|
|
|
|
Dünkü yazımda söz ettiğim bir türlü sonu gelmeyen "küçük krizlerimiz" okurlarımın büyük ilgisini çekti. Elime ulaşan çok sayıda mesajda dile gelen ortak istek, "Büyük krizi boşver, küçük krizlerden konuşmaya devam edelim!" şeklindeydi. Madem öyle, devam edelim: Son MGK toplantısının en önemli gündem maddesi olan "Kürtçe TV ve öğretim" krizinden başlayalım: Milliyet gazetesi "Bireysel Kürtçeye 'evet'" başlığı altında "MGK, 'Türkçe dışında kullanılan diller bireysel çabayla öğrenilebilir' dedi" diyor. "Bireysel Kürtçe"(!) Gerçekten çok hoş bir formül, kulağa da hoş geliyor... Pekiyi, madem ki "Bireysel Kürtçe"ye "evet" denilmesine karar verilmiş, izin verilmeyen Kürtçe nasıl bir şey olabilir? Herhalde bunu da "Kolektif Kürtçe" olarak nitelemek gerekecek. Yani şöyle bir karar: "Bireysel Kürtçeye Evet, Kolektif Kürtçeye Hayır!" MGK epeyce uğraşmışsa da, sonunda fena bir karara varmamış. Yalnız küçük bir sorun var: Türkler ve Kürtler açısından tamamen "anlaşılır" olan bu kararı "Ulusal Program"ı teslim edeceğimiz Avrupa Birliği'ne nasıl açıklayacağız? Şimdi bir Fransız, bir Alman ya da İsveçli, bir dilin "Bireysel" olarak nitelenmesinden neyi anlayacak? Kürtçe de dahil olmak üzere bütün dillerin varlık nedeni "bireysel"in dışına çıkarak diğer bireylerle iletişim kurmaktan (yani zorunlu olarak "kolektif" nitelikte olduğundan) ibaret olduğundan, uzak gelecekteki ortaklarımıza bu tuhaf mı tuhaf formülü nasıl açıklayacağız? Kürtçe'nin "bireysel çabayla öğrenilebilir" olmasına karar verilmesi de şaşırtıcı. Eğer söz konusu olan dil latince ya da eski yunanca gibi "ölü" bir dil değilse, bir dilin "kolektif" alan dışında öğrenilmesinde ısrar da tuhaf değil mi? MGK'nın "Kürtçe TV ve öğretim" konusundaki kararını Akşam gazetesi de "Tarihi adım" başlığıyla vermiş. Bu gazetenin yorumu da şöyle: "Ulusal Program'da Türkçe dışı dillerin gündelik hayatta bireysel olarak kullanımına yeşil ışık yakıldı."(!) Gerçekten "Tarihi bir karar"! "Türkçe dışı diller"in bundan fazla ne isteği olabilir? Sanırsınız ki, Kürtçe'nin de içinde olduğu "Türkçe dışı diller"in "gündelik hayatta bireysel olarak kullanımı" sanki bugüne kadar "kırmızı ışık"ta bekliyordu! Akşam'ın haberi insana şu soruyu da hatırlatıyor: Madem ki "yeşil ışık" yakılan husus Türkçe dışında kalan dillerin sadece "gündelik hayatta bireysel olarak" kullanımına ilişkindir, o zaman diyelim üç Kürt'ün başbaşa verip küçücük bir "kolektivite" oluşturarak aralarında Kürtçe "kullanımı"na gitmeleri bu şartlar altında memnu mudur? Görüyorsunuz, dünkü yazıda değindiğim gibi, Türkiye'de herkes (buna MGK üyeleri de dahil) nasıl sıkıntılı... Milyonlarca insanın (bu gidişle hiç değilse çocuklarımızın) hayatını doğrudan ilgilendiren ve adına "Ulusal Program" denilen bir taahhütname ne büyük sıkıntılarla kaleme alınabiliyor.. Sanırsınız ki gen mühendisliği alanında önemli bir yol ayrımına gelmişsiniz ve araştırmaların bundan böyle hangi yönde ilerleyeceğine karar vermek gibi çok mu çok kritik bir karar aşamasındasınız! Ne gezer! Hepsi hepsi, zaten milyonlarca insanın konuşup, onbinlerce insanın yazıp okuduğu (RTÜK'e göre "medeni diller" sınıfına girmese de!) Kürtçe'nin resmi dil Türkçe'nin yanında daha yaygın kullanılabilmesi ve geliştirilmesi için çoğu teknik düzeyde birkaç karar alacaksınız... Ama hayır! Basit bir karar alma sürecini gerektiren, siz el atmasanız bile çözümü zaten kendiliğinden gerçekleşecek bir sorunu illâki "hayati bir sorun" haline getireceksiniz... Eh ne yapalım? Demek bizim de kaderimiz bu! Elimizde bol miktarda "yıl" olduğu için hiç değilse bir 12 yıl daha bu soruna ayıralım... ("12 yıl"ı hatırlıyorsunuz; "Dünkü Bulgaristan" 12 yıl içinde vatandaşlarını Avrupa Birliği içinde vizesiz dolaştırabilen bir ülke haline gelmişti.) Hem unutmayın, bugün "28 Şubat"!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |