerine imalat yapan, fabrikasında iki yüz kişinin çalıştığı, 15 ülkeye ihracat yapan bir işadamı idi.

Bugün, evini, arabasını, itibarını kaybetmiş ve ne yapacağını bilemeyen acınacak birisi.

Her şey iyi gidiyordu. 1998 yılından itibaren yeni yatırımlara girişti. O dönemde özellikle yurtdışı müşterilerinin sipariş talepleri artıyordu.

Üretim tesislerini büyütme kararı 10 milyon Dolarlık yeni yatırımı gerektiriyordu. Hesaplamalarına göre harici finansman kullanmasına gerek olmadan yatırımını öz kaynakları ile gerçekleştirebilecekti.

Yatırıma başladıktan sonra ürettiği mallara olan talep azalmaya başladı. Geçici olduğunu düşünerek yatırım programını değiştirmedi. Ancak, azalan satışları nedeniyle banka kredisi kullanması gerekiyordu. Başlangıçta 1 milyon Dolar kredi aldı. Karşılığında arsa ve evi üzerine ipotek tesis edildi.

1999 yılı kabuslarla geçti. 2000 yılı başına gelindiğinde dış pazarını yarı yarıya kaybetmişti. 15 Marka ihraç ettiği bir üründen 3 yıl önce kar ediyordu, bugün ise zarar. Yatırımdan vazgeçmedi. Onur meselesi yapmıştı. Bu arada bankalara olan borcu 6 milyon Doları geçmişti. İpotek havuzuna fabrika binası, akrabalarına ait 3 arsa ilave edilmiş, kendisinin, eşinin, kayınpederinin ve kayınbiraderinin araçları rehinli hale gelmişti.

Bir darbe de yurt içi alacaklarından geldi. Karşılıksız çıkan çeklerin oranı % 50'ye ulaştı. Banka borçlarını ödeyemez hale geldi. Kendi tanzim ettiği çeklerin karşılığını temin edemedi.

Birkaç gün önce bankaların avukatları otomobilleri evin garajından götürdüler. İpotekli gayri menkuller satışa çıkarıldı. Hammadde satın alamadığı ve işçilerin maaşını ödeyemediği için üretim durdu.

Önümüzdeki yıl çocuklarını özel okula gönderemeyecek. Küçük bir kiralık eve taşınmak için hazırlık yapıyor. Parası yok, itibarı ve satacak bir şeyi kalmadı. Kendisiyle birlikte akrabalarını da uçuruma sürükledi. Karşılıksız çek düzenlemekten hapisle karşı karşıya.

İkinci portremiz ticaret sektöründen

Dayanıklı tüketim mallarının ticaretini yapıyor. Bugün borç batağına sürüklenmiş durumda. Sorumlusu af kanunu.

Mal sattığı kişiler borçlarını ödemiyor. Verdikleri çekleri karşılıksız çıkıyor. Dostumuz da yargı sürecini başlatıyor.

Tam bu sırada af konusu gündeme geliyor. Ve kendisine karşılıksız çek verenler af kapsamına alınıyor. Borçlular rahatlıyor. Yargılanma ve hapis baskısı kalkınca çek sahipleri borçlarını ödemiyorlar.

Alacaklarını tahsil edemeyince kendi düzenlediği çekleri ödemekte güçlük çekiyor. Yargılanma tehdidi altında.

Devlet kendisine sormadan borçlularını affetti. Alacaklarını tahsil edemediği için borçlarını ödeyemiyor. İşi bozuldu. Mal alamıyor. Af çıkmasaydı alacaklarının en az yarısını tahsil edebileceğini söylüyor. Ne yapacağını şaşırmış durumda. Hakkını arayabileceği hiçbir yer yok.

Üçüncü mağdurumuz bir avukat

Hukuk müşavirliğini yaptığı firmaların bir kısmı faaliyetlerini durdurdu. Bir kısmı nakit sıkıntısına düştü. Çalışanlarının yarısına yakının işten çıkardılar. Avukatımız da bunlar arasında.

Geliri, mevcut hayat standardını karşılayamaz hale gelince evini ve semtini değiştirdi. Arabasını satılığa çıkardı. Yeni hayatına alışmaya çalışıyor.

Bu ve belki sizlerin de şahit olduğu dramatik sahnelerin tek sorumlusu mevcut Hükümettir. Ekonomi nefes alamaz hale gelmiştir. Bankalar fonksiyonlarını yapmamaktadır. Piyasanın likit ihtiyacı içinde olduğu bir dönemde bankaların içe kapanması problemleri daha da ağırlaştırıyor.

Ya faiz farkına ne demeli. Bugünlerde repo faizleri % 25 civarında. Kredi faizleri % 80'lerde seyrediyor. Banka % 25'ten aldığı parayı işadamına % 80'den satıyor. Böyle bir ekonomik yapı ayakta kalır mı?

Temel sorun reel sektördeki daralmadır. İhracatın artmaması, buna mukabil ithal malları tüketiminin artması iç piyasayı vuruyor.

Uygulanan politika Almanya'daki, Fransa'daki fabrikaları desteklerken Türkiye'deki fabrikaları kapatıyor. Kendi işçimiz sokakta ve aç, yabancı ülkedeki işçiyi besliyoruz.

Hükümet'in aşırı değerli TL politikası bütün bu olumsuzlukların nedenidir. Çözümün başlangıç noktası Hükümet'in en kısa zamanda gitmesidir.


24 OCAK 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Nurettin CANİKLİ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...