|
|
|
|
Sadettin Tantan, heyecanlı bir hatip. Hangi konuda konuşsa, seçtiği sözcükleri öyle vurguluyor, sesine öyle bir titreşim veriyor ki, "yüreğinden konuşuyor" izlenimini alıyorsunuz. Tantan, ekim ayında TESEV'in yolsuzluk araştırmasıyla ilgili toplantısında yaptığı konuşmayla hafızalara nakşolmuştu. Orada yepyeni bir kavram ortaya atmış ve dikkatleri üzerine çekmişti. "Tapınak şövalyeleri"nden söz etmişti. Gelgelelim, "tapınak şövalyeleri" o gün bugündür ortalıkta at koşturuyorlar; ama Tantan'ın sesindeki hisli titreşimler ve yolsuzluklara karşı mücadele kararlılığında görünürde bir fark yok. İçişleri Bakanı, dün yine TESEV'in (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) toplantısında "yolsuzlukla mücadele" konusunda konuştu; ancak itiraf etmek gerekirse, bu kez söylediklerinden fazla etkilenmedik. Sadettin Tantan, dün dudaklara "ironik" tebessümler yayan şu sözleri sarfetti: "Zannedilmesin ki, bunun bürokrat, siyaset uzantısı bulunamaz. 'Bu engelleniyor', böyle bir şey asla yoktur. Hükümet bugüne kadar, 'bunu şurada kesin' diye sözle, yazılı, böyle bir şey olmamıştır, olması mümkün değildir..." Ne yazık ki, olmuştur, olmaktadır ve Tantan'ın da bir mensubu bulunduğu hükümet işbaşında kaldığı sürece, asıl olmaması mümkün değildir. İçişleri Bakanı, Yeni Şafak okumuyor mu? Yakın dostu, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın Etibank soruşturmasının üzerine nasıl kapandığına ilişkin haberleri okumadı mı? Yine Yeni Şafak'ta Mavi Akım projesine ilişkin yayımlanmış yolsuzluk belgelerini görmedi mi? İşin en ilginç yanı, Tantan, bu açıklamaları yaparken, Habertürk adlı internet sitesinde patlayan bomba, bütün bu sözleri yalanlar mahiyette. Egebank'ın eski avukatı Mehmet Tural, yolsuzluğun "üç ayağı" olarak bankacı-bürokrat-politikacı sıralaması yapıyor ve diyor ki, "...Biz kendi açımızdan, işin bankacı ayağını temizledik. Ancak diğer iki ayakta hiçbir temizlik olmadı...Ciddi batık krediler var... Yahya Murat Demirel'le bir pazarlık yapılmış ve banka 97.5 milyon dolara devredilmiş, Devletin, siyasi otoritenin ve bürokrasinin gözü önünde, Bayraktar Grubu, pazarlık aşamasında.. Demirel Grubu firmalarına 70 milyon dolar kredi tahsis etmiş. Teminat mektubu mahiyetinde gayrı nakdi kredi sağlamış. Bunun nedeni daha sonra anlaşılıyor. Bu teminat mektupları daha sonra devlet bankalarına götürülüp krediye dönüştürülmüş ve Demirel Grubu şirketlerine kredi olarak dönmüş. Kimsenin cebinden beş kuruş para çıkmadan, banka (Egebank) Yahya Murat Demirel'in olmuş. Bu kredilerin büyük çoğunluğu, Hüsamettin Özkan'a bağlı Halkbank'tan alınmış... Politikacılar kamu bankalarından ellerine çekmeden sorunlar hallolmaz. Bu kredilerin verildiği dönemdeki politikacıların, bürokratların asıl hesap vermesi lazım... Kısacası bize dediler ki "Siz şu masanın kenarına kadar çıkabilirsiniz. Ayaklarla uğraşın, kafalara dokunmayın" Hakikaten, kafamızı kaldırdığımızda masaya çarptık ve oradan da geri döndük. Bataklık içinde sinek ayıkladık. Bataklığın bu mantıkla kuruması mümkün değil. Aslında kurutmaya niyet de yok Bu soruşturmanın durdurulmasının nedeni, şu anda başbakan yardımcılığı yapan bir politikacının, Hüsamettin Özkan'ın kayınvalidesinin hesabına Egebank'tan giden paraların belgeleriyle saptanmasıdır... Her şey açıktır. Soruşturma devam ederken, Başbakanlık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Başbakan Ecevit'e verdiği, "Böyle bir soruşturma yoktur. Böyle bir olay da yoktur" yazısı vardır. Bu yazıyla, Başbakan yanıltılmıştır. Zaten bu tutumlar, işin politikacı ayağının üzerine gidilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Murakıp ve müfettiş raporları vardır, savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Buna rağmen Başbakan çıkıp bu açıklamayı neden yapmıştır? Kayınvalide olayı ortaya çıktıktan sonra, soruşturma sağlıklı yürümemiştir." Bu "bomba açıklama", Tantan'ın dün yaptığı konuşmaya en anlamlı cevap niteliğindedir. Hem, müstafi Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, son krizi Halk Bankası ve Ziraat Bankası'nın yükümlülüklerini yerine getirememesine bağlamamış mıdır? Batak bankaların başında Halkbank gelmiyor mu? Halkbank, besbelli Hüsamettin Özkan'ın elinde batık bankalara destek sağlamak uğruna bir "batak banka" haline gelmiştir. Hem, dananın kuyruğu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Devlet Denetleme Kurulu'nu, başta Halkbank olmak üzere batak kamu bankalarına yönelik olarak çalıştırmaya karar vermesi üzerine kopmamış mıdır? Hüsamettin Özkan'ın Cumhurbaşkanı'na hakaretleri bunun hemen ardından gelmemiş midir? Peki, geçen hafta Cumhurbaşkanı'nı suçlayanlar kervanına Sadettin Tantan niçin katılmıştır? Tantan, yazık ki, "yolsuzluklarla mücadele" konusunda eskisi kadar inandırıcı gelmiyor. TESEV'in dünkü toplantısında "yolsuzlukların bürokrat ve siyasetçi uzantısına gidilemediği, soruşturmanın engellendiği" yaygın inancına karşı polemiğe de, belli ki kendi inandırıcılığı ve dolayısıyla popülaritesinin sarsılmasından ötürü girmiştir. Sadettin Tantan, dünkü TESEV konuşmasındaki gibi "yeldeğirmenleri"ne değil; "tapınak şövalyeleri"ne doğru harekete geçsin, ona inanalım...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |