T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D Ü N Y A

'Türkiye'yi kurtarın'

Türkiye'deki krizin ortadoğuda taşları yerinden oynatacağını yazan The New York Times, ABD'ye, mali kriz jeopolitik düzeye yayılmadan Türkiye'yi kurtarma çağrısı yaptı.

Türkiye'deki finansal kriz dünya basınında geniş biçimde yer almaya devam ediyor. The New York Times gazetesi yazarı Robert Kaplan, Türkiye'deki krizin Amerikan çıkarlarını tehdit ettiğini yazdı. "Krizin sebebi, Türkiye'nin son ekonomik reformlarının çok kırılgan oluşu ve bunun meydana çıkardığı patlamanın sonucunda 1999'da ve 2000'in ilk aylarında borsa endeksinin 5 binli rakamlarda 20 bine yükselmesiydi" diyen Kaplan, "Türkiye, istikrarı sağlamak için modern, demokratik mali kurumlar inşa etmeye çalışıyor. Ancak böylesi kurumları oluşturmak bazen istikrarsızlığa da yol açabilir. Türkiye'nin problemi bunların başarıya ulaşması ancak, bu durum yaşanan problemlerin Amerikan çıkarlarını tehdit etmesini engellemiyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Brezilya ile birlikte kurumlarını modernize etme savaşı veren ülkelerin başında geldiğini söyleyen Kaplan, hükümet bürokrasisinin hala Osmanlı geleneğini sürdürdüğünü, bazı bankaların döviz borcu ve karanlık işlere bulaşınca batmaya yüz tuttuğunu ve vergi gelirlerinin adaletsiz dağıtıldığını dile getirdi. "Türk ekonomisinin dramatik modernizasyonu 1983'te Turgut Özal ile başladı" diyen kaplan, istikrarın bugüne kadar Milli Güvenlik Konseyi tarafından sağlandığını ancak Türkiye'nin toplum ve sınıf yapısı daha da kompleks hale geldikçe bedelinin ağırlaştığını dile getirdi.

Kimse sorumluluk almıyor

"Problem basitçe şu: Sistemdeki hiç kimse sorumlu değil. Türkiye'nin sorumlu, şeffaf bankacılık ve vergi sistemine olan ihtiyacı artıyor. Ancak bunu kim tesis edecek? Ordunun mantıksal hiçbir rolü yok ve birçok sorun karşısında siyasi sorumluluğu üstlenmekten kaçınıyor. Siyasetçiler de sorumluluğu almaktan kaçınıyor. Bir kriz durumunda siyasiler, ordunun 'postmodern darbesiyle' kefaletle tahliye edileceklerini biliyorlar. Orduya yönelik bu çok yüksek itimat Türk siyasetinin olgunlaşmasını engelliyor" diyen Kaplan, "Türkiye'de şiddet ve siyasi çöküntünün önlenememesinin bir diğer nedeninin ise son krizin patlamasına sebep olan yolsuzluklar olduğunu belirtti.

Samuel P. Huntington'ın 'Değişen Toplumlarda Siyasi Düzen' adlı 1968 klasiğinde açıkladığı gibi, üst düzey yolsuzlukların, hızlı modernizasyonun stresine giren toplumlara özgü bir davranış biçimi olduğunu vurgulayan Kaplan, "yolsuzluk, sorumsuz bürokrasinin dinamizmini ve yasadışı güç ağını oluştururken, insanlar üçüncü dünya sistemlerindeki gibi güç satın alıyorlar ve böylece toplumsal patlamanın da önüne geçilmiş oluyor" dedi.

Bütün bölge zarar görür

Kaplan Türkiye analizinde özetle şu ifadeleri kullandı: Türkiye, böylesi bir yolsuzluğun gereğinden de uzun yaşadığı ve Asya'daki gibi mali erime tehlikesinin başgösterdiği bir noktada bulunuyor. Türkiye'deki herhangi bir erime, Endonezya'dakinden çok daha ciddi olacaktır. Çünkü Türkiye'de yaşanacak bir ekonomik felaketin sonuçları ABD için son yıllarda Asya'da yaşanan mali krizden çok daha acı verici bir boyuta ulaşacaktır. Türkiye, bir yandan Suriye ile Irak'ı besleyen Fırat ve Dicle nehirlerinin başını tutarken, öte yandan da Kafkaslar'daki yeni demokrasiler için de ekonomik cankurtaran simidi görevi görüyor.

Türkiye'nin sınırlarının en ufak bir şekilde zayıflaması, Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana uykuda olan sorunların da yeniden gündeme gelmesine yol açacaktır. Aslında Türk ordusu, Ortadoğu'daki güç dengesi açısından temel bir unsurdur.

ABD'nin canı çok yanar

Türkiye, ekonomik kriz yaşadığında ABD'de sadece mali dalgalanma yapan Tayland gibi bir ülke değil. Türkiye, İsrail ya da Meksika gibi, Beyaz Saray'ın kurtarma operasyonu için sadece IMF veya diğer uluslararası kurumlara güvenemeyeceği kadar büyük bir stratejik öneme sahip. Reagan yönetimi, enflasyon krizi yaşadığında İsrail'i bırakmamış ve ABD kendi araçları ile İsrail ekonomisini yeniden yapılandırmıştı. Clinton yönetimi ise, siyasi bedeline rağmen atılgan davranarak Meksika'yı bataktan kurtardı. Her iki politika da başarılı oldu.

ABD'nin yeni yönetimi ekonomik kargaşa içinde bulunan ülkeleri kurtarma konusunda isteksiz olduğunu ortaya koymuştu. Ancak sözkonusu ülke Türkiye olunca, son mali kriz jeopolitik düzeye yayılmadan, ABD'nin doğrudan müdahale ile Türk siyasi sistemini himayesine alarak modernize yönüne çevirmekten başka bir seçeneği yok gibi görünüyor. Kısaca, Bush yönetimi Türkiye'deki mali krizin siyasi veya stratejik bir krizden farkı olmadığını görmek durumunda.




28 Şubat 2001
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED