![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Evrensellik hastalığı ya da soykırımDün İngiltere'de ilk defa parlamentoda soykırım anma töreni düzenlendi. İtalya, İsviçre gibi Avrupa ülkelerinden sonra İngiltere'nin böylesi bir girişimde bulunmasının Avrupa'nın alacağı yeni şekil ve bu gelecek içinde söz sahibi olmak isteyen güçlerin kendini göstermesi olarak yorumlanabilir. Bu tür anma toplantılarının yaygınlaşacağını kestirebiliyoruz şimdiden. Bir yanda Avrupa'nın kendi geçmişini sorgularken diğer tarafta geliştirdiği "evrensel" ölçülere yaslanarak, güç sahibi ülke güç dengesi içinde, yeni Avrupa oluşumunda söz/iddia sahibi olmanın meşrulaştırıcı aracı olarak kullanmaya çalışıyor. Tıpkı insan hakları, demokratik normlar gibi soykırım kanunları... Aslında Avrupa ülkelerinden teker teker yükselen soykırım iddialarının anlamlandıracak anahtar kavram evrensellik iddiasıdır. Avrupa kendi içinde ortaya çıkan ve zaman zaman tarihi olarak insanlık suçuna dönüşen zaaflarını ortadan kaldırmak ya da bu ayıptan kurtulmak için evrensel ölçüler geliştirmeye çalışıyor. İnsan hakları, soykırım gibi alt alta sıraladığımızda uzun bir evrensel ilkeler listesi. Bunların pek çoğu Batı medeniyetinin daha özgül anlamda modern Batının kazandırdığı değerler olarak gündemimize oturdu. Ancak insanlık ayıbı sayılan suçların önlenmesini hedefleyen ölçülerin ortaya çıkmasına neden olan bir de evrensel ayıplar-suçlar/zaaflar söz konusudur. Batı uygarlığı evrensel değerler üretip bunları insanlığın malı haline getirmeye çalışırken diğer tarafta bu değerlerin/ölçülerin ortaya çıkmasına neden olan ve pek çoğu sadece Avrupa'ya özgü zaaflarını da evrenselleştirmek gibi bir paradoksu beraberinde barındırıyor, Avrupa Birliği ölçülerinden, Batı Avrupa ve Amerikan toplumunun talepleri ve toplum vicdanının ortaya çıkardığı ölçülerle birlikte zaafları da evrenselleştirilmektedir. Başka toplumlarda görülmeyen, karşılığı bile bulunmayan tarihi kırılmalara neden olan Batı toplumlarına özgü toplumsal/ahlaki zaaflar da "öteki" konumuna itilen batı dışı toplumları değerlendirmek/yargılamak için evrensel geçerliliği olan kıstas haline getirilmiştir. Nitekim modern ve ideolojik anlamada milliyetçiliğin, ırkçılığın neden olduğu soykırım kavramının, tarihte yaşanmış acılara rağmen neden Avrupalı'nın anladığı/tanımladığı biçimiyle batı dışı toplumlara özellikle bize uygulanamayacağını anlamak istememelerinin nedeni burada yatmaktadır. Soykırım gününde Yahudiler'e ağlayan, geçmişinden utanarak yüzleşmeye çalışan Avrupalı'nın bu erdem gösterisine neden olan yüzlerce yıllık tarihin birikimiyle gelen antisemitizm hastalığının da evrensel olduğunu varsayması bunun tipik örneğidir. Bu nedenle Avrupalının, Hıristiyan dünyanın godkiller olarak gördüğü, antisemitizmi besleyen, dolayısıyla şartlar elverdiğinde soykırımı meşrulaştıran kültürel arkaplanın Müslüman toplumlarda oluşmadığını anlamaları mümkün değildir. Bu anlamda Yahudiler'in de Hıristiyanlar'ın da İslam toplumunda ehli kitap olarak (Ermeniler de dahil) ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu bile söylenebilir. Kendi kültürel/geleneksel kodlarını evrenselleştirme hastalığı Avrupalıyı tüm insanlığı kendi sosyo kültürel ve tarihi perspektiflerinde bakmaya, yargılamaya itmekte; dahası buna hakkı olduğuna inanmaktadır... Türkiye'de ve İslam toplumlarında antisemitizm olmadığı gibi antiermenizm de yoktur. Savaş sırasında başta Rusya ve Batılı müttefiklerin kışkırtmasıyla yaşanan trajediyi bazı acı sonuçlarına bakarak soykırım tanımına sokmaya çalışmalarının nedenini Batının evrensellik hastalığında aramak gerekir. Nitekim son anda, İngiltere soykırım anma toplantısında Ermeni soykırımını anılmasının listeden çıkarılmasına tepki gösteren Stephen Smith, (Beth Shalom Holocaust Centre direktörü): tarihi gerçekler, konjonktür gereği yaptığımız yorumlamalardan daha büyüktür, diyerek Ermeni soykırımının bir gün mutlaka tanınacağını belirtiyor. Gerçekten Türkiye hala bu konuda genel olarak suçlanmamışsa bunun temelinde Batı toplumlarının buna inanmadıklarından değil, siyasi konjonktürün henüz elvermemiş olmasında aramak gerekir. Ermeni sorunuyla ilgili Batıda en fazla hassasiyet gösteren ülke o zaman İngiltere olmuştu. Şimdi bizim yanımızda görünmesinin sebebinin konjonktürel olduğunu söylemeye gerek yok. Gözü dönmüş Müslüman "fanatiklerin elinde rehin tutulan" Ermenilerle çatışmanın çıkmasını, o zamanki (ve şimdiki) batı toplumlarının kültürel/sosyal kodlarıyla okuduğunuzda soykırımdan, kan banyosundan başka bir çağrışımı olmadığı muhakkak. Sorun bu algılayışın evrenselleştirilmesi ve her topluma uygulamaya kalkışılmasıdır.
aemre@kaynet.net.tr
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|