YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Politika

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 


Atatürk İnönü'ye kızdı

Cumhurbaşkanı Atatürk'le Başbakan İnönü arasında geçen ve çevrenin de tanık olduğu tartışma sonunda, İnönü'nün de Başbakanlığı sona ermişti.

Cumhuriyetin ilk ve en önemli olayı, Atatürk-İnönü arasındaki ilişkilerin kopuş şeklidir..

Olayı, rahmetli İsmet İnönü'nün, Orhan Erkanlı'nın "Anılar, Sorunlar, Sorumlular" kitabında yayınlanan, kendi anlatımı ile verelim.

Atatürk'le kopuşunu şöyle anlatıyor İnönü:

-Atatürk'ün son seneleri çok zor olmuştur. Gece alınan kararları ertesi gün iptal etmek eski bir adetimiz idi. Son seneler bu adet kalkmaya başladı. Hele nihayete doğru (1936-37 hatırladığım seneler) gece arzu ve teşebbüs ettiği bir işi ertesi gün tamamen sakin iken de, illizam ve takip etmeye başladı.. Sıhhatindeki bu değişikliği farkettiğim andan itibaren korkum çok arttı.

Son senelerde, hükümet azasının ayrı ayrı kendisine çok bağlı olmasını düşünüyordu. Bunun için bazı usûller kullanmak istedi.

Hülâsa Eylül 1937 kavgası oldu. Bu kavgada haksızlık, esasında Atatürk'ündür. Tatbikatta idaresizlik ve haksızlık ikimiz arasında bana düştü. Haksızlık ona aitti; şunun için: Aramızda geçen bir devlet işini "Bilâhare görüşürüz" dedikten sonra akşam tekrar halletmek, yani gündüzden tasarladığı mülâhazaları ve sebepleri imposition şeklinde karar olarak tebliğ etmek ve bu vesile ile sevmediği birkaç vekili tahkir etmek istedi. Evvelâ sakin idim. Sükûnetle geçiştirmek istedim. Halindeki tecavüz mânasının arttığını gördükçe sabrım tükendi. Sonra şiddetle mukabele ettim. Mukabelenin şiddeti onu sükûnete getirdi. Kesin karar verdiği hâdiselerde haklı olmak için sebep toplamak kararına derhal başladı. Sükûnet.. tariz.. hafif tahrik..

Sonra Hatay ve Nyon meselelerini de söyledi.

Ayrılmak kararı kısa oldu. Dil Kongresi için İstanbul'a giderken trende beraber kahve içtik.

-"Ne olacak?" dedi.

Ben, evvelâ çok müteessirdim. Ağlayacak vaziyette idim. Gönlümü almayı istiyordu.

-"Çok muzdaribim," dedim.

-"Bilmiyorum nasıl oldu. Âlem önünde olmasaydı," dedi ve "Ne düşünüyorsun?" diye ilâve etti.

Birden uyandım. Her zamanki gibi geçmiş veya geçecek bir hadise addediyordum. Bir sual üzerine ayıldım. Teessürümü yendim.

Ben: -"Birşey düşünmedim. Ne emrederseniz öyle yaparız," dedim.

O: "Bir fasıla verelim."

Ben: "Hayhay, size müteşekkir olurum."

O: "Şekli?"

Ben: "Hastalık.."

O: "Evvelâ izinle yapalım."

Ben: "Çok iyi. Kongreden evvel mi, sonra mı?"

O: "Nasıl istersen: Sofraya gidelim."

Ben: "Çok yorgunum, gidip yatayım."

O: "Gizli tutalım. Kimi düşünüyorsun?"

Ben: "Mazur görünüz, kimseyi söyleyemem."

O: "Celâl Bayar.."

Ben: "Hakikaten bana iyi tesir etti."

İstanbul'a beraber gittik. Tren de kalabalık, vekiller filân var, neşeli görünerek çıktık. İki gün sonra izin kâğıdımı yazdım. Kendisi ile görüştüm. Ankara'ya geldim. İşittiklerime göre bana gizli tutalım derken kendisi gece gündüz benden şikâyet etti. Devletin maliyesini banka gibi bir hale getirmek lüzûmundan bahsetti. Çünkü kendisini dolduran sebeplerden biri Maliye ve İnhisar Vekilleri'ne olan antipatisi idi.

Ben Ankara'da yalnız bir ay kaldım. Sakin durdum. Sofra konuşmaları, gazeteler (Ahmet Emin İktisadi Kalkınma vesairesi...) neşriyatı devam etti. Atatürk beni İzmir manevrasına davet etti. Ben daha izinli Başvekil'dim. İlk anda pek hiddetli, pek kıyasıya şeyle düşünüldüğü günler yumuşar gibi oldu. Bütün dikkatimle yeni tertibin muvaffakiyetsiz ve antipatik olması ihtimaline mahal vermemek için, dostlarıma hep sükun ve yardım tavsiye ettim. İlk anda Atatürk'e benim çekilmemin halkça iyi telâkki olunduğu raporunu vermişler. Atatürk hakikatin söylenenin tam zıddı olduğunu hâdisat ile öğrendikçe çok şaşkın oldu.

Meclis açıldı, yeni hükümet tam bir ay çalışmadan sonra kuruldu ve çok soğuk karşılandı. Stadyumda, konserde, sokakta bana tezahürat devam etti. Bir yere çıkamaz oldum. Stadyum tezahürü hakiki bir hâdise oldu. Hayatım fazla gelmeye başladı. Meclis grubunda Salih Bozok sual sordu. Zamansız ve nazik bir mevzu olmasına rağmen sükûnetle konuştum. Bilhassa Atatürk'e minnet ve muhabbetimi tebarüz ettirdim. Bana yaptığı para yardımlarını söyledim. Çünkü bana en çok ıstırap veren şey para yardımı idi. Bunu senelerce istemedim. Bir vesile ile bunu alenen söylemek, benim için pek kıymetli idi. Söyledim ve kurtuldum. O akşam Atatürk'te idim. Çok mahcup ve sakin görünüyordu. Bayar ve etrafı da çok memnun idiler. Fakat Atatürk'ün ıstırap içinde olduğunu farkediyordum. Sofrada bir hiçi vesile ederek bana karşı ansızın azami derecede arrogans gösterdi. Sükûnet gösterdim. Artık hiç münakaşaya girmeyecektim.

Bir müddet sonra yeni nizam teessüs etti. Tamamen şahsi bir gidiş.. Benim vesvese vermekten sakınmamı anladı. Adamlarının ağızlarını açıktan tutmaya karar verdi. Benden hiçbir surette bahis etmemek müraccah olacağını kabul etti. Bana da azamî derecede emniyet vermek istedi. Ve yine her akşam yanına çağırmaya başladı. Öyle ki bazıları beni yeniden kendi adamı görmeye başladılar.

Hükümet için, 1937 Teşrinisani nutukları ve sonraları baştanbaşa şaşaasız ve demagoji oldu.

1938 geçen şubat İstanbul'da ilk hastalık..

Beni çağırdı, beraber Ankara'ya döndük. Tekrar pek iyi görünüyorduk. Hastalık için Dr. Fişenje geldi. İlk endişeler belirdi. Bir buçuk ay istirahatten sonra Adana'ya gitti.

Hastalık ehemmiyet, peyda ettikten sonra, yahut bu dışarıda anlaşıldıktan sonra, Atatürk'ün hali tekrar değişti. Benim ile temas kendisini ve hükümeti zayıflatıyor zehabına düştü, teması istemez oldu. Adana'dan geldi, o gün istasyonda iyi görüştük. Ertesi günü İstanbul'a gitti. O gün giderken selâm vermedi.

Hastalığı artık meydanda idi.

Görüldüğü gibi, İnönü (Başbakan), Atatürk (Cumhurbaşkanı) ile herkesin ortasında tartışınca, ne "güven", ne "uyum" kalmıştır. Halkın İnönü'ye ilgi ve sevgi göstermesi ise, devreye "şüphe"yi sokmuştur.

 

YARIN: Diğer örnekler ve sonuç

 


Kağıda basmak için tıklayın.

 

 

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...