T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Güncellenerek güçlenen müdahale

28 Şubat'ın bir yıldönümü daha bugün. Hâlâ 'ilginç' bir yıldönümü bu. Kendisini çok çeşitli araçlarla üretmeyi beceriyor. Bir çeşit ruh hali haline geldi. Ve giderek, toplumsal ayrışmaları keskinleştiren karakteri bir 'statü' durumuna dönüştü. Bildik müdahalelere benzememesi, 'çok katmanlı' ve 'çok araçlı' yapısı nedeniyle, gelişen şartlara ayak uydurma kabiliyeti yüksek bu yıldönümünün ifade ettiklerinin. Bir bakıma siyasete müdahalenin, siyasi süreçler ve araçlarla yapılmasını temsil ediyor. Siyasete müdahale adına yapılan bir siyaset bu.

İlk önce görüldüğü gibi, Refahyol Hükümeti üzerinden siyasi alanın daraltılması aşamasına ulaşıldı. Refahyol Hükümeti'nin toplumsal hassasiyetlerle sürtüşme katsayısının yüksekliği ustaca işlevselleştirildi, ve böylece reel hükümet şeması üzerinden tüm siyasetin sahası kısırlaştırıldı. Bu süreci değerlendirirken en önemli dezenformasyon, 'siyasetçiler siyasetteki boşluğu dolduramazsa, bunun askerler tarafından doldurulmasının tabii olduğu' şeklindeydi. Bu siyasal mühendislik ile toplumla siyasetçi arasına mesafe girmesi amaçlanmıştı. Siyasetin, siyasete müdahale edenler tarafından yapısal olarak dar alanda bırakıldığı ve burada niyetleri çokça aşan zorunluluklar olduğu böylece gözlerden kaçırıldı.

İkinci önemli konu ise, yargının siyasi süreçler bakımından aşırı görünür hale gelmesidir. Yargı içinde açıkça savunulan 'militan demokrasi' kavramı ile paralellikler arzeden çıkışlar ve siyasi süreçlerin çok içinde gözüken tutum alışlar vitrine yerleşti. Yargının ülkenin siyasi gündemi konusunda açıkça taraf olduğu izleniminin yaygınlaşmasının önüne geçmek için tedbir almak konusunda büyük bir zaaf egemenleşti.

Bir diğer konu, 28 Şubat'la başlayan siyasi müdahalenin, açık bir biçimde 'yeni bir siyasi model' üretmeye yönelmesidir. Bu modelin kodu 'istikrar' oldu. İstikrar adına demokrasinin kısıtlanmasının meşru olduğu tezi yaygınlaştırıldı. Gelişmiş demokrasilerde istikrarın tehlikeye girdiği durumların daha çok demokrasi ile aşılmasına karşın, Türkiye'de istikrar adına daha az demokrasi modeli işletildi.

İstikrarı koruma iddiasından başka hiçbir siyasi varlığı olmayan mevcut hükümetin iş başına gelmesi böylece bir zorunluluk haline geldi. İstikrar adına siyasetin kilitlenmesinin bir neticesi olarak, siyasetsizleşmenin üzerinde varlık bulan Hükümet şeması 'alternatifsiz' ilan edilebildi; hem de demokratik olma iddiasındaki bir rejimde...

Bu yıldönümünde ise aynı anlayışların 'güncellendiğini' ve daha da çeşitlendiğini görmekteyiz... Hukuk ile siyasetin bağının kopmasına ve yolsuzlukların ancak siyaset-dışı süreçlerle temizlenmesine razı olmuş bir muhalefet var ortada. Muhalefet, hukukun ya da ekonominin siyasetten bağının koparılmasının ne anlama geldiğini göremeyecek kadar kendi dar alanına hapsolmuş durumda. Siyasi ilişkilerin hukuka ya da ekonomiye çok zarar verdiği gerçeğinden kalkarak, tam tersi bir uca savruluyor muhalefet, yani bir müddet de orada oyalanmayı deniyor. Refahyol'un eleştirisi üzerinden siyasetin hırpalanmasının yeni bir modeli olan mevcut hükümetin eleştirisi ile bunun siyasete yeni yapısal engeller üretmesi arasındaki ince çizgi hâlâ farkedilemiyor. Taraf olmaktan öte bir varlığı olmayan, kendisi yeni taraf alanları üretemeyen bir muhalefet bu.

Bütün bu inceliklerin ıskalanması sonucunda post-modern darbe bir kere daha güncellenerek güçleniyor son krizle beraber. 17 Ağustos depreminden sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söyleyen muhalefet, kendisi bir özne olarak siyasal süreçlerde varolamadığı için nesneleşti. Bugün de gerçekten büyük bir kriz var Türkiye'de ve muhalefet alanında bir 'siyasal özne' olsa, hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Ama bir özne olmak yerine sadece Cumhurbaşkanı'nın arkasından giderek siyaset yaptığını zannediyor muhalefet. Netice de, toplum, siyaset ve demokrasi arasındaki bağların parçalandığı bir başka düzlemdeki taraflılıklar, Türkiye'nin yeniden ama bu sefer daha incelikle 'kilitlenmesinin' ipuçlarını veriyor şimdiden. Bir yıldönümünün acı faturası bu...


28 Şubat 2001
Çarşamba
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED