|
|
 |
Yılmaz'ın 'Mavi' ısrarı
MESUT Yılmaz, 4 Mavi Akım projesinin 4 yıldır ısrarlı takipçisi. Yılmaz, 1998'de hükümetinin gensoruyla düşmesine yolaçan Türkbank satışındaki ısrarını, bu projede de gösteriyor.
ANAP lideri Mesut Yılmaz, 4 Mavi Akım projesinin dört yıldan beri en ön plandaki takipçisi. Yılmaz, 1998'de hükümetinin gensoruyla düşmesine yolaçan Türkbank satışındaki ısrarını, bu projede de gösteriyor. Yeni Şafak, projeye destek olan Yılmaz'ın ve karşıt görüş savunucularının görüşlerini derledi:
Yılmaz'ın gerek başbakanlık gerekse sadece ANAP liderliği dönemlerinde Mavi Akım'a dair Türkiye ve Rusya'da bir takım özel temaslarda bulunması eleştirilere neden oldu. Yılmaz'ın bu tavrını şiddetle eleştiren muhalefet partilerinin yanısıra teknogratlar da dolaylı uyarılar yaptılar. Yılmaz ise Mavi Akım'ı istemeyenleri 'artniyetli' olmakla suçlayarak, "Eğer bu konuda herhangi bir suistimal varsa ve birileri 'ben bunu ispatlarım' diye bir gayretin içinde iseler, gelsinler ellerindeki bütün dosyaları; ama bütün dosyaları yetkili yerlere versinler. Ama burada söylüyorum, ellerinde öyle bir dosya yoksa sırf karalamak için sırf kendi emelllerini gerçekleştirmek deli saçması iddiaları ortaya atmasınlar" diye çağrıda bulundu.
"Stratejik hata"
Mavi Akım'a karşı çıkanların ortak vurgusu ise Türkiye'nin bu projeden stratejik olarak karlı çıkmadığı ve yapılan ihalede maddi kayıp olduğu yönünde. FP İstanbul Milletvekili Nazlı Ilıcak, Mavi Akım Projesinin diğer projelerden önce işleme konmasının stratejik olarak yanlış olduğunu söyledi. Ilıcak, "Mavi Akım projesine öncelik verilmesi, Türkmen gazI şansını ya 5-6 yıl geciktirecek, ya tamamen ortadan kaldıracaktır. Bizim önceliğimiz, Bakü-Ceyhan, Türkmen gazı, Azeri gazı gibi Trans-Hazar projesi kapsamındaki projeler olmalıdır. Mavi Akım, Orta Asya ve Kafkasya'ya yönelik stratejilerimize zarar vermektedir" dedi. Rusya'nın bu proje ile bölgede büyük bir stratejik üstünlük kazandığını belirten Ilıcak, "Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, "kaybedilenlerin kazanılması" şeklindeki politikalarının gereği, Orta Asya ve Kafkaslar'daki enerji kaynaklarını kontrol altına almak istemektedir. Bu yüzden de, büyük bir potansiyel olan Türkiye pazarını kontrol ederek, sözkonusu ülkelerin dünyaya bu yolla açılmalarının önünü kesmeye, en azından sınırlamaya gayret etmektedir" değerlendirmesinde bulundu.
DPT eski Müsteşarı Ali Tigrel ise, "Dünya'da ilk kez bir boru hattı 2150 metre derinlikte deniz altına döşenecek; Bu derinlikteki bir boru hattının tamir ve bakımı için mevcut ispatlanmış bir teknoloji bulunmuyor" görüşünü savundu.
BOTAŞ eski Genel Müdürlerinden Mete Göknel de doğal gaz tüketim planlamalarının şehirlerde tüketilen miktar gözönünde bulundurularak yapılamayacağını, bunun çok büyük bir yanlış olduğunu belirterek, "Türkiye'nin sanayi planlaması yaparak doğal gaz tüketimini belirlemesi gerekirdi. Oysa Türkiye'nin sanayi planlaması yaptığını gösteren en küçük bir emare yok" yorumunu yaptı.
|
 |
|