![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Ben bu amcaya "baba" diyebilir miyim?Acaba Türk toplumu, "güzellik uykusu"na nasıl yatırıldı? Nasıl oluyor da, her konuda kendimizi haklı görüyoruz hep? İnsan ilişkilerine de, topluma da, sosyolojik gerçeklere de, uluslararası anlaşmazlıklara da, hep aynı dar açıdan bakabiliyoruz.. Yarattığımız "sanal dünya"dan çıkıp, gerçeklerle yüzleşmeyi ve sorunlara kalıcı çözümler üretmeyi, hiç denemiyoruz.. Bize, kim yutturdu uyku hapını? Devlet mi, medya mı, eğitim kurumları mı, sanat ve kültür erbabı mı? Gelişmiş ülkelerde, toplumsal psikolojinin ve kitle davranışlarının nedenlerini anlamak için, "medya arkeolojisi"ne başvurulur. Kitlenin düşünce ve davranışlarını şekillendiren, geçmişteki tüm olguların derinliğine inilir.. Gazete haberleri, haber ve propaganda filimleri, sinema ve tiyatro eserleri, gazete makaleleri, çok okunmuş kitaplar, belirli bir zaman süreci alınarak, derinine incelenir.. Arşivlere girilir.. Bizde ise, dün dündür.. Oysa dün, bugünün tohumlarını taşır. Yani bizim de, özellikle Cumhuriyet döneminin ve demokrasiye geçtiğimiz yılların içeriğine dönük bir "medya arkeolojisi"ni başlatmamız gerekiyor.. Örneğin "68'liler" diye nitelediğimiz kuşağın serüvenini oldukça iyi ölçüde biliyoruz.. Ama acaba "46'lılar", ne tür bir ortamın ürünleriydi?.. Hangi etkenler, bu kuşaktan çıkan Turgut Özal'ı, Süleyman Demirel'i, Necmettin Erbakan'ı ve Bülent Ecevit'i, farklı ya da benzer biçimde şekillendirdi? 1999'un Temmuz'unda, "Yeni Şafak"ta, Ekrem Baki imzalı bir haber-incelemede, Türk sinemasının bir dönemdeki klişeleşmiş söylemleri ele alınmıştı.. Çok geniş kitlelerin, aşka, insan ilişkilerine, aileye, servete, yoksulluğa, namusa, ihanete bakış açısını etkileyen "sinema", bir dönemi, bu tür klişe cümlelerle geride bıraktı.. İşte bazı örnekler. -Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim? -Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım.. -Hayır, durun, o suçsuzdur. Gerçek suçlu benim. -Ben artık yarım bir insanım. -Bu resimdeki amca kim anne? -Hayır siz kovmuyorsunuz. Ben vazifemden istifa ediyorum. -Ben fakir bir gencim. Ama sen zengin bir fabrikatör kızısın. -Ben kör bir gencim. Lütfen duygularımla oynamayın. -Hayır, hayır.. Tertemiz hislerimle oynadın benim. -Saadet dolu yuvamıza, kara bir gölge düştü. -Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşar, namusları için ölürler ama sen bunu anlayamazsın. -Çocuğumun ameliyat parası için yaptım herşeyi. -Biliyordum, ölmediğini biliyordum.. -Parayla saadet olmaz, bunu unutma. -Biz ayrı dünyanın insanlarıyız.. -Hayır.. Olaylar bildiğiniz gibi değil.. ..................... Bir dönem Türk sineması, bugünün toplumuna böyle duygular ve cümleler bıraktı.. Aynı şekilde soğuk savaş yıllarının siyaseti de, basını da, toplumu şekillendirdi.. -Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur.. -Bu halk, bu demokrasiye layık değil.. -Bizi, hem iç hem dış düşmanlar, sürekli bölmeye, parçalamaya uğraşıyor. Zaten, ceza mevzuatı sayesinde fazlaca mevcut olan "yasaklar"ın yanına bu şekilde "tabular"ı, "ön-yargılar"ı, "sloganlar"ı ekledik.. Şimdi de "globalleşme" ve "iletişim devrimi" denilen güncel kaçınılmazlarla, toplumsal bellekteki "içe-dönüklük" kültürünün çatışmalarını yaşıyoruz.. "Değişenler"le, "değişemiyenler", birbirlerini yok etmeye çalışıyor.. Devlette de, medyada da, sinemada da, kültür ve sanatta da, siyasette de, bu çatışma var.. Yine de, bütün salakların, iyi ve başarılı olduklarını işleyen Kemal Sunal filimleri, her an ekranlarda.. Acaba Bill Gates de, talihli bir salak mı? ŞAKA
Yağdır Mevlam!..
Kuraklık böyle giderse, devletin de yağmur duasına çıkması, galiba kaçınılmaz olacak.. Ecevit Hükümeti, herhalde bu yağmur duasının metnini hazırlamalı ve bir kararname ile bunu resmileştirmelidir. Ancak, bu yağmur duası kararnamesinin Çankaya tarafından veto edilmemesi için, metnin daha önce Cumhurbaşkanı Sezer'e gösterilmesinde fayda vardır. GEN PROJESİ
İnsanı insan yapan farklar
İnsandaki genlerin toplam sayısının sadece 30 bin olması, herkesi şaşırttı.. Bilim adamları bile, insanın diğer canlılardan çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğuna inanıyordu.. Oysa bir sineğin genlerinin sadece iki misli kadar gen varmış insan vücudunda.. Diğer memeli ve memesiz canlılarla ise, hemen hemen aynı sayıda gene sahip insan.. Şimdi atalarımızın, ırkçılık yapıp, "bazı ırklar diğerlerinden üstündür" demek saçmalığı yerine, insanlarla, hayvanların benzerliğini aramak içerikli akılcılıklarındaki doğru, anlaşılabiliyor. -Katır gibi inatçı -Karınca gibi çalışkan -Maymun iştahlı -Ondan birşey almak, domuzdan kıl kopartmaktan zordur -Yılan gibi sinsidir -Tavşan kadar ürkektir -Deve gibi kincidir -Papağan gibi ezbercidir Bütün bu benzerliklerin (veya huyların) genlerden kaynaklandığı anlaşılıyor.. İnsanı insan yapan genler, topu topu 30-40 tane farklı birleşimi oluşturuyor.. Bunlar, "bilgi"yi, "kültür"ü, "görgü"yü, "uyum"u, "terbiye"yi meydana getiriyor.. Bu 30-40 gene sahip çıkalım.
mbarlas@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|