YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan


  Arşivden Arama

 

 

Her can arası başka bir karanfil susuyor

Şeffaf bir tembellik içindeyim... Uyku ile uyanıklık arasında yakıcı düşler içinde sönüyorum. Hayallerim iki dünya arasında sallanıyor ve yapayalnız bir göğün enginliği altında bütün derinlikler iç içe geçiyor. Artık ne kim olduğumu ne de düşlerimi biliyorum.

Dışarıda ürkek bir kış güneşi, yarı aydınlık, yarı karanlık titreşiyor. N'olur gün doğmasın, çünkü karların erimesi bana acı veriyor... Ne acılar susuyor, ne içimi yatıştırabiliyorum. İhanetlerin, düşlerimizi bile böylesine istila ettiği bir diyarın ufkunda sisin küllerinden başka bir şey kalmıyor elimizde.

Şimdi, sadece düş görüyorum ve kendimi kaybediyorum... Ve içimin ortasında bir başka gerçeklik cisimleşiyor. Ah çalınmış mutluluk.... Ah kavşaklarda benimle birlikte, başka zamanların düşünü gören uzak düşüm benim...

Dışarıda korku ve ihanet var, şafak çok uzakta, özgürlükse öteki gözlerimin altında. Hiçbirimiz yaşamayı düşlemiyoruz, eğer bir gün kalabalıklara sürgün edilen kendi sesimi keşfedersem, mırıldanan bir pınarın yankısında delice hayallerim için ağlayacağım.

Çünkü, bütün aşklar ve umutlar korlaşana kadar yanıyor yaşamımızın ocağında. Vazgeçiyoruz ihanet ettiği için aşktan da umuttan da... Hatta ölümden bile... Her şey sönüp gidiyor, yarı yanmış düşlerimizin sis perdesi altında...

Üstelik hiç bilmiyoruz, kelebekler nereye uçar, ölüme mi, özgürlüğe mi?

Herkes çok çabuk unuttu, kelebeklerin içinde uçtuğu özgürlüğün gözlerini. Bense karşıma başka gözler, başka düşler çıkacağını düşündükçe ilk kez korktum yaşamaktan. Çünkü, kelebekler olmadan belki de hiç geçemeyeceğiz o şarkılardan...

Hayatın dev ekranlarında, bir daha hiç göremeyeceğimiz düşlerimizin fotoğrafları gösteriliyor şimdi. Artık, kelebekler hiç uçmayacak özgürlüğe, biz o fotoğrafta olmayacağız...

İtiraf edilmemiş bütün ihanetlerin sonunda, toprağa yeni bin can düşüyor. Her can arası dualarımın ve özgür bir kelebeğin gözleri oluyor.

Her can arası, başka karanfillerin şiiri susuyor...

Kaderine hep kan düşen bu toprakların kanı hiç dinmez mi? "Ölüm kervanı"nın kurşunları, daha kaç tabut ekleyecek, Gaffarlar'ın, Mehmetler'in, Durmuşlar'ın kanlı karanfillerine?

Belki beş gün, belki beş yıl, belki de yarın özgür kalacak düşlerimizin bütün kelebekleri... Bir hıçkırığın kalpte kalan son düğümü çözülünceye, ölüm onları buluncaya dek bütün şiirleri ezbere bilecekler.

Şimdi, kaybolan bütün hayatlara ağlamak istiyorum, çok utanıyorum... Ve kelebekler son rüyamın içinde uçuyor. Uyuduğum düş ırmaklarının kenarından başımı kaldırıp bağırıyorum: "Günaydın bütün insanlar, özgürlük sizi öpmeye geldi..."


28 OCAK 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet Ocaktan

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...