T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Milletin canı burnunda

Milletin canı burnunda; ha çıktı ha çıkacak!
Görmek istemeyen kör, duymak istemeyen sağır!
Milletin sıkıntıları karşısında, insaflıca düşünüp taşınmak ve gereğini yapmak bir yana, Bülent Bey'in yanlışlıkla da olsa "millet" dediğini duymadım. Bir defa bile...
Kendileri hep "ulus" demektedir.
"Türk ulusu, Türk ulusu..."
(Hatırlarsanız, bir de "Bülent Ulusu" vardı.
Fakat o şimdi konumuzun dışında.)
* * *
Bülent Bey, güven bunalımının had safhada olduğu şu günlerde, merdiven önünde yaptığı açıklamada tam tersini söylüyor:
"Güven bunalımından söz etmek büyük bir haksızlıktır."
Neden, niçin, nasıl diye sormanın anlamsızlığını kabul edin.
"Çünkü ben kendime güveniyorum" buyurabilir.
Yetmezse, şunu da eklemesi muhtemel:
"Bana Rahşan da güveniyor."
* * *
Ekonomik problemler karşısında "Elimizden geleni yapıyoruz" açıklamasında bulundu.
Elinizden geleni yapmanız, kimseyi tatmin etmedi bayım.
Hani o alışılagelen söyleyişle, piyasaları da rahatlatmadı bu sözünüz.
Elinizden gelen buysa, işimiz var demektir.
İsterseniz, bir de "ayağınızdan geleni" yapmayı deneyin.
Kısacası, çekin gidin!
Gidin, belki dönüşünüz muhteşem olur.
Tabii, eğer öyle bir ihtimal varsa!..

Tütüncüye destek

"Tütün yasası" denilen kanunla ilgili olarak sadece Ankara'da tartışmalar yapılmıyor. Memleketin her köşesinde; kahvelerde, evlerde bu gibi konuların ilk sıralarda olduğunu tahmin ediyorum.

Karşı çıkan var, taraftar olan var.

Geçenlerde bir masa etrafında toplanmış, Türk tütününün ve tütün üreticisinin durumunu tartışıyorduk.

Çoğunluk değil, orada bulunanların tamamı, üreticinin zorda bırakılmaması gerektiğinde birleşiyordu.

Türk tütünü şöyle değerli, böyle kaliteli, köylünün cebine daha çok para girmeli türünden nutuklar atılırken, masadaki sigara paketleri içinde sadece bir paket sigara yerliydi.

Beş paket ise yabancı.

Yalanım varsa gözüm çıksın.

Buluşma

Birkaç gün önce, içinde "M. Altan'ın da yazmasını isterim" cümlesi geçen bir yazı yayımlanmıştı burada.
Aynı gün Mehmet Altan telefonla aradı.
"Hiç belli olmaz" dedi, "Dünya hali bu; bakarsın bir gün bir yerde buluşuruz."
Neşeliydi hoca.
Aynı neşeyi bize de yansıttı.
"Her gazeteye bir Altan" kampanyası başlatsak nasıl olur diye düşündüm.
Ve buluşma konusunu, dünyanın haline bırakmasak da yakında bir gün buluşsak nasıl olur?
Taksim'de mesela. Yahut Beyazıt civarında.

Kriz

Dünya hakikaten yuvarlak arkadaşlar! Baksanıza Arjantin'deki kriz, bize dokunuyor.


14 Temmuz 2001
Cumartesi
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED