T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Devlet, piliç ve pizza satıcısı oldu!.

Tamam, güzel.. İMF'den ikinci kaynak dilimi de geldi.. Dünya Bankası da, proje finansmanı için gerekli kredilere devam edecek..

Ama Türkiye'nin uzun ve ince yolu üzerinde, öylesine sorunlar var ki..

Her an, yeni bir krizle karşılaşabiliriz.. Her dakika, İMF, "bundan sonraki kaynak dilimlerini dondurdum" diyebilir..

Bu yüzden, hepimizin ve özellikle iktidarların, derslerini iyi çalışmaları gerekiyor..

İlle de, Washington'dan fırça yiyerek, "yine ihtar aldım" diye evine salya-sümük ağlar biçimde dönen haylaz öğrenci rolünü oynamamalıyız..

Birkaç "mesele"yi hatırlatalım..

Birincisi, bu İMF Programı, yani "dış kaynak", Kemal Derviş'in "varlığı"na bağlı..

Bunu bilelim.. Derviş'i yemek için bekleşen kurtlar konumundaki MHP'liler de, bunu bilmeliler..

Eğer İMF'nin parasal desteğine muhtaç isek, Bahçeli gider, Derviş gitmez..

Bazı MHP'liler şunu düşünüyor olabilir..

- Canım, Derviş'in burnundan getiririz.. Bu arada, kendi kadrolarımızı, belli etmeden, istediğimiz yerlerde koruruz.. Derviş de, sonunda bıkıp, kendisi istifa etmek zorunda kalır..

Bu, batan bir gemide "kamaram var" diye çıkar hesabı yapmaya benzer..

İkinci bir mesele şu..

Türkiye'de politikacılar da, bürokratlar da, denizin bittiğini görmeliler artık..

Bu bankacılık sistemi ile, bir yandan özelleştirme yaptığınızı ileri sürerken, öte yanda yoğun bir devletleştirme yapıyorsunuz..

Bakın işte, son olarak "Kentbank"a el koyuldu..

Sonuçta, Kentbank'ın olan "Kentucky Fried Chicken" ve "Pizza Hut"lar da, kamuya geçti..

"Devleti küçülteceğiz" derken, şimdi devlet "kızarmış piliç" ve "sucuklu pizza" satacak bu durumda..

Siz, Ecevit'in, patatesleri kıvamında pişireceğine inanıyor musunuz?

Bu da yetmezmiş gibi, bu bankalar sistemi ile, boşaltılmış bankaların bütün risklerini de kamu yükleniyor..

Öyle garip bir yasal yapı var ki, mesela "Etibank"ı devlet alıyor, ama Etibank'a göbeğinden bağlı "Sabah" gazetesi, Etibank kadrosunun yönetiminde, veya elinde kalıyor..

Hangi akıllı adam, bu çarpıklığı izah edebilir?

Yani, bankacılık sisteminde de, artık "iflas" olmalı diyoruz..

Cehennemi olmayan Katoliklik olur mu?

İflası olmayan bir "serbest rekabet" ve "serbest pazar" olabilir mi?

Neticede siz İMF'den 2-3 milyar dolar almak için, rezil oluyorsunuz.. Aynı sırada, boşaltılan bankaların riskini karşılamak için, 25-30 milyar dolarlık açığı üstleniyorsunuz..

Şunu söyleyelim..

Cavit Çağlar'ın Amerika'dan kelepçeli gönderilmesi de, Öcalan'ın Kenya'da Türkiye güvenlik güçlerine teslim edilmesi de, aynı gerçeğin ifadesidir..

Türkiye'nin bütün "iç meseleler"i, artık dünyanın "ortak sorunlar"ı arasına girdi..

Buradaki kıytırık bir politikacı, buradaki müflis işadamının zararını devlete yükleyecek.. Bunun faturasını da, İMF veya Amerika ödeyecek..

Bunu, aklınız alıyor mu?

Bir adamı, arkadaşı, yeni açtığı ayakkabı dükkanına çağırmış.. Adam dükkana girmiş.. Hemen karşısına iki kapı çıkmış.. Kapılardan birinde "bağcıklı ayakkabılar", diğerinde "makosenler" yazılıymış.. "Makosen"ler kapısından geçmiş.. Karşısına yine iki kapı çıkmış.. "Siyah ayakkabılar", "Kahverengi Ayakkabılar" yazıları varmış kapılarda.. "Kahverengi" kapısından geçmiş ve kendini sokakta bulmuş..

Dükkanın sahibi olan arkadaşına gitmiş..

- Yahu.. Ne biçim dükkan açmışsın? Bir ayakkabı alamadım, demiş..

Arkadaşı gülmüş.. Övünerek,

- Ama ne organizasyon değil mi, demiş..

ŞAKA

Utanmak anlamsız!.

Hürriyet'teki yazısında Serdar Turgut, utanarak, "Bize Ara Dönem Hükûmeti Gerekir" demiş..
Turgut'un galiba bir hatası var..
Zaten bu Ecevit'li, Yılmaz'lı, Bahçeli'li koalisyon, bir "Ara Dönem Hükûmeti" değil mi?
Halimize bakın..
"İki arada, bir derede" kalmadık mı?

BULGARİSTAN

Olmayan krallıkta, kral değişti!.

Komik şeyler oluyor dünyada..
Bulgaristan'da, krallık falan kalmamış..
Ama "2'nci Simeon" diye biri, "Ben Bulgar kralıyım" diye, 50 yıldır iddiasını sürdürüyor..
Sonunda gerçeği anladı ve yaşadığı İspanya'dan dönüp, Bulgaristan seçimlerine, bir hareketin başında katıldı..
Seçimi de kazandı..
Yani Başbakan oluyor..
Ama bu "krallık meselesi" de, adamın kafasına takılmış..
Ya başbakan olacak, ya da sanal krallığını sürdürecek.. Hem "kral", hem "seçilmiş başbakan" olunamaz ki..
Kendine göre ustaca bir yol bulmuş..
Oğlu Kiril'e devretmiş tahtını..
Bundan sonra, şöyle diyecek..
- Ben Başbakanım.. Oğlum da kral!.
Bence, daha gerçekçi davranabilirdi..
- Ben Başbakanım, oğlum Dışişleri Bakanı, torunum da Kral, diyebilirdi..
Hiç unutmayalım.. Eski bir deyiştir..
- Sonunda dünyada iki kral kalacak.. Biri İngiliz tahtında, diğeri iskambil kağıtlarında, denilir..
İngiliz tahtının geleceği bile, şüpheli şimdi..


14 Temmuz 2001
Cumartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED