|
|
 |

Zirvede ölümle dans
Dünyanın en yüksek zirvesi K2'ye tırmanan dağcıların hikâyesini konu alan Dikey Limit, aksiyon meraklılarını memnun edecek. Film, baştan sona gerilimin dozunu neredeyse hiç düşürmeden sıkı bir seyirlik sunuyor.
Spor adına futboldan ötesine pek de ilgi duymayan bir millet olarak yakın zamanda Nasuh Mahruki ismiyle birlikte dağcılık konusunda fikir sahibi olmaya başladık. AKUT üyelerinden İskender Iğdır'ın bir tırmanış sırasında talihsiz bir kaza sonucu hayatını kaybetmesinin ardından yapılan teknik tartışmalarla da 'dağcılık' konusundaki genel kültürümüz epey arttı. Ama yine de, risk ve heyecana dayalı bu en tehlikeli doğa sporuna uzaktan bakan ve sinema perdesine yansıyan görüntüleriyle yetinenlerimiz çoğunlukta.. Geçen yaz "Görevimiz Tehlike"nin fragmanlarında öne çıkan ancak filmde bir kaç dakikayı bile bulmayan Tom Cruise'un 'dağcılık' gösterisi (belki de atraksiyonu demeli) filmin bütünü içinde kaybolup gitmişti. Bu hafta gösterime giren Dikey Limit (Vertical Limit) ise dünyanın en yüksek zirvesi K2'ye tırmanan dağcıların hikâyesini gerilimin dozunu neredeyse hiç düşürmeden anlatıyor.
Ölüm-kalım arasında
Ailecek dağa tırmanan Garrett'ler acemi dağcıların hatası yüzünden korkunç bir kaza geçirirler. Usta bir dağcı olan baba, tecrübelerine dayanarak kızı Annie ve oğlu Peter'i kurtarmak için kendi hayatını feda etmeye karar verir. Ancak babasının ipini kesmek Peter'ın görevidir. Dağcılık kurallarına göre yapılması gereken bu olduğu halde Peter, babasının ölümünden kendini sorumlu tutar ve dağcılığı bırakır. Annie ise babasına daha yakın olacağını düşündüğü için dağcılığa devam eder. Dünyanın en başarılı dağcılarından biri olur. Dört yıl önce K2 zirvesini zorlayan ancak başarısız olan ünlü zenginlerden John Vaughn, şirketinin reklamını yapmak üzere yeni bir tırmanış için K2'ye kamp kurar ve seçme dağcılardan oluşan ekibiyle adeta gövde gösterisi yapar. Kardeşinin ekipte olduğunu öğrenen Peter, tırmanışı izlemek için kampa gelir. Ekip tırmanışa geçtikten sonra fırtına çıkar. Ekip liderinin geri dönme çağrısına kulak tıkayan Vaugh, yola devam edilmesini ister. Ancak fırtınanın ardından üzerlerine çığ düşen ekip bir buz yarığında mahzur kalır. Peter'ın yıllar önce yaşadığı ikilemi bu kez Annie yaşayacak ve ekip arkadaşlarının ölüm-kalım kararını verecektir.
Gerçeklik duygusu veriyor
The Mask of Zorro ve Golden Eye filmlerinin yönetmeni Martin Campbell'in imzası bulunan filmde hem oyunculuk hem de çekim anlamında oldukça titizlenildiğinden seyircinin 'gerçeklik' duygusuna kapılması hiç zor olmuyor. Gerçekçi ve güvenli çekimler yapabilmek için yapım ekibi dünyanın en iyi dağcıları Kanadalı Barry Blanchard, Yeni Zelandalı Guy Cotter, Kim Logan ve Mark Whetu ile çalışmış ve oyuncular bir ay eğitim almış. Filmin yapımında dublörler dahil 50 dağcı görev almış.
|
 |
 |
'Hörmet'li Kardeşler beyazperdede
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı'nca bu yıl ikincisi düzenlenen "Türk Dünyası Sinema Günleri" 9 ülkeden sinamacıların katıldığı bir törenle başladı. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, kardeş devletleri ve halklarını hiç bir zaman ayrı görmediklerini söyledi. Coğrafi farklılıklara rağmen gönüllerin aynı olduğunu kaydeden Gürtuna "Kültürler arası ilişkilerin güçlendirilmesinde ayrı bir yeri olan sinama sanatı ile uzun süre ayrı kalan kardeşlerin birbirilerini tanımalarını istiyoruz" dedi. Amacın beyaz perdeye emek veren insanlar arasında kültürel bir köprü kurmak olduğunu kaydeden Gürtuna, "Türk dünyası olarak yeniden, o eski ihtişamlı günlere dönmek istiyoruz. Dünyada söz sahibi olunabilmesi için de, herşeyden önce kültürel ilişkilerin güçlendirilmesini ilk şart olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. Gürtuna, sinemanın kitleleri etkileme gücü dolayısıyla kültürel kaynaşmada büyük rolü bulunduğuna da dikkat çekerek "21. asrı Türk asrı yapmanın en büyük itici gücü sanat olacaktır" dedi.
Kültür İşleri Daire Başkanı Şenol Demiröz ise yaptığı konuşmada, devletin yapması gereken görevi Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığını dile getirdi. Yönetmen Halit Refiğ ise festivalde "Kaç Para Kaç" adlı bir filmin gösterileceğini hatırlatarak, "Para takıntısı olan sanatçıları burada göremiyoruz. Ama onları televizyonda, çeşitli kanallarda görebiliriz" şeklinde konuştu. Açılış töreninin ardından festival, Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği "Mayıs Sıkıntısı" adlı filmin gösterimiyle ile başladı. Törende ayrıca festival kapsamında düzenlenen iki ayrı serginin de açılışı yapıldı.
Festivalde, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tataristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Başkurdistan yapımı toplam 29 film gösterilecek. Atatürk Kültür Merkezi, MSÜ Sinema-Tv Merkezi, Atatürk Kitaplığı ve Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde ücretsiz gerçekleştirilecek gösterimler altı gün sürecek. Festival süresince ayrıca çeşitli açıkoturum ve paneller de düzenlenecek.
|
|