![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yolsuzluk fışkırıyorSon zamanlarda peş peşe ortaya çıkarılan yolsuzluk dosyaları, sadece ekonomik ve mali bakımdan değil, sosyal yapımız ve eğitim sistemimiz bakımından da alarm zillerinin çalmaya başladığını gösteriyor. Hangi taşı kaldırsan, hangi kamu kuruluşunun kapısını aralasan karşınıza bir yolsuzluk çıkıyor. Bunlara henüz ortaya çıkmamış, çıkarılmamış olanlar da eklenirse durumun ne kadar vahim olduğu daha iyi anlaşılır. Şurası artık kabul edilmeli: Bir yerlerde yanlışlık yaptık. Yetiştirdiğimiz insan tipinde, kurduğumuz sistemde bir yanlışlık yaptık. İnsanımız bir zamanlar tüyü bitmemiş yetimin hakkı olduğu düşünülen beytülmali kolaylıkla talan ediyor, haram yemekte beis görmüyor, sistem bu talanları ortaya çıkarmakta yetersiz kalıyor, haram yenmesine seyirci kalıyor. 10 yılda binlerce genç yaratmıştık, 75 yılda on binlerce sahtekar, yüz binlerce istismarcı yarattık. Laiklik adına feda ettiğimiz dini ahlakın yerini alacak bir ahlak sistemi kuramadık. Bu mümkün müydü, ayrıca tartışılabilir; ama böyle bir sistem kurabilseydik belki insanların yanlışlıklarının önüne geçebilecek bir iç-kontrol mekanizmasını devrede tutabilirdik. Köşe dönmek, kısa yoldan zengin olmak toplumumuzun hakim hayat felsefesi haline getirildi. Televizyonlarımız, medya kuruluşlarımız sadece zengin olmanın getirdiği imkanların propagandasını yaptılar. Bir avuç sonradan görmenin şımarıklıklarını ideal yaşam biçimi olarak sundular, insanımızı özendirdiler. Frensiz bir şekilde maddeciliğin kucağına itilen toplumda her ne şekilde olursa olsun zengin olmak yegane ideal haline geldi. Kimisi zengin olmanın en bilinen yolu olan devlet imkanlarının hortumlanması yolunu seçti, kimi bu iş için siyaseti kullandı. Kimisi de dini duygu ve değerleri paraya tahvil etmenin yolunu buldu. Madem ki her yol mübahtı, herkes başarılı olacağı alanda çalışmalıydı, nitekim de öyle yapıldı. Bu yapılırken de öyle bir çark kuruldu ki ucundan kenarından bu işi önlemekle görevli ve yetkili hemen herkes bu işe bulaştırıldı, köşe dönmeci yapıldı. Tencere dibin kara, seninki benimkinden kara. Bu sebeple de sistemin hiçbir kontrol mekanizması işlemez oldu. Projektörlerin çevrildiği sivil bürokrasi kokuşmuşluğun oradaki boyutlarını gözler önüne serdi. Ancak projektörlerin çevrilmediği diğer alanların temiz olduğunu zannetmeyin. Toplum bileşik kaplar gibidir. Bir gün projektörler oralara da çevrilirse dayanılmaz kokuların oralardan da yayılmakta olduğunu göreceğiz. Meselenin iki yönü var: Yetiştirdiğimiz insan tipi üzerinde tekrar düşünmeliyiz. Her türlü ideolojik bağnazlıktan uzak olarak eğitim sistemimizin böyle bir insan tipini üretirken nerede yanlış yaptığı üzerinde kafa yormalıyız. Sonra kontrol sistemlerinin neden çalışmadığı, neden yolsuzlukları, istismarları ortaya çıkarmadığı, önlemediği meselesi üzerinde yoğunlaşmalıyız. Bu devleti yaşatmak ve bu devlette yaşamak istiyorsak bunu yapmak mecburiyetindeyiz. Aksi halde ne geçmiş ne de gelecek nesillere hesap verebiliriz.
makifaydin@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|