T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Her yer karanlık

Yenilikçiler, basını dolaşıyor. Sabah ve Hürriyet'te görüşleri çıktı. Herhalde hemen ertesi günkü durakları, Akit, Zaman ve Yeni Şafak olacak. Ancak böyle davranırlarsa, "mavi kan" taşıdıklarını ispat hevesiyle, "zencileri" görmezden geldikleri gibi yanlış bir kanaatin doğmasına yol açmazlar

Son derecede hassas olan dengeler içinde, hatalı izlenim yaratmaktan dikkatle kaçınmak gerekir. Biz, Tayyip Erdoğan'ın da, Bülent Arınç'ın da, Abdullah Gül'ün de hakiki düşüncesini biliyoruz. Bu sebebten dolayı güvenimiz sarsılmaz. Ama, başka çevrelere sevimli görünürken, ana ilkelere sımsıkı yapışıldığı muhakkak belli edilmeli.

Öncelik millet mi, güç odakları mı? Mesela RTÜK yasası yeniden Meclis gündemine taşınırsa, Hürriyet'in ricaları kabul görecek mi? Televizyon sahiplerinin devlet ihalesine girmeleri karşısında ne gibi bir tavır alınacak? Veyahut, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Etibank ile nasıl bir pazarlık yürütüyor? Bir ziyaretin yüzü suyu hürmetine gözler perdelenecek mi?

Doğru ama eksik

Abdullah Gül fevkalade doğru sözler söylemiş. "Biz din partisi değiliz, sadece dindarların da partisi değiliz. Biz, siyaset yapan dindar insanlarız" demiş. Bu doğru. Bir siyasi partinin görevi, dini yaymak olamaz. Bir siyasi parti, ancak, dindarların önündeki engelleri kaldırmaya çalışabilir.

Ama, eğer bir kısım vatandaşın, din ve vicdan hürriyetinin hakkıyla uygulanmaması sebebiyle sıkıntısı varsa, bu bir siyasi talep olarak politika hayatına yansır. Ve siyasetçiler, buna sahip çıkarlar. Böyle bir tavır, dini istismar anlamı taşımaz. Özgürlüklerin genişletilmesi manâsına gelir.

Keşke, Abdullah Gül, bunları da söyleyebilseydi. Belki söyledi de Sabah'ta eksik yayınlandı.

Doğru, "Türban öncelikli sorun değil." Yani, yeni kurulacak parti, bir başörtüsü partisi olmayacak. Ama, gazetecilerle konuşulurken, başörtülü kızların uğradığı mağduriyet de öncelikle dile getirilmeliydi.

Gül, "Bundan sonra başörtülü milletvekili Parlamentoya giremez" derken, Anayasa Mahkemesi'nin kararını tartışmıyor bile. Merve Kavakçı'ya haksızlık yapıldığını da söylemiyor.

Kısacası, Abdullah Gül iyi konuşmuş ama eksik konuşmuş. Tekrar edelim, belki de verdiği mesajlar tam olarak okurlara yansıyamadı.

Uyarmak isterim: Eğer, yenilikçiler, "Sütten ağızları yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyeceklerse" milleti bir kere daha hüsrana uğratmaları ihtimali ile karşı karşıya kalırlar. Ve yazık olur.

Çünkü onları, midesinden menfaat odaklarına bağımlı medyanın itici gücü değil, millet, iktidara taşıyacak. Yenilikçi ekip, yarınlarını ipotek altına almayacak biçimde görüşmelerini tanzim etmek zorunda. Kendilerini sadece millete beğendirsinler, yeter!

Yasak meselesi

Herhalde önümüzdeki günlerde, Anayasa Mahkemesi, Hasan Celal Güzel'in siyasi yasağı olmadığı kararını verecek. Tayyip Erdoğan'ın yasağının da kalkmasıyla birlikte, yenilikçiler koşarak yollarına devam edecekler. Bence, Türkiye için tek alternatif bu ekip.

Güzel ve Erdoğan hakkında talihsiz bir karar çıksa dahi, sonuç değişmez. Bir kere, yeni oluşumda, hiçbir koltuk kavgası yaşanmaz. Ya, Abdullah Gül, ya da Bülent Arınç Genel Başkan olur. Anayasa Mahkemesi, yasağı sürdürürse, sadece bir başka utanç ile başbaşa kalır. O kadar.

Bir defa da, muhterem hakimler, dünya aleme yasakçı ve statükocu olmadıkları gösteriversinler.

Seçim geliyor

Seçime hazırlıklı olun. Böyle bir siyasi yapı, daha uzunca bir süre bu ekonomiyi taşıyamaz.

Bazı rakamlar vermek isterim:

2001 yılı için, borçları çevirebilmek için, 80 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç vardı. Bunun 9 - 10 milyar doları bütçeden tasarruf ederek sağlanacak, 2.5 milyar doları özelleştirmelerden elde edilecekti. 15 milyar dolar kadarı, İMF ve Dünya Bankası'ndan gelecekti. Geldi ve gelmeğe devam ediyor. Demek, yıl başı projeksiyonuna göre, mevcut borçların idamesi ve ilave ihtiyaç için piyasadan en az bu yılın bütününde, 50 milyar dolar civarında borç almak gerekiyordu. Faizler yükseldikçe ve vadeler kısaldıkça, kaynak ihtiyacı daha da artıyor.

Burada manivela güven unsuru. Takas ile, borcun bir bölümü, döviz cinsine çevrilerek uzun vadeye yayıldı. Baskı azalınca, faizler düşer sanıldı. Ama, hükûmet ortaklarının tepişmesi, Derviş'e ayak oyunu yapmak gibi çocukça gayretler, ardından gelen İMF dayatması hepten moralleri bozdu. Kimse bir adım önünü göremiyor.

Yenilikçi ve gelenekçi partiler oluşunca, sonbaharda, seçim kaçınılmaz olacaktır. Her zaman seçim çözüm değildir ama bu kadar güven kaybının bulunduğu bir yerde, temiz bir sayfa açma zamanı gelmiştir.

Önce bir seçim hükûmeti kurulur, Siyasi Partiler Yasası'nda gereken değişiklikler yapılır. Sonra da seçmene gidilir.

Ancak o zaman, ufukta bir nebze umut belirecektir.

TRT'de seçim

Lâf seçimden açılmışken TRT Genel Müdürü'nün seçiminden de söz etmek isteriz. Kadere bakın, TRT'den sorumlu bakan Yılmaz Karakoyunlu, bir zamanlar TRT'yi eleştirip, RTÜK'ü, bu kurumu uyarmaya davet ediyordu. (5.2.2001 Sabah)

Mevcut Genel Müdür Yücel Yener gene aday. Herhalde, Karakoyunlu tercihini ondan yana kullanmayacaktır. Artık yıllanmış kadroların yerini, istikbal vaad eden isimlerin alması gerekmez mi? RTÜK yasası Meclis'te görüşülürken, sırf Yücel Yener için bir hüküm sıkıştırılmıştı maddelerin arasına : Genel Müdürün seçimi, yeni Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun oluşabilmesi için erteleniyordu. Radyo Televizyon Kanunu Çankaya'ya takılınca, şimdi mecburen adayları mevcut Kurul tesbit ediyor.

RTÜK üyelerine sadece bir tek söz söylemek isterim: Yücel Yener'in aday olarak gösterilmesi, onun, Bakanlar Kurulu tarafından yeniden seçilmesi ve yolsuzluk iddialarının üzerinin örtülmesi anlamına gelir. TRT'nin özel televizyonların rakibi olabilmesi için, her şeyden çok, yönetim zaafından kurtulmaya ihtiyacı var.


14 Temmuz 2001
Cumartesi
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED