YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Ekonomi allak bullak

Evvelki gün, ekonomik dalgalanma sakinleşir gibiydi. Faizler % 2 bin % 3 binleri bulduktan sonra, düşme trendine girmişti. Borsa, cüz'i miktarda toparlanmıştı.

Dün, birden her şey gene alabora oldu.

İşin bir ekonomik, bir de siyasi vechesi var.

Ecevit'in konuşması

Çarşamba günü de, Ecevit konuşmaya ve Cumhurbaşkanı'ndan şikâyete devam etti. Krizin sürdüğü işaretlerini verdi.

Bakın ne dedi Başbakan:

"Cumhurbaşkanı ile siyaset ve devlet anlayışımızda ciddi ayrılıklar var. Bunu bir veri olarak kabul etmeliyiz."

Fakat asıl aşağıdaki cümlesi, Ecevit'in gene ipin ucunu kaçırdığını gösteriyor:

"Cumhurbaşkanı'nın, hükûmetten şikâyetleri olabilir. Ama bu şikâyetlerini, Milli Güvenlik Kurulu'na getirmesinin özel bir anlamı vardır. Onu telâffuz etmek bile istemiyorum."

Ecevit, Cumhurbaşkanı'nın askerlerle işbirliği yaparak bu hükûmeti yıkmak ve bir "teknokratlar hükûmeti" kurma eğiliminde bulunduğunu ihsas ediyor!

"Telâffuz etmek dahi istemediği" işte bu.

Ekonomik kriz tam yatışırken, yeniden konuşmaya başlayan Ecevit, kamuoyuna olumsuz mesajlar vermiştir. Hele hükûmetin yıkılabileceği havasını yaratması, piyasada büyük tedirginlik yaratmıştır.

Oysa mevcut hükûmetin yıkılması ihtimali hiç yok. Çünkü ortaklar, uyguladıkları ve şu anda milleti perişan eden programı sonuçlandırmak zorunda.

Cumhurbaşkanı, hukukun üstünlüğüne inanan bir kişi. Ecevit, bir taşeron hükûmetinin başı olduğunu unutarak, Necdet Sezer'in komplo kurduğu izlenimini yaratmağa çalışıyor.

DSP Genel Başkanı, dikkat ederseniz, tartışmanın kamu görevlilerinin önünde cereyan etmesinden dolayı rahatsız. Çünkü, zihninde bir komplo teorisi oluşturmuş. Ona göre, Cumhurbaşkanı hükûmet ile bir siyasi mücadeleye girişmiştir.

İşte bu gibi sözler, dün ekonomide ikinci bir çöküş yarattı.

Zaten Kasım 2000 tarihinden beri, işler bıçak sırtındaydı.

Ecevit'in, Milli Güvenlik Kurulu'nu terk etmesi ve "Devlet krizi olduğunu" açıklaması, barutu ateşledi. Dün, ihtilâfın sürdüğü intibaını yaratması ve Sezer'i suçlamaya devam etmesi, piyasayı ikinci defa, allak bullak etti.

Ekonomik cephe

Meselenin bir de ekonomik cephesi mevcut.

Evvelki akşam bir devlet bankası olan Halk Bankası'nın varlıkları yükümlülüklerini karşılayamadı. Bir süredir Halk Bankası'nın iyi yönetilmediğine dair iddialar mevcuttu. Gizlilik perdesi arkasına sığınarak kaynakların kimlere aktarıldığı açıklanmıyordu.

Halk Bankası resmen "iflas" etti. Ama devlet bankası olduğu için, Hazine, Halk Bankası'nın yükümlülüğünü elbette karşılayacak. Ya para basarak karşılayacak, ya da devalüasyon yaparak, (elindeki dövizin TL karşılığını arttırmak suretiyle para basmadan) Halk Bankası'nı takviye edecek.

Dün piyasa, Halk Bankası'nın mükellefiyetlerini yerine getirmemesi yüzünden tıkandı; kilitlendi. Bankalararası işlemler tamamen durdu. Hiçbir banka diğerine para satmaz oldu.

İşadamının şaşkınlığı

Ekonomiyi yakından takip eden bir işadamı ile konuşuyordum. Ne yapacağını bilmez haldeydi. "İlk defa böyle bir olay yaşıyoruz" dedi. Ve devam etti: "Merkez Bankası, Uluslararası Para Fonu'na verdiği taahhüt gereği, net iç varlıklarının seviyesini korumalı. Bu yüzden piyasaya TL pompalayamıyor. Likidite sıkıntısı had safhada. Halk Bankası'nın durumundan sonra, güven bunalımı iyice derinleşti; bankalar birbirine para satamıyor. Hazine, yüksek faiz ödese bile, herkes, bir moratoryum(1) endişesi içinde, devlete borç vermekten çekinecek. İhtiyaç, para basarak karşılansa, hem IMF ile anlaşma bozulacak, hem enflasyon iyice fırlayacak. Belki devalüasyon yaparak bir çözüm arayabilirler; çünkü o zaman, devletin elindeki döviz varlıkları karşılığında, TL cinsinden likidite artışı sağlanabilir. Kısacası bıçak sırtında ilerliyoruz."

Ecevit ve yolsuzluk

Ekonomik krizin faturasını kimse Cumhurbaşkanı'na çıkartmaya çalışmasın. Necdet Sezer, sadece kararlılıkla, yolsuzlukların üzerine gidiyor.

Belki de Ecevit'in öfkesi buradan kaynaklanıyor. Çünkü DSP liderinin temiz imajı büyük yara aldı.

Zira Türkbank olayında Mesut Yılmaz'a sahip çıkması, beyaz enerjide Cumhur Ersümer'i himaye etmesi, Hüsamettin Özkan'ın Sabah grubuyla yakın ilişkileri, Ecevit'i yıpratıyor.

Evet Ecevit çifti, sade bir hayat sürüyor; para pula pek ehemmiyet vermiyor. Ama aynı Ecevit, siyasi iktidarı için, yolsuzluklar da dahil her şeye göz yumuyor.

1980 öncesinin Güneş Motel pazarlıkları, 11 milletvekilinin transferi, Hilmi İşgüzar ve Mataracı'nın Yüce Divan'da mahkûmiyetleri...

Bugüne gelelim; hakkında çeşitli iddialar bulunan bakanları hükûmette muhafaza etmesi; Mesut Yılmaz'ı Türkbank soruşturmasından kurtarması.

Ecevit'in feveranı bence gerçekleri Cumhurbaşkanı'nın ağzından duymasından kaynaklandı.

Necdet Sezer "Kral çıplak" dedi.

Ona verilen cevap "Küstah(2) ve nankör" olmamalıydı.

(1) : Devletin borçları askıya aldığını, ertelediğini resmen beyan etmesi.

(2) : 21 Şubat 2001 tarihli Sabah ve Star'ın manşeti: Ecevit "Böyle küstahlık görmedim"


22 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...