![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Hesabı kim ödeyecek?Ortada bir ağır fatura var, bakalım hesabı kim ödeyecek? Oysa herşey ne güzel başlamıştı değil mi? Süleyman Seba'nın bunca yıl sonra dargınlık-küskünlük olmadan başkanlığı bırakması, Beşiktaş'ın şanına yakışır olgunlukta bir kongre yapması, genç bir başkanı büyük çoğunluk ile seçivermesi takdir toplamıştı. Genç başkan da dinamikti yani. Futbol dünyasının önde gelen hocalarından, kariyeri tartışmasız kabul edilen Scala'yı buldu, anlaştı. Transferde ataklarını sürdürdü, yerlilerin en gözdelerini, ilaveten kara bomba Nouma'yı, Karhan'ı aldı. Herkes Beşiktaş'ın bu yeni çehresi ile büyük bir sıçrama yapacağını bekliyordu. Ortada yağ, şeker, un vardı. Helvanın yapılması gerekiyordu. Ama şimdi ne görüyoruz: Bırakın helvayı ortada "berbat edilmiş bir çuval incir" var. Elbette ki Rize maçı neticesi de dahil baş sorumlu Scala'dır. Scala için getirilen eleştiriler şu noktalarda toplanıyor: Yönetimin aldığı tüm kararlara "evet" dedi, Ertuğrul'un gönderilmesine karşı çıkmadı. Biz burada bu eleştirinin pek de yerine oturmadığını söyleyeceğiz. Hoca yeni gelmişti, Ertuğrul'u pek tanımıyordu, hatta kimseyi tanımıyordu. Savunmadaki yan top zaafına hâlâ bir çözüm üretemedi, savunma hataları devam etti. Saha kenarında silik kaldı, hazırlık maçlarında bile ayağa kalkıp oyuna ve futbolculara müdahale etmedi. Bu da çok abartılan bir eleştiridir. Bir hocanın her zaman bir futbolcu gibi hareketli, agresif olması gerekmez. Bunu diyenler hocayı "Türk futbolcu mantalitesini tanımak için gayret gösterse iyi olur" şeklinde eleştirseler bence daha tutarlı olurlar. Yönetimin transfer yapmayacağını bile bile, devre arasında "en az iki futbolcu alacağım" diyerek mevcut kadroyu tedirgin etti. Ve benzeri başka eleştiriler. Bence Beşiktaş'ta aksayan şey Scala'nın yabancılığıdır. Bir yabancı hoca -elbette ki kendi kabiliyeti ve isteği ölçüsünde- bir ülkede en az iki sezon yaşadıktan sonra orada ne olup-bittiğini görebilir. (İtalya'ya gittiğinde ayağının tozuyla İtalyanca öğrenmeye başlayan Fatih Terim gibiler hariç). Scala bütün karizması ve efendiliğine rağmen takıma hakim olamıyor. Ona güven, kondisyon, ideal onbir, disiplin getiremiyor. Spor kamuoyunun pek yakından tanıdığı Şifo Mehmet meselesini bile kangren etti. Oysa Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en efendi, anlayışlı, tecrübeli futbolculardan biri olan Şifo Mehmet, belki de Beşiktaş'ta yaşadığı bu son sezonu hiç problemsiz götürecekti. Evet, Beşiktaş'a bir fatura kesildi, bakalım kim ödeyecek? Şu haftada bir yazmak ne kötü. Düşünün: Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı kupadan elemesi konusunda bile herkes herşeyi söyledi, bize artık söz kalmadı. Bari iki cümle yazayım: Denizli Fener'deki geleceğini kurtardı, güven tazeledi. Bu bir. İkincisi Fenerbahçe "takım olma" yolunda epeyce adım attı. Bu iki. Üçüncüsü de kondisyonu ve agresif futbolu göze görünür hale geldi. Az iş değil yani...
mkutlu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|