|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tırpan kadının omuzlarında
Ülkemizin ekonomik sıkıntıya düşmüş olmasından değil bu kadınların omuzlarında tırpanların oluşu.. Onlar ezelden beri, yani atadan kalma bir geleneğin esintisi.. Aslında yaptıkları işten de memnunlar.. Fakat benim anlayamadığım bir husus var; kadın tarlada kocasına yardımcı olur da erkek evine gelince mutfağa neden yaklaşmaz!. Bu da ayrı bir dramatik olay aslında. Erkek kadın olmadığı zamanlarda her işini kendisi görür ve mutfak işini de mecburen yapmak zorunda kalır, halinden de hiç müşteki değildir. Fakat kadın yanında olursa, mutfağa girip de görev paylaşımında bulunmaz.. Oysa, biraz önce tarlada beraber çalışmışlar, tırpanı, orağı beraber sallamışlardır. Erkekler nerede? Bu fotoğrafı Ankara'nın en ücra köylerinden birisinde, hanımların tarla dönüşünde çektim. Akla şöyle bir soru gelebilir, "Bu kadınların omuzlarında tırpan; belli ki ot veya ekin biçmeden geliyorlar; ya erkekleri ne alemde?.." Hayır hayır, düşündüğünüz gibi değil; erkekleri de başka bir iş yapıyorlardır mutlaka.. Yani "kadın çalışsın ben keyf çatlatayım" düşüncesi yoktur buralarda.. Belki de bu kadınların erkekleri şehirdedirler ve işlerinden izin alamamışlardır. Ama bir gerçek var; ne olursa olsun "kadına ağır işçilik yakışmıyor." Hayatın paylaşımı elbette çok güzel, tarlada da, bağda da, bahçede de kadınlı erkekli çalışmak yani hayatı paylaşmak artık bizim gelenek ve göreneklerimiz arasında yer almıştır, fakat her şeye rağmen kadın korunmalı ve kollanmalı; bu bizim Türklüğümüzün şanından, İslam inancımızdandır. Biz böyle gördük Evinin önündeki bahçede bir başka köy kadını ile karşılaşıyorum.. O da yüz günü olması nedeniyle şehirden gelip köylerindeki bahçe ve tarlası ile iştigal ediyor.. "Ne o hanımefendi iş size mi düştü?" dediğimde önceleri pek cevap vermek istemiyor ama, daha sonra bakınız neler söylüyor: "Kim kime ekmek aş veriyor?.. Baksanıza çalışmaya çalışmaya ülkemizi ne hale getirdiler!" Bu cevap karşısında şaşırıp kalıyorum doğrusu.. Bu köylü kadınının sözlerinden alınacak çok mesajlar var.. Çalışmak, çok daha fazlasıyle çalışmak.. Okumadan, çalışmadan yaşamak kimin hakkı?.. Şu mesaj çok önemli; "Çalışmaya çalışmaya ülkeyi bu hale getirdiler!" Kim bu çalışmayanlar? Elbette devlet dairelerine çöreklenip de 10 kişinin yapacağı işi 100 kişi olarak yapanlar, elbette sırtını devlet teknesine dayayanlar, elbette güğümünü devlet çeşmesinden dolduranlar, elbette karısıyle kızıyle, oğlu ile damadı ile devlet dairesinde çalışıp da hazır yiyenler.. Elbette potin bağını, ayakkabı boyasını bile devletin karşıladığı, ancak hiç de o devletin vatandaşlarının fikirlerine saygı duymayanlar ve elbette bu ülkeyi idare ettiklerini sananlar.
|
|
|
|
|
|
|