T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

İ Z L E N İ M

Sırtları aylardır yatak yüzü görmüyor

Şehirlerarası otobüslerde şoförler "Bize sahip çıkan yok" derken, sırtları yatak yüzü görmeyen, arka koltuklarda uyumaya çalışan muavinlerin durumunun içler acısı olduğunu görüyorum...

Gece gündüz demeden çalışan, sırtları yatak yüzü görmeyen, uykuları geldiği zaman arka koltuklarda uyumaya çalışan MUAVİNLER belki de toplumumuzun en sabırlı emekçileri.

Sabır; sabretmek kadar güzel birşey düşünemiyorum (Sabırla ilgili bir duyumumu Allah nasip ederse Pazar günkü yazımda aktaracağım). Toplumumuzun her kesimi sıkıntıda olan vatandaşlarla dolu. Ancak yaptığım tesbitler sonucu çalışanlar arasında en sabırlı kesim olarak muavinleri tesbit ettim.

Arka koltuklar onların

Şehirlerarası otobüslerde çalışan muavinlerin yaşamı "bu hayat çekilmez" dedirten cinsten...

Bazıları "ağabey iki aydır daha evime gitmedim" derken pek inanasım gelmiyor ama Nilüfer Turizm'de çalışan bir muavinin çile dolu yaşamını Kamil Koç Otobüs İşletmesi'nden bir başka muavin doğrulayınca konu ile yakından ilgilenmek durumunda kaldım ve oldukça enteresan bir manzara ile karşılaştım.

Can güvenliğimiz yok

Metro Turizm'de çalışan bir muavin çalışma koşullarını ve arkadaşlarının durumunu şöyle anlatıyor:

"Otobüsün arkasındaki dörtlü koltuklardır bizim mekanımız. Orada seyahat eder, orada oturur, orada yatarız. Arka koltuklar dolu olduğu zaman ya arka kapının oralarda veyahut da şoförle hostesin arasına ilişiriz. Bu arada hemen arzetmeliyim; 'şoförlerin çoğu insaflıdır, bu nedenle de otobüsün altındaki yatakhanede yatmamıza izin verirler.' Ancak kaptan şoförler özellikle iki kişiden oluştuğundan yatakhane pek boş kalmaz."

Muavinlerin çoğunlukla sigortalarının olmadığını, evlerine gidip gitmediklerini, çamaşırlarının temizliği ve diğer sorunlarını ise Nilüfer Turizm'den bir muavin anlatıyor:

Bazı şoför ağabeylerimiz bile bizim gibi can güvenliği olmadan çalışıyorlar. Yolcular sigortalı, şoförler sigortasız! Böyle bir mantık olur mu? Hele benim gibi muavinlerin sigortası sözkonusu bile olamaz. 'Sigortanın adını dilinize alsanız işiniz biter.' Böyle gelmiş böyle gider bu sektörde işler...

Mesaimizin önü sonu yok

Çalışmamız; saatlere, günlere, hatta haftalara ve aylara bağlı değildir. Yoktur bizim mesaimizin önü ve sonu... Gün olur ayda bir, gün olur iki ayda bir gideriz evimize. Bu yollar yok mu?.. Bu yollar bizim için hep hasrettir. Anaya, babaya; aile efradına hasretle geçer günlerimiz. Evimize gidip 'soyunarak' yatmak bizim için en büyük zevktir, huzurdur. Çünkü soyunmadan uyumak zorunluluğu vardır tabii olarak. Ana yatağında, yorganı üstüne çekip yatmanın bize verdiği mutluluğu anlatamam çünkü biz, yolları boyunca hep uyumaz, uyuklayarak tüketiriz günlerimizi.

Hedef kaptan olmak

Tabii bizim sevdamız bu... Sabrediyorsak bir beklentimiz var; kaptan olma sevdamız. Başka ne iş yapabiliriz ki? Biliyor musunuz 'bu kara sevda gibi birşeydir.' Hayalleriniz hiç bitmez, arka koltuklar bir dile gelip de söylese gördüğümüz rüyada yaşadığımız heyecanı..

Şu direksiyon yok mu?..
Büyük hastalıktır biliyor musunuz?

Başına, denemek için de olsa, temizlik yaparken de olsa bir geçtiniz mi, işiniz bitti demektir. İşte o zaman Mecnun'un Leyla'sına âşık olduğu gibi tutkunuz başlar.

Hele bir koparıldınız mı; mahvolursunuz, çökersiniz.. Hatta intiharı bile düşünürsünüz. Bu yolda nice yiğitler heder oldu gitti biliyor musunuz? Bu meslekten koparıldığı için; niceleri meyhanelere düştü, nice arkadaşlarımız esrarkeş oldu.. İşte biz bunları iyi bildiğimiz için 'sabreden derviş, muradına ermiş' deyiminin sır perdesi içinde yerimizi korumaya çalışıyoruz. Allah, inşaallah tüm muavinlere ecir ve daha çok sabır verir."

Sorunlar diz boyu

Muavinlerin sorunları var da şoförlerin yok mu?

Hatta otobüs sahiplerinin bile nice problemlerinin olduğunu biliyorum. Az şoförle konuşmadım bu konuda... Hatta bazı firma sahiplerinin görüşlerine başvurdum; bu sektörün dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını, şoförlerin ve muavinlerin taleplerinde haklı olduklarını söyleyenler var işletmeciler arasında.. Önümüzdeki günlerde geniş bir yazı dizisi ile (bu konuda) okurlarımın huzuruna çıkmayı planlıyorum; ancak şimdilik kaydıyle bir şikayetimi aktarmak istiyorum: "Otobanda 110, normal yolda 88 kilometreden hız mı olur?. Biraz sürat, ama daha dikkatli olarak biraz daha sürat diyorum."



9 Temmuz 2001
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED