YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Kriz hükümet gitmeden bitmez

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in hükümeti suçlayıcı ifadelerine başbakan yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın 'terbiye dışı' cevabı ve başbakan Bülent Ecevit'in 'nezaket yoksunu' bir tavırla toplantıyı terk etmesi ile başlayan 'devlet krizi' zâhiren bitmiş görünüyor. MGK pazartesi günü yeniden toplanacak.

Oysa, 'devlet krizi' denilen olay, yarım kalmış MGK toplantısının kaldığı yeniden devamıyla sona erecek türden bir kriz değil.

Bir kere, Cumhurbaşkanı Sezer'in 'yolsuzluklar' gibi kamuoyunun hassas olduğu bir konuda hükümetin tavrını tasvip etmediği, Ecevit ile yakın çevresinin medyayı manipüle kampanyası sırasında öğrenildi. Aynı kampanya, hiç değilse tarafsız gözlemcilere, Sezer'in teşhisinin doğru olabileceğini de düşündürdü. MGK toplantısına kadar, cumhurbaşkanı dışında pek az kişi, Ecevit ve arkadaşlarının, göstermeye çalıştıklarının tersine, pisliklerin üzerine yatma çabasında olduğunu düşünüyordu; şimdi geniş bir kamuoyu, doğru veya yanlış, bu kanaati paylaşıyor. Hükümetin bundan böyle her yaptığını, kamuoyu, yolsuzlukları örtmeye çalışmak olarak değerlendirecektir.

Kavga, Ecevit ve yakınları tarafından, medya aracılığıyla, kamuoyuna yansıtılana kadar, MGK, devlet işlerinin bütün açıklığıyla görüşüldüğü anayasal bir kurum olarak biliniyordu. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin de üstünde, asker ile sivili biraraya getiren, her konunun masaya yatırıldığı, devlette devamlılığı sağlayan bir kurumdu MGK. Oysa, MGK'da, devletin en üst temsilcisi olan cumhurbaşkanının haklı olabilecek eleştirilerine tahammül edilemediği görüldü. 19 Şubat toplantısında, gözü dönmüş politikacılar yüzünden, MGK, tedavisi olağanüstü güç bir yara aldı. Bizlerin yıllardır savunduğumuz "MGK sisteminin elden geçirilmesi" görüşü her zamankinden daha fazla şimdi geçerli.

Bir başka önemli tespit de, ilk sahibi Mustafa Kemal Atatürk olduğu için çok özel bir ihtiramla bakılan cumhurbaşkanlığı makamının, kendisini dev aynasında gören politikacılar tarafından, aşağılanabildiği gerçeğidir. Kendi makamında kendisine "Sen" diye hitap edilebilen bir derekeye indirildi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı... Hem de, üç liderin arzusunu Meclis iradesiyle eşdeğerde gören, 'tarafsız' ve 'bağlantısız' olması anayasal bir zorunluluk taşıyan makam sahibine kendileriyle aynı çizgide durmadığı için "Nankör" diyebilen, sokak dedikodularıyla devletin ciddi işlerini karıştıran bir zihniyet tarafından... Cumhurbaşkanlığı makamı hiç bu denli küçük düşürülmemişti; bu da, cumhurbaşkanını halkın seçtiği sisteme geçmeyi zorunlu hale getiriyor...

Krizi başlatanlar, bütün gün telefon elde medya manipülasyonu yaparak gerçekleri çarpıtmaya çalıştıkça, 'kriz', daha da içinden çıkılmaz hale dönüşüyor. İlk gün sadece 'terbiye dışı' ve 'nankör' gibi sıfatlar kullanılmıştı; ikinci günden itibaren 'küstah' türü yenileri devreye sokuldu. Bu aşağılayıcı sıfatlara mâruz bırakılan kişinin bütün suçunun, "Diz boyu yolsuzluklara batmışsınız" cümlesini sarf etmekten ibaret olduğu biraz daha ortaya çıktı. Kamuoyuna yansıyan gerçekler, bazı siyasilerin, cumhurbaşkanının ithamlarını hak edecek ilişkiler içinde bulunduklarını göstermiyor mu?

Bu noktaya nasıl geldiğimizi hatırlayalım. Zorlama ve dayatmalarla alanı daraltılmış siyaset arenası, halkın eğilimlerini asla yansıtmayan bir seçimden bugünkü hükümeti çıkardı. Elleri ayakları bağlanarak ringe çıkartılmış iki boksöre (FP ve DYP) karşı 'özel himayeye mazhar' üç boksör elbette gâlip gelecekti. Rakibinin elleri ve kollarının hâlâ bağlı olduğunu bilmenin şımarıklığı içindeki boksör ne yaparsa, aynen öyle davranıyor bugünkü hükümetin üyeleri... Bu arada, sadece oyunun kurallarını yerle bir etmekle kalmıyor, bütün sistemi rezil ve zelil hale getirmekten de geri durmuyorlar...

Sözü daha fazla uzatmadan kanaatimizi kaydedelim: Cumhurbaşkanını, cumhurbaşkanlığı sınırları içerisindeki bir mekânda ve başkanı olduğu MGK toplantısında, ağıza alınmayacak küfürlere mâruz bırakmak ve bu konuyu kamuoyu önüne taşımakla başlayan kriz, bu hükümet işbaşında kaldığı sürece ve sistemde köklü değişiklikler gerçekleştirilmeden sona eremez. Kim "Kriz bitti" diyorsa yalan söylüyor...


22 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...