![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Kriz içinde krizSezer de ekonomi bilmiyor, Ecevit de... Onun için onlar vuruşunca ekonominin hangi sancılar içine düşeceğini kestiremiyorlar. Oysa ekonomiden anlayanlar dehşet verici bir paniğin içinde. Çünkü ekonominin her alanında feryadlar yükseliyor. Zirvedeki çatışmadan önce zaten ekonomi zirveleri toplanıyor ve programda bir revizyon aranıyordu. Çünkü reel ekonomi S.O.S. veriyordu. Zirvedeki çatışmadan önce de, siyasi çalkantıların ekonomiyi nasıl etkilediği görülüyordu. FP'nin kapatılma ihtimalleri bile borsayı allak bullak ediyordu. Kulaklar Anayasa Mahkemesi'ndeki fısıltılara kilitliydi. Bir devletin zirvesi, siyasi akıl demekti, basiret demekti, sabır demekti, acıları yutkunup dışarı vurmamak demekti, sır demekti. Sorumluluk demekti. Asla kavga demek değildi. Oysa kavga ettiler ve zaten sırat üstünde yürüyen ekonominin canına okudular. Bıçak sırtında yürüyen ekonomik programa hükümetin siyasi katkısı sadece programın sorumluluğunu üstlenmekten ibaretti. Yoksa program içeriği IMF, Daünya Bankası ve ekonomi bürokrasisine aitti. Ama programın çökmesi noktasında ellerinden geleni yaptılar. Aman Allahım, koca Türkiye'nin devlet zirvesi böyle bir sorumluluk zaafına nasıl düçar olabilir! Kavga ettiler, kavgayı sokağa taşıdılar, dehşet verici bir politik hercümerc sergilediler ve ekonomi yangın içine sürüklendi. Hazine borçlanması yüzde 60'lardan yüzde 144'e fırladı...Borçlanmanın süresi kısaldı, yeterli borçlanma yapılamadı. Gecelik faiz yüzde 7500'e çıktı. Kasım sonundan, yüzde 1700'lü gecelik faizlerden Şubat'a, yüzde 7500'lük faizlere üç ay içinde ikinci şok bu... Sıkı yönetim içindeki 14 aylık programda kontrolden ikinci çıkış... Yurtdışına döviz kaçışları... Özelleştirmelerden birkaç milyar dolar, IMF'den üç-beş milyar dolar bekleyen Türkiye'den birkaç saat içinde milyar dolarlar uçuyor... Dışardan bakıldığında kaygı verici bir güven kaybı, dış borçlanmada faiz fiyatlarının yükselmesi ve yabancı sermaye ürküntüsü... Nasıl bir ekonomi yönetimi bu? Kim bu programın sahibi? Program 14 ay içinde derin sosyal yaralara yol açmıştı. Yatırımlardan çoktan vazgeçilmiş, üretim asgari seviyeye düşmüş ve istihdam yüz binlerce insanın işsizler ordusuna katılmasına yol açmıştı. Şimdi, bugün, programın krizden krize sürüklenmesi sebebiyle yatırım, üretim ve istihdam alanında çok daha derin sancılar yaşanacak. Dün hükümet ve ekonomi bürokrasisi, saatler süren toplantılar yaptılar. Programın revizyonu gündemdeydi. Bu yazının yazıldığı saatte toplantı hala devam etmekteydi. Gündemde, dövizde çıpa sisteminin terk edilmesi, dalgalı kur sistemine geçiş üzerinde durulmaktaydı. Böylece programın en temel ayaklarından birisinde, özellikle ihracatı olumsuz etkileyen kur düzenini kontrolde, revizyon söz konusu idi. Bütün ekonomistler, siyasi güven ortamının ekonomik disiplinler kadar, zaman zaman ondan daha önemli olduğunu vurguluyorlar. Yaşanan krizde de ekonomik hatalar siyasi krizle at başı gitmiştir. Türkiye'nin devlet zirvesinin konuşmayı, yani diyalogu öğrenmesi gerekiyor artık.
atasgetiren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|