![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Roma'laşan Ankara'da güçlerin hesaplaşmasıEntrika, konsprasyon, hile, desise, kumpas, ihanet, ikiyüzlülük, sahtekârlık, yalancılık ve kleptokrasi... Hırs, kin, kemikleşmiş inatlar, saplantılar, korkular, paranoyalar, her türlü ahlaki ve ruhi çürümüşlük... Ankara'dan söz etmiyoruz. Bu sözler eski Roma'yı tanımlayan bazı ifadeler. Dar bir seçkinler ( oligarşi) grubu içinde oynan iktidar ve çıkar oyunlarında sıkça kullanmış olan tanımlamalar. Herşey serbest ve her şey mubah... Sezar mı haklı? Brütüs kim? Bunlar önemli değil. Önemli olan güç ve iktidar. Para, şan şöhret. Erk ve kudret... Roma'da hepsi birden varmış. Ankara'da?.. Geleceğin gayri resmi siyasi tarihini yazacak olanlar mutlaka, 'Ankara tarzı' diye bir tarzdan ve yönetim anlayışından da söz edeceklerdir. Bunu yaparlarken de, Ankara'nın, eski Roma tarzına ne gibi katkılar yaptığını da eklemeyi unutmayacaklarına eminim. Türkiye ne zamandır artık Ankara'dan çözüm, çare, tedbir gibi şeyler beklemiyor. Sıradan insanlar, Ankara'nın, zaten zor olan hayatlarını daha da zorlaştırdığını iyi biliyor. Ankara gölge etmese, kendi işlerini iyi kötü halledebilecekler. Türkiye, Ankara'dan yeni krizler, bunalımlar ve yeni entrikalar bekliyor. Olup bitenler eski bir Roma filmi gibi izleniyor. İzlenmekle kalınmıyor taraf da tutuluyor, gazetelerin ve televizyonların da etkisi ile... Sezar mı haklı? Brütüs mü? Aslında ne farkeder? Sonuç değişmiyor. Roma'daki neydi? Güçlerin hesaplaşması... İktidar kavgası... Ankara'daki ne sizce? Fazilet mücadelesi mi?.. Halk Bankası'ndaki soygun ortaya çıkınca, bankanın kredileri Anadolu'daki esnafa, küçük işletmeciye mi yansıyacak? Başbakan önce tasarruf olsun diye yerli arabayı tercih etmişti!.. Arkasından yine mutevazı bir Fransız arabasına geçti... Sonra Fransa'ya, Koç ve Silahlı Kuvvetler hariç, milletçe kızdığımız için, o arabadan da inip başka bir arabaya binmiş. Şimdi, son krizden sonra bindiği araba tam 7.5 milyar dolarlık... Roma'da hiç bu değerde bir arabaya binen tiran yaşamış mıdır sizce? Tarih kitaplarında böyle bir şeyin yazdığını sanmıyorum. Ama Ecevit'ten de bahsedecek olan bizim cumhuriyet dönemi tarihinde, buna benzer cümleler bulunacağına eminim. Tabii, resmisinde değil. Gayri resmi tarihte. Gerçek tarihte... Benim gözümde, Ecevit'in bindiği araba 7.5 milyar dolar değerinde ve işin ilginç tarafı, o hâlâ tasarruf nedeniyle bu arabaya bindiğini iddia ediyor!.. Hatta bunu, halkın arzusu üzerine, vatandaşın iyiliği için yaptığını da ileri sürebilir. İster inanın, ister inanmayın... Son krizin faturası 7.5 ya da 10 milyar dolar olsun. Ne farkeder? Ödeyecek olanlar aynı olduktan sonra. Bana göre asıl darbe ekenomiye değil, Türkiye insanının ruh sağlığına indirildi... Umutlara, heyecanlara, daha iyi yaşama arzusuna, ahlaki ve moral değerlerine... Türkiye'de yeni bir kriz çıkmış değil. Türkiye'de sürekli kriz var... Roma'laşan bu oligarşik yapının, oligarşik Trimvira'nın ( Triumvirate: Roma döneminde uygulanmış üçlü yönetim modeli) başka bir şey üretemeyeceğini anlamak için ille de Ankara'da olmak şart değil. Aman sakın, Ecevit'i, Yılmaz'ı, Bahçeli'yi bu üçlünün ayakları sanmayın. Onlar 'ayak' bile olamazlar. Roma ve Ankara tarzlarında mutlaka farklılıklar var ama, gerçek üçlü değişmiş değil. Politika-bürokrasi-iş çevreleri bu sacayağını oluşturuyor. Bu sacayağının arasında halka yer yok... Kimin haklı olduğunu ya da tarafların haksız olduğunu söyleyecek olan gerçek hakemler ise, bu oligarşik yapının seçkinleri değil... Sadece onlar... Ama bunu söyleyene kadar da hem emekleri hem de ruhları sömürülmeye devam edilecek. Başka çareleri de yok gibi...
kduzgoren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|