YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Şiir: Şerefli sanat

İbni Haldun, Arapların şiire şerefli bir paye verdiklerini şöyle anlatıyor: "Bil ki şiir, arabın söyleyiş tarzları arasında en şerefli ve nefis bir ifade şeklidir. Bu şerefinden ötürü araplar şiiri bilgilerin, haberlerin, doğru ve yanlış düşüncelerinin bir çok bilgi ve hikmetlerinin kaynağı ve başvuracakları bir dergi edinmişlerdir." (Mukaddime III, çev. Z. K. Ugan, MEB Y. İst. 1970, s. 228).

İbni Haldun, bunları söylemekle yetinmiyor, şiiri hem bir bilgi, hem de bir sanat dalı olarak ele alıyor. Şiiri bilgi alanı olarak ele aldığında onu bir edebî ürün olarak görüyor ve edebî sanatlar açısından değerlendiriyor, bir belagat olarak şiirin yerini irdeliyor; onun belagat sanatı olarak yerine getirmesi gereken şartları inceliyor, beyitlerin anlamını, kafiye düzenini ve benzeri edebiyat sanatlarını şiir açısından ele alıyor. Bu sanatların yerine getirilmesinde düşülen zaafların şiiri nasıl etkileyeceğini ortaya koyuyor.

Şiire, bir de, doğrudan sanat olarak bakıyor. Bir ifade sanatı olarak... Bu bağlamda şunları söylüyor: "Bir sözün belagatlı olması için o sözlerin sözü söyleyen ve kendisine hitap edilen kimsenin haline uygun olması şarttır. Sonradan yetişen yazar ve edipler ise nesre şiir üslûbunu soktular. Halbuki hükümdar ve sultanlara hitabederken bundan sakınmak gerekir. Çünkü şiir üslûbu buna uygun değildir. Tumturaklı sözler kullanmak, ciddiyetle şakayı birbirine karıştırmak, vasıf ve tavsiflerde lüzumsuz olarak sözü uzatmak (itnab) ve lüzumsuz yerde benzetme (teşbih) ve istiareleri çok kullanmak belagata uygun değildir. Sözleri kafiyeli olarak söylemek de süs ve ziynet kabilindendir. Bu üslûpta söz söylemek devletin ve sultanın ululuğuna aykırı olduğu gibi, hükümdarlar adından faydalanarak ve korkutmak için halka bu tarzda hitabetmek de belagatı giderir. (...) Çağdaşları bu üslûbu seçmeye sevkeden sebep, diğer unsurların karışmasıyla dilleri bozulmuş olduğu için hal ve makama uygun olarak söz söylemekten aciz olmalarıdır. Hale ve yerine uygun olarak söz söylemekten duydukları aczi bu secili sözlerle örtmek, secilerle ve bedii olan lâkaplarla bu kusuru onarmak istediler. Bu fenne düşkün ve bu hususlarda haddinden aşırı hareket edenler, çağımızda Doğulu yazarlar ve şairlerdir." (Age. s. 223-224).

İbni Haldun, bu son parçada önemli bir husus üstünde duruyor: "makama uygun olarak söz söylemekte aciz olanların" şiirde kullanılan kafiye, vezin ve başka sanatları kullanmak suretiyle nesirdeki zaaflarını örtbas etmeye yeltendiklerini söylüyor. Oysa şiir sanatına mahsus ifade sanatlarının yalnızca bu sanata mahsus olarak kullanılması gerektiğini ileri sürdüğü gibi, nesirle anlatılması gereken hususların da onun hakkı verilmek suretiyle ifade edilmesi gerektiğini bildiriyor. Aksi takdirde belagata aykırı hareket edilmiş olacağını beyan ediyor.


28 OCAK 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Rasim Özdenören

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...