T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Şiirsiz toplum olmaz

Gösteriş tüketimi ve harcama yarışı içinde günün insanı iç zenginliğini büyük ölçüde yitirdi. Kültürel yoksullaşmanın hız ve yoğunluk kazanmasıyla iç ve dış, başka bir deyişle gönül ve akıl arasına aşılmaz duvarlar örüldü.

Geçen hafta sonunda İSAM'ın düzenlediği "Osmanlı Araştırmaları" sempozyumunda, "Divan" şiirine vurgun Prof. Dr. İskender Pala "sanatsız toplum olmaz" diyerek, herkese Osmanlı "şiiri"nin öğretilmesi gerektiğini söyledi. Gerçekten Baki'yi, Fuzuli'yi ve Nabi'yi anlayamayanlar, bütün dünyaya sel suyu gibi yayılan kültürel çoraklaşmanın önüne geçemezler.

"Her dem yeni doğarız bizden kim usanası" diyen, Yunus'un ölümsüzlüğü, görünmeyen dünyanın kapılarını açan "şiir"i yakalamasından kaynaklanır. Hayatın yaşanır kılınmasında vazgeçilmez bir yer tutan iç dünya "şiir"le beslenir. "Şiir"siz bir iç dünya kendisiyle birlikte dış dünyayı da çoraklaştırarak yaşanmaz hale getirir.

İç dünya "döviz kurları" ya da "borsa endeks"leriyle değil, "kültür" ve "sanat"la beslenir. Kültür ve sanat bilim ve teknolojinin doğrularından daha çok Peygamber'lerin haber verdiği doğrulara dayanır. Çünkü "üstün haberci"lerin doğrularına sarılmadan görünmeyen dünyanın perdelerini aralamak mümkün değildir.

Şairler insanı güçlü kılan ve coşku veren "söz"ün ustasıdırlar. "Söz"ün özü şiirdir. Hayatın her boyutunda "şiir" vardır. "Gönül" ile "akıl" arasına inşa edilen duvarlar "şiir"le yıkılır. "Şiir"in çekim alanında bütün silahlar kullanılamaz hale gelir. "Şiir"in duvarlarından daha büyük duvarlar "Berlin duvarı" gibi, er ya da geç yıkılır.

İnsana ilk verilen görev ve sorumluluk "oku"mayı öğrenmektir. Öğrenmesini öğrenmek okumayla başlar. Yalnızca şiir değil, insan, tabiat ve evren de okunur. "Şiir"i okuyamayan hayatı da okuyamaz. "Oku"ma şiirle öğrenilir. Şair geleceği bugüne taşır. Gelecek şairlerle kurulur.

"Şiir"i bilen kendini bilir. Kendini bilen de Allah'ı bilir. Allah'a giden "Dar kapı"ları şiir açar. Anadolu insanı güzeli, doğruyu ve iyiyi hep şiirle aradı. Bu yüzden, bizim kültürümüzde Mevlana'nın vazgeçilmez bir yeri ve önemi vardır. Anadolu insanının hamuru Mesnevi'le yoğrulmuştur.

Sanat'ın "kapsama alanı" bilim ve felsefe'den daha geniş, daha derin ve daha zengindir. Sanat'ta herkes kendisiyle birlikte aradığını da bulur. Çünkü hayat bütün iniş ve çıkışlarıyla sanat'a girer.

Bir toplumu anlamak için herşeyden önce müziği mimarisi ve şiiriyle sanatını okumak gerekir.

Toplumlar sanatlarıyla konuşurlar.


28 Şubat 2001
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED