T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
IMF'den toplu 'amuda kalkma' emri

Son günlerde, Ankara'da birilerinin fena halde canı sıkılıyor. Hele siyaseti ve devlet yönetmeyi, "28 Şubat şekeri" yalamaktan ibaret zanneden "göstermelik üçlü"nün hiç mi hiç keyfi yok. Aylardır IMF ile "saklambaç" oynamaktan bir hal oldular. Üç kuruş için yapmadıkları şaklabanlık kalmadı ama yine de kimseyi memnun edemediler. Son bir umut, "amuda kalkmak"ta kaldı, onu da beceremezlerse Ankara'da yeni "talim" var...

Garibim Ecevit, ne dolmayan çilesi varmış... Her sabah IMF'den gelen "kara haberler"e mi yansın, "öldü spekülasyonları" üretenlerin ihanetine mi... Adamcağızı televizyona çıkartıp, "ölmedim, ayaktayım" konuşması bile yaptırdılar.

Bu memlekette hiç mi bir vicdan sahibi kalmadı Allahaşkına... Birileri çıkıp, münasip bir dille Ecevit'i ikna ederek bu "eziyet"ten kurtaramaz mı acaba? Göz göre göre, bir insanın bunca eziyet çekmesine dayanamıyorum doğrusu. Sevaptır be... Yardım edin adamcağıza...

Nerede o parlamentonun açılışında, "bu kadına haddini bildirin" diye kükreyen Ecevit? Hey gidi günler hey... Demek ki IMF'nin karşısında "amuda kalkmak" da varmış bu dünyada. Ancak bunlar iyi günleriniz, görün bak, daha neler olacak neler...

Nasıl IMF ama...

Ankara'da kendini iktidarmış gibi zannedip, halka "caka" satanların karizmasını yerlebir etti. IMF'nin hiç şakası yok alimallah, ne Altaylar'dan gelen kurdun heybetli bakışı, ne de "Başbuğ" Ecevit'in titreyen yakarışları kâr etmiyor. Adamlar, "hiza"ya getirmekte kararlılar...

Sen neymişsin be IMF...

Her köşe başında "ulusal onur" nutukları atan büyüklerimizin "fiyakası" bile fena halde bozulmuş durumda. Onları böylesine "acınacak" halde görmek, bu ülkede yaşayan birisi olarak elbette bana da mutluluk vermiyor. Ancak, tepemizde "yalancı pehlivan" gibi dolaşıp, ülkeyi dizboyu sefalete ve yasaklara mahkûm eden bu "28 Şubat figüranları"nın perişan haline sevinmiyorum desem yalan olur.

Türkiye'yi yasaklara boğan yasaları çıkarırken, neşenize diyecek yoktu. Halkın tepesine vurdukça, zevkten adeta "dört köşe" oluyordunuz, haydi kolaysa IMF'ye efelenin bakalım... Eğer o kadar güçlüyseniz, "28 Şubat kararları"nı IMF'ye de yutturun da görelim sizin nekadar kahraman olduğunuzu. Hem bakarsınız, uluslararası finans kuruluşları da "hidayet"e erer, 28 Şubat'ın faziletlerini bütün dünyaya ihraç ederler.

Benden söylemesi, önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz ki, öyle teker teker değil, hepiniz birlikte topluca "amuda kalkmadan" tek kuruş kredi alamayacaksınız. Elin ecnebisini de, Türk halkı gibi kandırabileceğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Önce, verdiğiniz "niyet mektubu"nda IMF'nin bütün şartlarını kabul ettiğinizi taahhüt edeceksiniz, sonra da sıkıyı görünce her zamanki gibi siyasi bir hokkabazlıkla kısa yoldan kaytaracaksınız. Yok öyle üç kuruşa beş köfte...

28 Şubat çarpsın ki, bu IMF'nin şakası yok. Adamlar, önce imza atıp ertesi gün kıvırtan bu siyasetçileri terbiyede kararlılar. Öyle, IMF komiseri önünde düğme iliklerken global, Anadolu'da nutuk atarken milliyetçilik numaraları satarak bu işin içinden çıkamazsınız.

Şimdi Türkiye'nin önünde iki seçenek var, ya kendi kültürel ve tarihsel kimliğini de reddetmeden global dünyanın ekonomik ve demokratik gidişatı doğrultusunda adam gibi adımlar atacak, ya da Avrupa Birliği'nden, IMF'den vazgeçip, ekonomide, siyasette ve demokraside "kapalı rejimler"in safında yer alarak kendi kaderine razı olacak.


9 Temmuz 2001
Pazartesi
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED