|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TRT-2'deki söyleşisinde, ne demiş koalisyonun lideri? -Türkiye'de bozuk düzenden çıkar sağlayan çevreler, İstanbul'da yoğunlaşmış durumda.. Ankara ise, devletin bakış açısının geçerli olduğu yer.. Madem ülkenin başbakanı bu teşhisi koymuş durumda. Ve biliyoruz ki, bu "devletin bakış açısı" da, ciddi bir "iç tehlike" konumunda.. O kadar ki, "devletin bakış açısı"nı etkisiz kılmak için, "dışarıdan" bile müdahale edilmiş.. İMF'si, Washington'u, Kemal Derviş'i ve aklınıza gelen bütün güçleri kullanarak, Ankara'nın ekonomiden elini çekmesi için, çalışmalar yapıyor dış dünya.. İkilem ortada.. İstanbul "çıkarcılar"la dolu. Ankara'da da, "kökten-devletçilik" var.. Bu durumda, Ankara ile İstanbul arasında, "temiz bir yeri" seçsek.. Ankara yine başkent kalsın.. İstanbul da, çıkarcılığına devam etsin.. Ama seçeceğimiz bu "3'üncü kent"e, Ankara ve İstanbul'u simgeleyen isimler ve kurumlar girmesin.. Ankara'da, yine koalisyon liderlerinin zirveleri, Bakanlar Kurulu toplantıları, partilerin genel kongreleri ve bürokrasinin "üst-kurullar"ı devam etsin. Ancak bu 3'üncü baş-kente, bunlar giremesin.. Örneğin Osman Durmuş, hemşirelerle "bekaret sorunu"nu, Ankara'da tartışsın.. Ecevit, Sema Pişkinsüt'ün susturulmasını, Ankara'da sessizce izlesin.. Hüsamettin Özkan, Cumhurbaşkanı'na "nankör kedi" diye Ankara'da bağırsın.. Mesut Yılmaz, özelleştirme pazarlıklarını ve ihale alış-verişlerini, Ankara'da yapsın.. "Andıç"lar Ankara'da yazılsın, örtülü darbe projeleri Ankara'da üretilsin.. İstanbul'daki banka hortumlamalarının raporları, Ankara'da ört-bas edilsin.. Ama bulacağımız 3'üncü baş-kente, böyle kötü alışkanlıklar sokulmasın.. Buraya gelecek devlet ve hükûmet büyükleri, benzin ve bakım harcamaları, İMF tarafından karşılanan, manda-kasa kırmızı plakalı Mercedes'lerini, bu kentin sınırlarına sokmasınlar. "Ankara Müteahhitleri", devlet-gökdelenlerini, bu kentte dikmesinler.. Bir kanalı sürekli at-yarışı, bir kanalı sürekli arşiv görüntüleri, bir kanalı da sürekli içi boş demeçleri yayınlayan TRT'nin yönetimi, bu "3'üncü başkent"ten yapılmasın.. Ama yine de bir sorun var.. Acaba "milli bayramlar", bu yeni baş-kentte nasıl kutlanmalı? Bir hikaye anlatılır ya.. Cumhuriyet Bayramı'nda Hipodrom'da geçit töreni yapılıyormuş.. Önce tanklar, sonra zırhlılar derken uzun menzilli füzeler geçmiş.. Arkadan 30-40 kişilik bir grup, yürüyerek geçmeye başlamış.. Bunlar, lacivert, siyah elbiseli, koyu renk kravatlı, siyah bağcıklı ayakkabılı adamlarmış.. Şeref tribünündeki İMF temsilcisi, yanındaki yerli yetkiliye sormuş.. -Ağır silahları, tahrip gücü yüksek savaş araçlarını anladım.. Bu koyu renk giysili siviller kim peki? Yerel yetkili gülmüş.. -Bunlar, tahrip gücü en fazla olan silahlarımız.. Bunlar yüksek bürokratlarımız, demiş.. Sahi.. Bu kentte, milli bayramları nasıl kutlamalıyız? ŞAKA
Çağ-dışı hikaye..
Nasreddin Hoca'nın hanımları kavga ediyormuş.. Sonunda Hoca'ya gelip, sormuşlar..
SAADET ORTADA
Herkes çok çalışmak zorunda..
Tayyip Erdoğan'ın "yenilikçi"leri de, Recai Kutan'ın "Saadetçiler"i de, siyaset yaşamının çok ciddi bir sorununu yine gündeme getiriyor.. Bu sorun "temsil" sorunudur.. Gerçekçi olalım.. Şu anda, Türk seçmeni "oy vereceği" değil "asla oy vermeyeceği" partileri saptamış durumda.. Bu yüzden en büyük parti, "kararsızlar partisi"dir.. Arkasından da, bölünmeden önceki "Fazilet", Türkiye'de temsil gücü en fazla olan parti durumundaydı.. Diğerlerinin hepsi, barajın iyice altlarındaydılar. Şimdi "temsil gücü" en fazla olan siyasi oluşum da, ikiye bölündü.. Keşke şu Fazilet'in son kurultayında, Abdullah Gül, genel başkan seçilebilseydi.. Keşke, Erbakan sadece "manevi lider" kalabilseydi ve eskisi-yenisi ile, Milli Görüş, birlik içinde, değişimi ve yenilenmeyi başarabilseydi.. Ama Türk siyasetinin toplum mühendisleri, görevlerini hiç aksatmadan sürdürüyor.. Şimdi herkes barajın altında görünüyor.. Çalışan kazanacak..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |