|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
11 Temmuz tarihli gazetelerde yer alan bir haberdi; ben burada Radikal'de yer alan biçimiyle söz konusu edeceğim. Gazete "FP'nin gerekçeli kararı eylülde" başlıklı haberinde, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in FP'nin kapatılmasıyla ilgili gerekçeli kararın eylül ayından önce Resmi Gazete'de yayımının zor olduğunu bildiriyordu. Bu gecikmenin nedeni (yine Başkan'ın açıklamasına göre) mahkemenin iş yoğunluğuydu. Af Yasası nedeniyle altı ayın sonunda mahkemenin önünde 400 dosya birikmişti. Radikal gazetesi okurlarına bu yeni bilgileri verdikten sonra şöyle devam ediyordu: "Mahkeme, tartışmaya neden olmamak için kapatma tarihinde FP'nin tüzelkişiliğini sona erdirirken, düşürme ve yasak kararlarının gerekçenin yürürlüğe girmesini benimsemişti." "Tartışmaya neden olmamak için"? Gördüğünüz gibi tuhaf, en azından hukuk terminolojisi dışında bir ifade. "Tartışmaya neden olmamak" gibi bir kaygı "özel hayat"ın her alanında tabii ki akla gelebilir; ama burada söz konusu olan husus Anayasa Mahkemesi'nin ülkenin anamuhalefet partisini kapatma kararı olduğuna göre, bu konuda da mı "tartışmaya neden olmamak" kaygısını taşıyacağız? Radikal'in haberinde yer alan "Mahkeme, tartışmaya neden olmamak için kapatma tarihinde FP'nin tüzelkişiliğini sona erdirirken, düşürme ve yasak kararlarının gerekçeli yayımıyla yürürlüğe girmesini benimsemişti" ifadesinde ikinci bir problem daha var. Gazete, FP'li iki milletvekiline yönelik "düşürme" kararının gerekçeli yayımla yürürlüğe girmesini "benimsemişti" diyor. Ne demek "benimsemek"? Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı (belki yeni bir "tartışmaya neden olmamak için"!) benimsemekle yetindiği bir karar değil ki.. Hepimizin bildiği gibi, "Partisinin kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebeb olduğu Anayasa mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer." (Anayasa/84. madde) Yani milletvekillerine ilişkin karar bir "benimseme" gibi epeyce öznel bir tercihin sonucu olarak değil, bir Anayasa emri doğrultusunda mecburen alınmıştır. Takdir edersiniz ki, biraz önce bizi ilgilendiren bölümünü aktardığım 84. madde de, Anayasa'nın birçok maddesi gibi çok muğlak bir ifadeyle kaleme alınmıştır. Şöyle ki: 84. madde, Anayasa'nın partisi temelli kapatılan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi için "gerekçeli karar"ın Resmi Gazete'de yayımlanmasını zorunlu kıldığını açıkça belirtirken, söz konusu milletvekillerinin mensubu olduğu partinin temelli kapatılmasının gerekçeli kararın yayımına bağlı olup olmadığı konusunu ortada bırakmış. Sanki "Çıkın işin içinden bakalım!" der gibi... Bir adım daha ilerleyelim ve şimdi de, Anayasa'nın parti kapatmaya yönelik maddelerini gözden geçirelim. Karar sonrası Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın imzasıyla yapılan başvuruda, mahkemenin "gerekçeli kararı"nı beklemeden partinin kararın verildiği tarihte tüzel kişiliğini kaybetmesinin Anayasa'nın 2, 6, 11, 153 ve 141. Maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştü. Çok yerinde, haklı bir itirazdı bu. Başvuruda sözü edilen maddelerden ilk üçü T.C.'nin bir "hukuk devleti" olduğuna ilişkin genel hükümleri içerdiği için, biz burada çok daha önemli olan son iki maddeyi gözden geçirelim: Kutan'ın başvurusunda da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 153. Maddesi, "gerekçeli karar" yayımlanmadan partinin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesinin mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Herşeyden önce maddenin son fıkrasında "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar" denilerek, Resmi Gazete'de "hemen" yayımlanmayan bir "karar"ın olamayacağını hükme bağlamıştır. Yani bir "karar"ın karar olabilmesi için bu vazgeçilmez bir şarttır. 153. maddenin birinci fıkrasından (benim izleyebildiğim kadarıyla) Kutan'ın başvurusunda söz edilmiyordu. Bu fıkra şöyle: "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz." Evet gördüğünüz gibi, bu fıkrada, kararlarda "gerekçe" şartı sadece "iptal kararları" için söz konusu edilmiştir. Nitekim, "gerekçesiz karar"ın yerinde bir karar olduğunu ileri sürenler de, 153. maddenin bu fıkrasına atıfta bulunmuşlardı. (Belki de, benzer bir şekilde, Kutan'ın "başvuru"ya bu fıkrayı dahil etmemesinin nedeni de budur.) Oysa, 153. maddenin birinci fıkrasını bu şekilde (yani "gerekçe"nin sadece "iptal kararları" için öngörüldüğü şeklinde) anlamak mümkün değildir. Çünkü, yukarda aktardığımız gibi, maddenin son fıkrası Anayasa Mahkemesi'nin "bütün" kararlarının Resmi Gazete'de "hemen" yayımlanmasını emretmektedir. Dolayısıyla, birinci fıkrada belirtildiği gibi sadece "iptal kararları" değil, hiçbir karar gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Açıklanamaz, çünkü hiçbir "karar" gerekçesiyle birlikte Resmi Gazete'de yayımlanmadan karar olamaz... Şimdi de isterseniz, 153. maddenin 1961 Anayasası'ndaki haline bir göz atalım. 61 Anayasası'nda 152. madde olarak yer alan "Anayasa Mahkemesinin Kararları" bahsinin ilk şeklinde sözünü ettiğimiz birinci fıkra daha kısa tutulmuş: "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir". 152. maddenin ikinci fıkrası da ilginç: "Anayasa Mahkemesi'nce, Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilen kanun ve içtüzük veya bunların iptal edilen hükümleri, karar tarihinde yürürlükten kalkar..." Görüldüğü gibi bu fıkrada da "gerekçe" sözcüğü hiç geçmemektedir. Ancak, 152. maddenin son fıkrası aynen 82 Anayasası'nda olduğu gibi, Mahkeme kararları "Resmi Gazete'de hemen yayımlanır" demektedir. Anlaşıldığı kadarıyla, "gerekçesiz" ve "Resmi Gazete'de hemen yayımlanmayan" bir Anayasa Mahkemesi kararı 61 Anayasası'nı kaleme alanların aklından bile geçmemiş! Fakat şunu da unutmayalım: 61 Anayasası'nın 152. maddesinin birinci fıkrası 1971'de getirilen değişiklikle şu şekle dönüşmüş: "Anayasa mahkemesinin kararları kesindir. Kararlar, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz." Yani bu öyle bir fıkra ki, 82 Anayasası'nda aynen korunsa, bugün itibariyle (14 Temmuz) Fazilet Partisi hâlâ hayatta olacak ve "Yeni yenilikliçiler"in katılımları henüz gerçekleşmemiş olacaktı! Yazı fazlasıyla uzadı; ama madem ki buraya kadar geldik, Kutan imzalı "başvuru"da sözü edilen 141. maddeyle ilgili de birkaç söz edelim: 82 Anayasası'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası aynen şöyle: "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." 61 Anayasası'nın 135. maddesinin son fıkrası aynen böyle buyuruyor.. Unutmayalım, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları..." Yani? Daha yanisi manisi kaldı mı?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |