|
|
|
|
Türkiye ekonomik krizden de önemli, ciddi bir siyasi kriz yaşıyor. İddialar eğer doğruysa, Cumhurbaşkanı, Ecevit'e, 6 yolsuzluk dosyası vermiş. Başbakan "istikrarı bozabilir" kaygısı ile bu dosyaları sonuçlandırmayabilir. Zamana yayar; peşine düşmez. Hüsamettin Özkan veyahut Cumhur Ersümer'den vazgeçebilirler mi? Ekonomik krizin faturasını bile, iki bürokrata yükleyip işin içinden sıyrıldılar. Veyahut sıyrıldıklarını sanıyorlar. Oysa bu bohça artık yama tutmaz. Zahiri dengelere bakmayın. Hükûmetin yeniden toparlanması imkânsız. İrtemçelik'in benzetmesi
Anap'lı Mehmet Ali İrtemçelik çok güzel bir benzetme yapmıştı: "Başbakanlık yetki ve sorumluluklarının hakkını veremeyecek durumda olduğu artık saklanamayacak hale gelen Ecevit'in, göreve her şeye rağmen devamını çare veya çaresizlik saymak, ilk devrenin sonunda beyin sarsıntısı geçirerek hastaneye kaldırılan futbolcunun ikinci devre kaç gol atacağını merak etmek kadar akıl dışıdır." 16 Şubat'tan sonra yaşanan bir dizi olay İrtemçelik'in haklılığını gösteriyor. 16 Şubat Cuma akşamı ABD Bağdat'ı bombaladı. Bu hadise Türkiye açısından tam bir sürpriz oldu. 18 Şubat'ta, Fikret Bilâ sütununda, Başbakan'ın İncirlik konusundaki cevaplarını yayınladı: "İncirlik'in kullanılması yolunda herhangi bir talep geldi mi?" Başbakan "Hayır, ima yoluyla bile olsa, böyle bir talep gelmedi. İncirlik bizim onayımız olmadan kullanılamaz" dedi. 22 Şubat'ta İncirlik'ten kalkan uçaklar Musul kenti civarında bulunan hava savunma hedeflerini bombaladı. Irak yerine Kıbrıs
Olaydan, Üsküp'e giderken havaalanında haberdar olan Ecevit "Yeni haberdar oldum. Bir kilitlenme olmuş. Güney Kıbrıs'ın kuzey kesiminde, birtakım veriler geldiği vakit, orada kilitlenme olduğu vakit, İncirlik'te zaten Türk-ABD subayları birarada. Türk subaylarının bilgisi ve onayı dahilinde iki ülke arasında kurallara uygun şekilde hareket edilir." (23 Şubat 2001 - Milliyet) Vaziyet gerçekten vahim. 18 Şubat'ta, Ecevit İncirlik'in ancak kendi bilgisi ve onayı dahilinde kullanılabileceğini belirtiyor. Oysa ikinci bombalama 22 Şubat'ta gerçekleşiyor. Ecevit'in bundan haberi olmadığı, Üsküp'e giderken düzenlenen basın toplantısından anlaşılıyor. Ecevit bombalamadan yeni haberdar olduğunu itiraf ediyor ama, işlemin İncirlik'te bulunan Türk subaylarının bilgisi dahilinde cereyan ettiğini sözlerine ekliyor. Bu arada ufak bir yanlış yaparak Kuzey Irak yerine Güney Kıbrıs'ın kuzey kesimi şeklinde konuşuyor. Görüldüğü gibi, hem Irak yerine Kıbrıs diyor, hem de harekattan haberi olmadığını itiraf ediyor. Bush'un telefonu
İşte Bush'un telefonu ikinci bombalama olayını takib eden gün içinde geliyor. Musul kenti civarında bulunan hava savunma hedefleri 22 Şubat günü bombalanıyor, Bush 23 Şubat'ta Üsküp'ten Ecevit'i arıyor. Aralarında geçen diyalog, şöyle: Bush: Sayın Başbakan. Ecevit: Evet Sayın Başkan Bush. Sizinle konuşmak büyük bir şeref ve mutluluk. Bush: Benimle konuştuğunuz için teşekkür ederim. Sizinle yüzyüze konuşmak için sabırsızlanıyorum. Ecevit: Çok kibarsınız. Bush: Birkaç nedenden dolayı aradım. Birincisi kendimi tanıtmak. Çünkü bence en iyisi iki liderin kişisel tanışıklığı. İkinci olarak, sizin hükûmetiniz ile benim yönetimim, dostluğumuzu sürdürmek için çok yakın çalışacak. Türkiye çok önemli bir dost ve ben bu dostluğun sağlamlaşması için çok çalışacağım. Ecevit: Çok rahatlatıcı. Bunları sizden bire bir duymak çok önemli. ABD ile stratejik işbirliğine çok önem veriyoruz ve sizin başkanlığınız süresince de bu işbirliğini sürdürmekten çok büyük mutluluk duyacağız. Bush: Ben de bunu istiyorum. Siz çok önemli bir ülkesiniz. Bizim ülkemizde çok güçlü dostlarınız var. Dış politika uzmanlarım ve ulusal güvenlik uzmanlarım Türkiye'nin barışı koruma konusundaki öneminin farkında ve sizinle çalışmak istiyorlar. Şu sıralarda zor günler yaşadığınızı biliyorum ve sizin için en iyisinin olmasını diliyorum. Reform programını sürdürürken çok cesur davrandınız. Bu cesaretli liderliğinizi göstermeye devam edeceğinizi biliyorum ve IMF ile çalışmalara devam edeceğinizi biliyorum. Ecevit: Bu sözler çok rahatlatıcı. Çünkü dostlarımızın işbirliği ve desteğine ihtiyacımız var. Ekonomimiz sert sulardan geçiyor. Bu sıcak sözlerinize teşekkür ederim Bay Başkan. Bu büyük bir onur. Bush: Çok önemli liderlik yetenekleriniz var. Sizin için en iyisini diliyorum. Her türlü öneriniz için benim yönetimim açık olacaktır. Siz de benimle konuşmak isterseniz sadece birkaç mil ötedeyim. Telefonu kaldırın ve ihtiyacınız olduğunda beni arayın. Ecevit: Çok kibarsınız Sayın Başkan. Çok teşekkür ederim. Bush: Sizinle bizzat tanışmak için can atıyorum ve sizin için en iyisini diliyorum. Ecevit: O sizin iyiliğiniz. Çok kibarsınız, teşekkür ederim Bay Başkan. Ecevit'in mutluluğu
Görüldüğü gibi Ecevit adeta mestolmuş. Ruh haleti cümlelerinden anlaşılıyor: "Sizinle konuşmak büyük bir şeref ve mutluluk... Çok kibarsınız... Çok rahatlatıcı. Bunları sizden bire bir duymak çok önemli. Sizinle işbirliğini sürdürmekten çok büyük mutluluk duyacağız... Bu sözler çok rahatlatıcı. Çünkü dostlarımızın işbirliği ve desteğine ihtiyacımız var. Bu sıcak sözlerinize teşekkür ederim Bay Başkan. Bu büyük bir onur... Çok kibarsınız Sayın Başkan. Çok teşekkür ederim... O sizin iyiliğiniz. Çok kibarsınız, teşekkür ederim Bay Başkan." Ecevit Bush'a teşekkür etmekten "çok kibarsınız, çok naziksiniz" demekten başka hiçbir şey söylemiyor. Üstelik bu konuşmayı iftihar edecek bir durum varmış gibi basın mensuplarına dağıtıyor. Bir zamanlar Kanuni Sultan Süleyman Fransa Kralı 1'inci François'e "Fransuacık" diye hitap ederdi. Kendisini ise yedi cihanın padişahı olarak överdi. Bush ile konuşmasını ve sonraki sevinç çığlıklarını görünce, bizim Başbakan da "Ecevitcik" olmuş diye çok üzüldüm doğrusu. Yeni Amerikan Başkanı seçilen Bush'un olağan bir telefonu, ekonomik destek olarak kamuoyuna yansıtılıyor. Büyük ihtimalle Bush, Kuzey Irak'ın bombalanmasında İncirlik'in kullanılmasına teşekkür etmek niyetiyle Ecevit'i aradı. Bir de yeni seçildiği için tanışmak istemiş olabilir. Ecevit'in cevapları derin bir memnuniyeti mi yansıtıyor, yoksa patronu tarafından sırtı sıvazlanan bir kişinin haleti ruhiyesini mi; bir aşağılık duygusunu mu? Henüz karar veremedim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |