|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İster dile getirsin, isterse getirmesin; şairin iddiası, ortalama şiir beğenilerini okşamak şöyle dursun, daima, içinde bulunduğu şiir dünyasının muhtemel beklentilerinin fevkinde bir şiir çizgisi tutturarak, çıtayı yükseltici ve gerçekleştirebilirse hiza telkin edici bir şiir performansı ortaya koymak olmalıdır. Adı üstünde 'iddia' bu; taşıyıcısı, sürdürücüsü ve besleyicisi 'ısrar'lı bir tavırdan sökün eden rûh hâli bir bakıma.. Aslında şairin iddiası başkalarına, diğerlerine dönük olmaktan ziyade, kendine yönelik, daha doğru bir ifadeyle şiirindeki 'dünya'ya, diğer bir deyişle ise, şiirindeki 'substans'a yöneliktir. Şairin şiirsel 'cevher'i, zaman içinde ete kemiğe bürünüp bir 'şiir dünyası' biçiminde serpildikçe, şair, içten içe taşıdığı ve sürekli diri tuttuğu iddiasına yeni hedefler, doğrultular, 'ideal'ler yükleyebilir. Örneğin "Büyük şiir" ideali, şairin yol aldığı çizgide şiirini hissederek tarttığı, sahih dönüşüm ve değişimlerin izini sürdüğü son derece güçlü bir iddianın yegâne sonuçlarındandır. Şair için, şiirsel verimliliğin boyutları hangi kuşatıcılığı içerirse içersin, burada önemli ve asıl olan, şairin iddiasının çap ve derinlik kazanarak, o ideali hedef hâline getirmesidir ve bana göre, iddia sahibi her şair, "Büyük şiir" 'ideal'ini kollamalı, şiirine bu (ve benzeri) türden estetik/poetik bir 'misyon' yükleyebilmelidir. Zaten şairin iddiasının niteliksel değeri, şiirinin 'estetik' kategoriler dahilinde yöneldiği kulvarla ilişkili olacaktır. Kabaca ve kestirmeden "İyi şiir" dediğimiz bir verimliliğin ilk ve tek şartı, o şiir dünyasının, rafine şiir beğenileri karşısında tekâmül etmiş işaretler, cevaplar, göstergeler içermesinden başka bir şey değildir. Herkesin bildiği bir ilkeyi tekrarlayacak olursak; şairin ne söylediğinden ziyade, neyi 'nasıl' söylediğidir iddiasını anlamlı kılan. "Şiir"in olduğu her yerde, sanat estetiğinin/ontolojisinin ilke ve kategorilerinin varlığı kaçınılmaz bir gerekliliktir. Herhangi bir şiir metnini, ancak estetik yaklaşımlar dahilinde ele alabiliriz/almalıyız. Başka türlüsü, her açıdan 'köylülük ideolojisi'nin bayağı varyantlarına tekabül eder. Öte yandan, şairin her imzasını ve hem de şiirini sahici bir 'uyanış'a açabilmesi, 'poetik' donanımıyla yakından alâkalıdır. Şiirin meseleleri üzerine düşünmeyen, poetik bir görüşe sahip olmayan şair, bakır sahasında altın aramaya çıkmış bir madenci gibidir. O, altını, sadece rüyâlarında görür.. "Canım benim bir iddiam yok!" teranesini, kendileri bakımından âdeta bir geçim kapısı hâline getirenler, şiirin estetik ve poetikayla ilgisini, "Dam üstünde saksağan" ilişkisi zannederler. Aslında onlar, 'şiir'den korkarlar!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |